Yunanistan krizini anlamak için: sorular ve cevaplar

Vedat Özdan, T24’e yazdığı yazıda, Yunanistan’daki hayati referandum öncesinde, krizle ilgili akla gelen her soruya yanıtlar aramış:


1) Yunan ekonomisinin durumu neden kötü? 

Çünkü Yunanistan borçlu bir ülke ve borcunu çeviremiyor. Dünyanın en borçlu ülkesi Japonya. Borç / GSYH oranı bakımından Japonya’dan sonra Yunanistan (yüzde 177) geliyor.

2) “Yunanistan’da halk çalışmıyor hep siesta yapıyor” diyorlar, doğru mu?

Doğru değil. Yunan halkı çok çalışıyor. Bir işçinin ortalama yıllık çalışma saati bakımından yapılan sıralamada Yunanistan OECD ortalamasının çok üstünde. OECD ortalaması yıllık 1.788 saatken Yunanistan’da yıllık 2.037 saat. Yunan halkı Alman halkından da daha fazla çalışyor, bizden de.

3) Peki, neden borçlarını ödeyemiyorlar? 

Çünkü Yunan işçisi verimsiz çalışyor. Bir saatlik iş sonucunda yaratılan katma değer bakımından Yunanistan Avrupa Para Birliği’nin (APB) ve OECD’nin çok çok altında.

4) Yunanistan’da verimlilik neden düşük? 

Çünkü Yunanistan hizmet sektörüne bağımlı bir ülke. Ayrıca Yunanistan’da devlet büyük.

Yunanistan’da devlet mevzuat çıkarma bakımından öncü durumda. Yeni mevzuat demek, yeni kamu otoritesi ve/veya mevcudun iş yükünün artması ve yeni eleman ihtiyacı demek. Zaman içinde kamunun büyümesi, kamuya sürekli işçi alımı demek. Kamudaki iş yükünün ekstradan artmasının bir nedeni biraz da AB mevzuatına uyum elbet.

Yunanistan’da da siyasiler bizdeki gibi kamuya eleman almayı seviyorlar. Aynı zamanda Yunan halkı daha yüksek ücret ve sosyal olanaklar için grev ve lokavtı da seven bir halk. Bu anlamda AB ülkelerinden açık ara Yunanistan’da daha fazla genel grev oluyor.

Devlet büyük olunca ve mevzuat fazla olunca elbette yolsuzluk da oluyor. Yunanistan “2014 Yolsuzluk Algısı Endeksi”nde Romanya ve İtalya’dan sonraki en kötü AB ülkesi.

Dahası var: Yunan halkının ortalama emeklilik yaşı OECD ortalamasının altında. “Yaşlı bağımlılık oranı” bakımından AB’nin en yüksek oranı İtalya’dan sonra Yunanistan’da.

Kayıt dışı ekonomi OECD ortalamasının tam iki katı. Yunanistan’da kayıtdışı ekonomi GSYH’sının yüzde 22.4’ü. Sayıları, kriz sonucu kapanan işyerleri nedeniyle hızla azalmasına rağmen Yunanistan’da KOBİ’ler kayıtdışılığın en önemli nedeni. Çünkü KOBİ’ler nakit alım–satım yapıyor. Bu da kayıt dışına çıkmayı kolaylaştıran bir etken.

Sigorta prim oranı, KDV, gelir ve kurumlar vergisi oranları ve devletin çalışma şekli nedeniyle Yunanistan, iş yapma kolaylığı bakımından özgür olmayan ülkeler kategorisinde. Yunanistan, 2015 Ekonomik Özgürlük Endeksinde dünya 130’uncusu.

5) Yunanistan ekonomisinin temel sorunu nedir, ne zaman başladı?

Yunanistan ekonomisindeki sorunun kaynağında ülkenin yapısal sorunları ve bu sorunların artmasına neden olan APB üyeliği var.

Yunanistan GSYH’sının yüzde 80’i hizmet sektörü, yüzde 16’sı sanayi sektörü, yüzde 4’ü tarım sektöründen geliyor. Turizm sektörü, GSYH’sının yüzde 18’ine tekabül ediyor. İstihdamın yaklaşık yüzde 25’i turizm sektöründe.

Yunanistan’ın ihracat kapasitesi düşük. Sanayisi olmadığı için ithal girdi, ara malı vesaire kapasitesi de düşük. Dışa açıklık oranı bu nedenle AB ortalamasının altında bir ülke.

Dünya ticaret hacmi daralınca taşımacılık sektörü de bundan olumsuz etkileniyor.

APB’ye üye olmak için Maastrich kriterlerinden olan yüzde 60 borç oranı ve yüzde 3 bütçe açığı üst sınırlarına uymanız lazım. Bu zorunluluk halen devam ediyor. Ancak uymayana yaptırım ya yok, ya da caydırıcı değil.

Yunanistan 2001 yılında APB’ye girdi ve avro kullanmaya başladı. Peşi sıra Yunanistan ekonomisi hızla büyüdü. APB’ye üye olunca avro kullanıyorsunuz ve kullandığınız paranın değerini siz belirleyemiyorsunuz. Sistemin içindeyken, bizde olduğu gibi tasarruf açığınız artınca, yani cari açık ve/veya bütçe açığınız artınca, ulusal paranız değer kaybetmiyor. Çünkü politik riskiniz kolayca artmıyor. Yunanistan’da son 6 yıldır bir sürü hükümetler kuruldu ama enflasyon yükselmedi. Ülkenize kur riski olmadan sıcak para geliyor. Böyle olunca ithalat yapmak ve kamu harcaması yapmak kolaylaşıyor. Vergi toplamak için ekstra çaba serfetmeniz, bizim gibi “aman ihracatımızı nasıl artırırız” çabasına düşmeniz gerekmiyor. Ekonomik dengelerinizdeki bozulmaları görmüyor ya da görmek istemiyorsunuz.

Avrupa Merkez Bankası (AMB) yıllarca EUR/USD partisenin yüksek olmasını istedi. Çünkü yüksek partite sanayisi güçlü, ihracatçı firmaları fazla ve tasarruf fazlası olan Almanya’nın lehine çalışıyordu.

Yunanistan, diğer APB ülkeleri gibi para politikasında (kur politikası dâhil) AMB’ye bağımlı bir ülke. Gümrük Birliği ve Tek Pazar kuralları gereği dış ticaret politikası araçlarında da bağımlı bir ülke. Böyle olunca ülkenin tasarruf açığı var, ama ithalatını kısıtlayamıyor. Açık artıyor, ama parası değer kaybetmiyor. APB ülkeleriyle dış ticaret yaptığı sürece TARGET2 nedeniyle temerrüd riskini Avrupa Merkez Bankası (AMB) alıyor. O nedenle Almanlar hiç korkmadan Yunanlılara mal satabiliyor.

Yunanistan krizinin arkasında 2008 küresel krizi var. 2001 yılında avro kullanmaya başladıktan sonra başlayan kolay büyüme dönemi 2008 krizinden sonra bitti. 2008 krizinden sonra Yunanistan Avrupa Borç Krizinin merkez üssü oldu. 5 Kasım 2009 günü seçimlerden başbakan olarak çıkan George Papandreou, hükümeti kurar kurmaz o yılın bütçesinin yüzde 12.7 olacağını söyledi. Herkes şaşırdı. Çünkü iktidardan devirdiği sağ hükümet bütçe açığının yüzde 3.7 olacağını söylemişti. Arada üç kat fark vardı. Sonra anlaşıldı ki Yunanistan borç ve açık istatistiklerini olduğundan çok dah az raporlamış. Yani kendisine borç verenleri ve AB’yi kandırmış.

Bu durum Yunanistan’ın finansal durumunun aslında göründüğünden çok kötü olabileceği endişesi yarattı. Ülke notu çöpe düştü ve borcunu çeviremez oldu. Finansal alrm zilleri çalmaya başladı. Daha sonra Yunanistan finansal piyasalardan borçlanamaz oldu. 2010 ilk baharında iflasa sürüklendi ve yeni bir finansal kriz çıkabilir korkusu başladı. O zaman Yunanistan daha çok APB üyesi ülkelerin (Almanya ve Fransa başta) bankalarına borçluydu. Yeni bir kriz çıkmasın vdiye IMF, Avrupa Merkez Bankası ve Avrupa Komisyonu Yunanistan’a ilk yardım paketini sundular. Bu üç kuruma daha sonra “Troika” dendi.

Yardım paketi toplamda 240 milyar avroydu. Bugünkü kurla yaklaşık 265 milyar dolar. Yardım paketi sıkı bir mali disiplin koşuluna bağlıydı. Yani, vergi gelirlerinin artması, harcamaların kısılması ve kamu emlakinin özelleştirmesi gerekiyordu. Aynı zamanda Yunanistan’ın devlete çeki düzen vererek ekonomisini düzeltmesi, vergi kayıplarını önlemesi ve Yunanistan’ı daha kolay iş yapılır hale getirmesi gerekiyordu.

2010 yılında ilk borç yeniden yapılandırması yapıldıktan sonra Yunanistan sürekli kemer sıktı. Beş yıl içinde işsizlik oranı neredeyse üçe katladı. GSYH’sı 100 milyar avro düştü. Sıkı önlemlerden sonra temel açık aynı yıl fazlaya dönüştü. Ancak ekonomi o kadar küçüldü ki temel açık yeniden yüzde 2’nin üzerine çıktı.

Yunanistan kemer sıkmakla uğraşırken Avrupa ülkeleri başta olmak üzere dünya ekonomisinde “sürekli durgunluk” sorunu vardı. Birçok ülke resesyondaydı. Dünya ticareti düşünce Yunanistan taşımacılıktan para kazanamaz oldu. Kriz nedeniyle turizm gelirleri azaldı. İhracatı düştü. Kemer sıkıcı önlemler de zamanlama itibariyle Yunanistan’ın toparlanmasına yardımcı olmadı. Netice itibariyle AB’nin en borçlu ve en zayıf ekonomisi olarak en büyük acıyı Yunanistan yaşadı.

Bu arada şunu da söyleyelim: eğer avro yerine drahmi kullansaydı küçülen ekonomisini canlandırmak için para basardı. Drahmi değer kaybeder ve Yunanistan ihraç mallarının döviz cinsinden fiyatı düşerdi. Bu da ihracatı olumlu yönde etkileyerek ülkenin tasarrufu açığının azalmasına yol açardı. Ancak yukarıda da söylediğimiz gibi Yunanistan’ın dışa açıklık oranı düşük. Yani işin çözümü bizdekinden çok daha zor.

Yunanistan’da borç oranı yüzde 177. Bu oranı düşürmek için kreditörler baskı yapıyor. Tasarruf demek, daha az harcama ve daha fazla vergi demek. İthalatı kısıtlama hakkkı olmadığı ve ihracatı da artıracak potansiyeli (sanayi üretimi GSYH’nın yüzde 15’i) olmadığı için Yunanistan’ın elinde sadece maliye politikası kalıyor. Kemer sıktıkça ekonomi büyüyemiyor ve gelir yaratamıyor. İş daha da kötüleşiyor.

Çözüm olarak Yunanistan “harcamaları daha az kısayım, vergileri daha fazla artırayım, bırakın biraz büyüyeyim ve nefes alayım” diyor, ama kreditörler “vergiyi artırısan büyüyemezsin, toplayamadığın sosyal güvenlik primlerini, vergi gelirlerindeki kayıp ve kaçağı önle, özelleştirme yap”, diyor.

6) Peki, 240 milyar avroya ne oldu?

Devamını okumak için lütfen tıklayın.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *