'Yenikapı Ruhu', OHAL kılıklı faşizmin ebesi değilse, acaba nedir, ey CHP?

Önceki NAR bloglarımdan birinde, AKP’nin OHAL’den bundan böyle kolay kolay vazgeçmeyeceğini ayrıntılarıyla yazmıştım.

OHAL’den çıkış yok artık.

Türkiye’nin son dört yıllık siyaset hikayesi, esasında Erdoğan’ın iktidarı nasıl tek elde, üstelik gözler önünde topladığının hikayesiydi. Yine de 15 Temmuz’a varıncaya kadar iktidar tam istediği gibi elinde toplanmamıştı. Kanlı darbe girişimi ne zamandır hayalini kurduğu iktidar kaldıracını, Kanun Hükmünde Kararname denen kolaylığı kendisine tepside, ‘Allah’ın Lütfu’ olarak sundu.

KHK demek, Meclis devre dışı demek.

KHK demek, hesap vermemek demek.

KHK demek, yargının tümüyle yürütmenin, Başkan ve adamlarının eline geçmesi ve tepe tepe kullanımı demek.

Önüne gelen bu imkandan hangi dikta heveslisi vazgeçer?

Şimdi devletin tüm gözenekleri tek tek denetim altına alınıncaya, yetmedi bunun sağlaması yapılıncaya kadar OHAL, Türkiye’nin kaderidir.

AKP bu idare kolaylığından vazgeçmez, vazgeçemez.

OHAL Türkiye için bir cehennemin ilanıydı ve şimdi bu sularda hızla yol almaktayız.

Nitekim MGK, 15 Temmuz sonrası neler olup bittiğini tüm açık emarelere rağmen hala anlamayanların şaşkın bakışları altında ilan etti:

‘OHAL üç ay daha uzatılsın.’

Ve Perşembe sabahı muhtarlarıyla buluşan Cumhurbaşkanı, hala anlamayanlara, Türkiye için nasıl bir düzen öngürldüğünü tane tane bir daha anlattı:

”Biz şu an zamanla yarışıyoruz. 3 aylık sürenin yeterli olmayacağı görülüyor. Bunun için dün yaptığımız MGK toplantısında olağanüstü halin 3 ay daha uzatılması tavsiye edildi. Hükümetimiz de gereğini yapacaktır. OHAL, PKK ve FETÖ ile daha etkin mücadele amacına yöneliktir.”

Ve gerisini de ‘şimdiden hazırlanın’ manasında ekledi:

”Bazı bakan arkadaşlarımız ‘Artık bitse mi’ diyor. ‘Olur mu?’ diyorum arkadaşlarıma dur bakalım ya, sabırlı ol belki 12 ay da yetmeyecek.”

mgk

Erdoğan rakipsiz siyaset ustası. Bu lafları gümbürtüye gitsin, CHP itiraz edeceği varsa köşeye sinsin diye bir de ‘Lozan zafer değildir’ tarzı bir olta da ortaya. Tam da planladığı gibi CHP ve etrafında kümelenmiş, ezberlerinden başka bir refleks taşımayan kocaman bir kütle OHAL’in uzamasını boşverdi, Erdoğan’a Lozan üzerinden ‘öyle değil de böyle’ diye laf yetiştirmeye koyuldu.

Erdoğan sanki bilmiyordu, sanki umurundaydı.

Erdoğan’a gönül vermiş kütle sanki itirazları ciddiye alıyordu.

Türkiye’nin o saatleri durmuş CHP’li kitlesi oynanan oyuna nasıl bilmemkaçıncı kez figüran seçildiğinin farkında değildi.

Lozan değişir mi?

Değişmez.

Lozan’a laf etmenin bir hükmü var mı?

Yok.

Peki OHAL uzasın mı?

Uzamasın.

Peki OHAL bugünün işi olduğuna göre, OHAL’in uzamasını engellemek için niye Lozan’daki kadar toplu ses çıkmıyor?

Çünkü, Erdoğan ‘PKK ve FETÖ ile daha etkin mücadele’ dedikçe, o kitlenin akan suları duruveriyor.

Çünkü o kitle ülkenin başına gelen bütün belaların bunlardan geldiği iddiasına inanmamızı isteyen Erdoğan’la gizliden hemfikir.

Öyleyse, mesela, MGK kararının hemen ertesi günü TÜRKSAT,  20:30 itibariyle Denge TV, Jiyan TVZarok TV, Hayatın Sesi TV ve Van TV dahil çok sayıda kanalın yayınını durdurduğunda ses çıkmaması da anlaşılır bir şey.

Başbakanlık emretmiş, OHAL kapsamında yayınlar durmuş. 20’den fazla Kürt, Alevi kanalı susmuş oluyor. Operasyon Numan Kurtulmuş başkanlığıjnda bir komisyon tarafından yürütülmüş hatta RTÜK’e haber dahi verilmemiş.

TÜRKSAT’tan çıkarılan kanallar arasında emek ve işçi haklarıyla ilgili yayınlarıyla Hayatın Sesi ve ilk Kürtçe çocuk televizyonu Zarok TV de var. Yine izleyicisinin büyük bölümü Alevi toplumunun olduğu TV 10 da bu kanallar arasında.

Bir zamanlar Demirel ‘konuşan Türkiye’ diyordu.

Şimdi sene 2016 ve geriye sadece ‘susun lan!’ Türkiye’si kaldı.

Daha önce yazmıştım. Erdoğan aslında nasıl bir Orta Asya tek lider düzeninin mühendisliğine soyunduğunu hele 15 Temmuz sonrasında ‘anlayın artık’ dercesine adım adım sergilemişti. Ama anlamak istemediler.

İstemedikleri gibi, baştan aşağı bir göz boyama olan Yenikapı’dan demokrasi çıkar zannedenler, ki aralarında aklı başında zannedilen sol cenah kanaat önderleri de vardı, ‘bütün kötülüklerin babası FETÖ’ korosuna katılmakta heveskar oldular, ortada somut kaıt olmadığı halde alelacele suçlu ilan ettiler, mitoloji üretimine katkılarını esirgemediler.

Dinletemedik.

‘Yenikapı’ya HDP çağrılmadı. Hiçbir şey anlamadınızsa bundan bari sonuç çıkarın, binmeyin Yenikapı dolmuşuna’ dedikçe tuhaf bakışlarla karşılaştık.

Neyse ki narkozun etkisi geçiyor.

MGK kararının alındığı Çarşamba gecesi ve ardından Erdoğan’ın açıklamaları uyandırıcı bir etki yapmış görünüyor.

CHP sözcüsü Füsun Sayek Böke’nin şun açıklamaları sadece gerçeğin saptanması değil, 16 Temmuz’dan itibaren CHP’nin nasıl vahim bir stratejik hata yaptığının dolaylı itirafı olarak da okunmalı:

“15 Temmuz gecesi darbe başarılı olsaydı, Meclis işlevsiz kalacaktı, milletin iradesi darbeciler tarafından gasp edilecekti, bugün AKP, OHAL rejimi ve KHK’larla milletin iradesine açıkça gasp ediyor, bu bir darbedir. Eğer 15 Temmuz gecesi darbeciler başarılı olsaydı, binlerce insanı hukuki süreçlere tabi tutmadan işlerinden atacak ve hapsedeceklerdi, bugün AKP iktidarı binlerce insanı sorgusuz, sualsiz işten atıyor ve hapsediyor, bu bir darbedir.

Eğer 15 Temmuz gecesi o darbe başarılı olsaydı, bir insanlık ayıbı olan işkence yeniden Türkiye gerçeğine dönüşecekti, bugün AKP rejimi Türkiye’yi yeniden işkence ile tanıştırıyor ve tartıştırıyor, bu bir darbedir. Eğer 15 Temmuz darbesi başarılı olsaydı, televizyonlar keyfi olarak karartılacaktı, kapatılacaktı, medyaya baskı uygulanacaktı, bugün AKP rejimi tam da bunu yapıyor, bu açık bir darbedir.

Eğer 15 Temmuz gecesi o darbe başarılı olsaydı, laiklik tamamen tasfiye edilecekti ve laikliği isteyenlerin hepsi baskı görecekti, bugün AKP ‘laiklik’ diyen herkese açıkça baskı uyguluyor, bu bir darbedir.

Eğer 15 Temmuz gecesi o darbe gerçekleşseydi, FETÖ’cü siyasetçiler korunacaklardı, bugün AKP açıkça kendi içindeki FETÖ’cüleri himaye ediyor, bir darbedir. Eğer 15 Temmuz gecesi darbeciler başarılı olsaydı, Türkiye’nin uluslararası itibarı da ekonomik kredibilitesi ve inanırlığı da tamamen yok edilmiş olacaktı, bugün aynen bu durumu yaşıyoruz. Bu AKP’nin Türkiye’ye yaptığı çok açık bir sivil darbedir.”

”Peki, Gezi’den bu yana olanlar neydi?’ diye sormak geliyor insanın içinden.

Kapatılacağı anlaşılan İMC TV’nin Genel Koordinatörü Eyüp Burç, ”Nasıl bir oyun içine çekiliyor Türkiye bilmiyorum. İyiye işaret değil bu. Otoriter faşist bir devlet rejimi başlıyor. Türkiye’de İMC gibi Kürtlerin demokratik sesi olan kanallar susturuluyorsa yurt içinde ve yurt dışında Türkiye’nin demokratik dünyasına dönük bir şeyler umut etmek yanlış. Nurtopu gibi bir faşist devlet ile karşı karşıyayız’ diyor.

HDP Grup Başkanvekili İdris Baluken şöyle konuşuyor:

”CHP’nin kendi pozisyonunu hızla gözden geçirmesi gerekmektedir. Bugün OHAL üzerinden fiili bir rejim değişikliğinden bahsediyorsak, bir diktatöryel yeni yönetim anlayışından bahsediyorsak, bunun en büyük sorumlularından birisi CHP’dir. CHP gerek Saray’ın arka kapılarında yürütmüş olduğu gizli pazarlıklar gerekse de milliyetçi mesajların verildiği Yenikapı’daki mitingde olduğu gibi, Erdoğan’ın fiili rejiminin hayata geçmesi için üzerine düşen tüm görevleri layıkıyla yerine getirmiştir. CHP çıkıp açık bir şekilde Türkiye’yi bu fiili rejim değişikliğine götüren kirli ittifakın içerisinde yer alıp almayacağını mutlaka açıklamalıdır.”

CHP için artık çok geç.

MHP lider Bahçeli, “OHAL ülkemiz için yararlıdır ve üç ay daha uzatılması faydalı olacaktır” dedi mi, dedi.

Artık saflar bellidir.

Türkiye, Milliyetçi Cephe eşliğinde, OHAL düzeninde, dört koldan, renk ayrımı gözetmeden ortalığı tarumar edecek bir faşizme teslim olmuş gibi gözüküyor.

Yenikapı Ruhu diye kendilerini efsunlatanlara geçmiş olsun.

Gezi’den bu yana olanca açık işaretin mesajın ardından nihayet ‘yahu bize faşizm mi geldi ne’ algısına ulaşmak da birşeydir.

 

 

 

0 thoughts on “'Yenikapı Ruhu', OHAL kılıklı faşizmin ebesi değilse, acaba nedir, ey CHP?”

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *