'Yeni Türkiye'nn tadını çıkarın şimdi

‘Tahir abi de gittiyse, bizi kim barıştıracak?’ 

Susturma, hapsetme ve öldürme kültürünün tavan yaptığı, açık bir iç savaşa kapıları ardına kadar açan her türlü provokasyonun, toplumu daha da derin bir kaosa sürükleyecek her türlü şiddet kışkırtmasının tedavüle sokulduğu günlere geldik dayandık.

Gün ortasında başına tek kurşun sıkılarak öldürülen, hayatını bir toplum kesiminin hak ve hukukuna adamış bir simge şahsiyetin temsil ettiği barış ve eşitlik, ‘insan gibi yaşama’ hayalidir.

Hrant’ın gün ortasında uğradığı suikast neyse, Tahir Elçi’nin gün ortasında, tam da barış çağrısı yapması ardından uğradığı alçakça suikast de bu ülkenin karanlık tarihine kopkoyu bir dehşet sarmalını ekleyecek yeni bir kırılma noktasıdır.

‘Devlet’ erkanı otomatik pilota bağlanmış gibi, robot konuşmaları ile bu insanlık suçunu da aynen Roboski, Reyhanlı, Suruç, Ankara gibi boş lafa boğmak, insanca yaşama hayallerini bir kez daha çürütmek için harekete geçti bile.

Stadyumlarda cinayetleri kınamak yerine caniler yüceltilirken, tehdit, nefret ve şiddet söylemi ayyuka çıkarılırken, ülkeye hiçbir çözüm getirmemiş bir milliyetçilik hezeyanı kangren gibi her yeri sararken, insanların içi çaresizlikten kan ağlıyor.

Bağımsız Gazetecilik Platformu’nun (P24) dünkü başyazısında belirtildiği gibi:

“Elçi’nin öldürülmesi, ifade özgürlüğünün en açık ve alçak bir biçimde katlidir. Sekiz yıl önce Hrant Dink’i nasıl öldürdüyseniz, Tahir Elçi’yi de öyle öldürdünüz. Göz göre göre, elbirliğiyle. Bebeklerden katil yaratan o karanlığı, sevgili Rakel Dink’in sekiz yıl önce hepimizi uyardığı o karanlığı besleye besleye…’’ 

Ülkenin en büyük sorununu çözmek yerine, inanılmaz bir aymazlıkla yazboz tahtasına çevirerek, kirli bir iktidarın devamı uğruna oyuncağa çevirerek, barış masasını bile bile devirdiler.

İpten kazıktan kurtulmuş ne kadar çeteci varsa, 1990’ları aratır şekilde bölgede kol gezer, hareket eden her objeye ateş ederek, kanun ve hukuk namına ne varsa katlederek, ‘çözüm’ arar oldu.

‘Öldürmeyi iyi biliyorlar.’

Öldürmekten başka bir şey bilmiyorlar.

Cadı avıyla her gün nefret tohumları ekiyorlar, Cumhuriyet’in temeline her gün yeni mayınlar döşüyorlar.

Ölüm tarlalarında, işinde gücünde, çoluk çocuğun geçim derdinde olan milyonlarca insanı dehşet içinde yaşatarak, kendileri gibi düşünmeyenleri döve döve terbiye edeceklerini sanarak, başıbozuk çeteleri meydana salarak, barışın değil savaşın propagandasını yapıyorlar.

Çatışma halini sürekli hale getirerek, ortadan karpuz gibi yarılmış bu talihsiz toplumu birbirine düşürerek, düşmanlığa düşmanlık ekleyerek buradan kalıcı bir iktidar çıkacağını sanıyorlar.

Bedelini bu ülkenin bütün vatandaşlarına ödeterek…

Nasıldı?

Seçmenimizin yüzde 49.5’u ‘istikrar ve güvenlik kaygısıyla’ bu iktidara devam yönünde oy kullanmıştı, değil mi?

Ülkenin vicdanlı insanlarını her gün perişan eden cinayetler, hapis, zulüm, baskı arttıkça – ki maalesef öyle görünüyor – verilen oyların tam tersi sonuçlara yol açacağı, dibine kadar suiistimal edileceği apaçık ortadadır.

Bunu hala anlamayanlar, ‘Yeni Türkiye’nin tadını çıkarabilirler.

Kopkoyu bir karanlığa sürükleniyoruz.

Toplumun her kesimine sinmiş duyarsızlık, ‘adam sende’cilik, ‘biz ve onlar’ şuursuzluğu böyle sürdükçe, oya tahvil edilmiş istikrar ve güvenlik hayalinin ne kadar büyük ve tarihi bir yanılgı olduğunu hep birlikte yaşayacağız.

‘Tahir abi de gittiyse, bizi kim barıştıracak?’

Ülkenin bir savaş alanına çevrilmesini istemiyorsak…

Bıkmadan tekrarlayalım:

Barış, huzur, özgürlük, hak ve hukuk istiyoruz!

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *