'Zirve katillerinin çıkması gayri müslimlere gözdağıdır.'

Zirve katliamı katillerinin serbest bırakılması ardından, Türkiye’de Hristiyan kiliselerinde derin bir tedirginlik olduğu anlaşılıyor.

Taraf’tan Sümeyra Tansel’in haberi:

Semir Serkek, Zirve katliamında öldürülen Necati Aydın ve Uğur Yüksel’in yakın arkadaşı. Aynı zamanda Bahçelievler’de bulunan Lütuf Kilisesi’nin de pastörü. Serkek bir apartmanın zemin katında bulunan depodan bozma bu kilisede Pazar günleri az sayıdaki cemaatine vaaz veriyor.

Bu küçük mekan Serkek’in 2012’de yaşadığı saldırının ardından altı ayrı kamerayla izleniyor. Bütün yaşanalara rağmen umudunu koruyan Serkek, kilisenin tabelasına bile tahammül edilmediğini, tabelanın kimliği belirsiz kişilerce üç kez kırıldığını söylüyor. Serkek’le Zirve katillerinin serbest bırakılmasından sonra ne hissettiklerini konuştuk:

“Malatya olayı özel bir durumdu. Malatya katliamında yargılananlar zanlı değil, suçüstü yakalanmışlar. Bıçaklar ellerinde, kanları üzerinde yakalanmışlar. Suçüstü yakalanan bir kişinin bir şerhle bu kanundan yararlanması önlenebilirdi. Kanun maddesinde suçüstü yakalananlar bu kanundan yararlanmaz denilmiş olsaydı, bu hükümetin iyi niyetli olduğuna inanırdık. Suç işleyen insanı ona gerekli ders verilmeden, rehabilite edilmeden serbest bıraktığınızda o suçu yeniden işleme ihtimali çok yüksektir. O zaman bunların suç işlemeyeceğini kim söyleyebilir? Yarın suç işlerlerse bunun hesabını kim verecek?

‘Açık söylüyorum çok rahatsızız. Tedirginlik yaşıyoruz. Huzursuzuz. Bu huzursuzluk da direkt sahsımıza ait değil. Acaba yine bazı kardeşlerimize zarar verirler mi huzursuzluğu. Malatya’daki aileler ikinci kez zarar görürler mi diye endişeleniyoruz. Çünkü unutmayın ki değerli kız kardeşimiz (Suzanne Geske) çocuklarıyla beraber orada yaşıyor. Orada bir cemaat var şimdi, tekrar saldırı düzenlenir mi? Oradaki kardeşlere tekrar bir gözdağı verilir mi? Sadece orası da değil; Anadolu’nun muhtelif yerlerindeki kiliselere zarar verilir mi? İstanbul’da ne olur? Böyle çok şey var.’

‘Zirve katillerinin çıkması aslında gayri müslimlere farklı bir gözdağıdır. Ciddi bir istismardır. Eğer can ve mal güvenliğini hissetmiyorsan ve aileni, onurunu korumak istiyorsan ne yaparsın? Bir şeylerden vazgeçersin, tarih içinde bu yapıldı. Her şeyi bırakıp gittiler. Şimdi yeni bir göç hazırlığı yapmak istiyorlar. Yani bir şekilde Türkiye’de var olan Hıristiyanların göç ettirilmesi.’

‘Dün kendi aramızda bir konuşma yapıyoruz. Bir genç diyor ki ‘Ben şimdiye kadar böyle bir şey düşünmemiştim. Ama şimdi burada hayat kalmadığını düşünüyorum.’ Neden? Genç, evli bir adam çocukları için kaygı duyuyor. 2012’de 7 nisanda Paskalya bayramımızdan bir gün önce, ben de çok ciddi bir tehlike atlattım. Kapıya tekmelerle vurdular, açmamı istediler. Kapıyı açtığımda dört tane genç gördüm karşımda, kiliseye girmek istediler, yarın gelin şimdi müsait değilim deyince de “Kelime-i Şehadet getir” dediler. Ben de ‘oğlum siz ne yaptığınızın farkında mısınız? Ben de bir camiye girsem ve bir hocaya böyle söylesem olur mu’ diye sakinleştirmeye çalıştım. O sırada biri “n’olcak lan getir yoksa geberirsin” dedi. En sonunda biri göğsüme tekmeyi indirdi. Ondan sonra küfrederek kaçtılar. Bu haber o gece bütün dünya basınına yayıldı. Şimdi en ufak bir olayda polise haber veriyorum. Olaydan sonra Bahçelievler Emniyet Müdürlüğü’nden gelen bir emniyet amiri bana “Beyefendi, boş ver bunlar çocuk” dedi. Bunun üzerine, ‘Ogün Samast da çocuktu” dedim.”

 

 

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *