‘Yasamayı felç etmek için yargı darbesi’ mi?

doku

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın dokunulmazlıkları kaldıran anayasa değişikliğini onaylaması için 15 günlük süresi bugün doluyor. Karar merakla bekleniyor.

Erdoğan’ın süreyi son ana kadar kullanması, ‘referanduma mı götürecek’ sorularına neden oldu. 

sirri_sureyya_onder_davutoglu_na_cok_fena_saydirdi_h543178_c9e96

HDP’li Sırrı Süreyya Önder’e göre ise bekletme nedeni farklı.

Dün HSYK, 3 bin 746 hakim ve savcıyı kapsayan kararnameyle yargıyı yeniden şekillendirdi. Cumhuriyet’ten Erdem Gül’ün haberine göre Önder, “Erdoğan onay için yargıdaki bu kararnameyi bekledi” dedi.

Önder, hangi milletvekillerine dokunulacağının isim isim belirlendiğini, öncelikle bu isimlere dokunulması için dünkü hakim ve savcı atamalarının yapılmış olabileceğini vurguladı.

Önder, Erdoğan’ın eğer referanduma götürmeyip son anda onaylaması durumunda daha komisyon aşamasında açıkladığı bu görüşünün doğrulanmış olacağını söyledi.

Dünkü kararnameyle savcı ve hakimlerin, hükümetin belirlediği isimler yerine farklı isimleri ifadeye çağırmasının önlendiğini belirten Önder, “Bana göre bu kararnameyle yargıda operasyonel nitelikte atamalar ve yer değiştirmeler yapıldı. Yani kararnameyle elbette farklı amaçlar da gerçekleşti ama bunların dışında dokunulmazlık konusunda da yargı hazır hale getirildi.

Yani artık sadece hükümetin istediği isimlere dokunulmasının, bunun dışında olayın şansa bırakılmamasının ayarlaması yapıldı” dedi. Meclis’ten yeterli oyu alarak kabul edilmesine karşın Erdoğan’ın referanduma götürme yetkisi bulunuyor. Bu nedenle “referanduma mı götürecek” sorusu ortaya atılırken buna karşın, “Meclis’ten yeterli oyla geçmiş. Halka anlatamaz. O yüzden onaylayacaktır. Süreyi bekletmesinin nedeni daha farklıdır” yorumları da yapıldı


Ayrıntılara bakalım:

Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) 1. Dairesi’nin yaz kararnamesiyle 3 bin 228’i adli, 518’i idari olmak üzere 3 bin 746 hâkim veya savcının görev yeri değiştirildi. 14 bin 993 hâkim – savcı olduğu dikkate alındığında kararnameyle her 4 yargı mensubundan 1’inin yeri değiştirilmiş oldu.

MİT TIR’larını durduran savcılar Aziz TakçıÖzcan Şişman, Süleyman Bağrıyanık ve Ahmet Karaca ile Alay Komutanı Özkan Çokay’a dava açan Tarsus Başsavcısı Mustafa Çelenk, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın memleketi Rize’ye başsavcı oldu. Bu isimlerin tahliyesini isteyen Tarsus Hâkimi Merve Adıgüzel hâkim eşi ile birlikte Sarıkamış’a gönderildi.

2005’te Şemdinli soruşturmasında dönemin Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt için iddianame hazırlayan savcı Ferhat Sarıkaya, Ankara’dan Elazığ’a gönderildi.

Hürriyet’ten Oya Armutçu’nun haberine göre, HSYK’nın en kapsamlı kararnamesinde önemli noktalar şöyle:

  • Cumhurbaşkanı’nın imzasının ardından dokunulmazlığı kalkacak vekiller hakkındaki işlemleri başsavcılar yapacak.
  • Kararnameyle Diyarbakır, Van, Batman, Şırnak, Bingöl, Adıyaman gibi ağırlıklı olarak HDP’lilerin dosyalarının gönderileceği kritik yerlerin de aralarında bulunduğu 32’si il, Silopi, Nusaybin, Cizre gibi 44’ü ilçe olmak üzere 76 cumhuriyet başsavcısı değiştirildi.
  • Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcısı Ramazan Solmaz, Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı’na getirilirken, Düzce Cumhuriyet Başsavcısı Kamil Erkut Güre, Diyarbakır Başsavcısı oldu. Giresun Başsavcısı Ömer Karişit, Van Başsavcısı oldu.
  • Başsavcısı değişen 32 il şöyle: Düzce, Tokat, Kahramanmaraş, Antalya, Bartın, Diyarbakır, Ordu, Kırıkkale, Van, Samsun, Konya, Giresun, Rize, Kütahya, Kilis, Erzurum, Batman, Erzincan, Adıyaman, Bilecik, Siirt, Iğdır, Yozgat, Bingöl, Şırnak, Sinop, Bitlis, Elazığ, Zonguldak, Niğde, Muğla, Çankırı.
  • 20 Temmuz’da devreye girecek istinaf mahkemeleri gerekçesiyle hükümetin, Yargıtay ve Danıştay’ı küçültme planı ışığında yüksek yargı da boşaldı. Yargıtay’dan 172 tetkik hâkimi, 28 savcı; Danıştay’dan 58 tetkik hâkimi, 29 savcı olmak üzere toplam 287 hâkim-savcı kararnameye girdi. AYM raportörü Mustafa Çağatay, Balıkesir hâkimliğine gönderildi.
  • 17-25 Aralık soruşturmalarının ardından, İstanbul’da terörden sorumlu başsavcı vekili olarak görevlendirilen Orhan Kapıcı, Büyükçekmece Başsavcılığı’na getirildi. 17-25 Aralık soruşturmalarına bakan savcılar Celal Kara ve Muammer Akkaş’a dava açan Bakırköy Başsavcıvekili Engin Uçak, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi Savcılığı’na atandı.
  • ‘Paralel Yapı’ soruşturmasında tutuklanan Ali Fuat Yılmazer’le birlikte 143 kişiye dava açan Savcı Okan Özsoy, Bakırköy Cumhuriyet Başsavcıvekilliği’ne getirildi.
  • 2005’te Şemdinli soruşturmasında dönemin Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt için iddianame hazırlayan savcı Ferhat Sarıkaya, Ankara’dan Elazığ’a gönderildi.
  • MİT TIR’larını durduran savcılar Aziz Takçı, Özcan Şişman, Süleyman Bağrıyanık ve Ahmet Karaca ile Alay Komutanı Özkan Çokay’a dava açan Tarsus Başsavcısı Mustafa Çelenk, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın memleketi Rize’ye başsavcı oldu. Bu isimlerin tahliyesini isteyen Tarsus Hâkimi Merve Adıgüzel hâkim eşi ile birlikte Sarıkamış’a gönderildi.
  • Zekeriya Öz’le Dubai’ye giden İstanbul Anadolu Cumhuriyet Savcısı Ali Güngör, Kilis Savcılığı’na gönderildi.
  • 2014 HSYK seçimlerinde YARSAV – Yargıçlar Sendikası ortak listesinden aday olan 5 hâkimin yeri değişti. Hâkim Murat Aydın İzmir’den Trabzon’a, İzmir Hâkimi Ayşe Sarısu Pehlivan ise Karşıyaka’ya atandı.
  • Danıştay savcısı Berrin Karınca, Ankara Bölge İdare Mahkemesi, Danıştay Tetkik Hâkimi Muhammet Önder Tekin, İstanbul Bölge İdare Mahkemesi üyeliğine gönderildi.
  • Hâkim Önder Tekin’in eşi Ankara Vergi Mahkemesi Üyesi Nuray Tekin de İstanbul Bölge İdare Mahkemesi’ne atandı. Manisa İdare Mahkemesi Başkanı Tarık Özdirek ise İzmir Bölge İdare Mahkemesi Üyeliği’ne gönderildi.
  • 17 Aralık soruşturmasında 6 kişiyi tahliye eden İstanbul 2. Sulh Ceza Hâkimi Hulusi Pur, Ağır Ceza Mahkemesi başkanlığına terfi etti. Pur, Fazıl Say’a ‘dini değerleri aşağılamak’tan 10 ay hapis vermişti.
  • Ethem Sarısülük’ü vuran polise 7 yıl ceza veren Ankara 6. Ağır Ceza Başkanı Afak İllez Sincan’a düz hâkim oldu.
  • CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu hakkında fezleke hazırlayan, sonrasında ‘şehven’ olduğunu savunan, HSYK’nın bu gerekçeyle hakkında soruşturma açtığı ve geçici görevle Edirne’ye gönderilen İstanbul Savcısı Mehmet Demir, Bakırköy Başsavcıvekilliği’ne getirildi.
  • ‘Cumhurbaşkanı’na hakaret’ suçunun düzenlendiği TCK’nın 299’uncu maddesinin iptali için Anayasa Mahkemesi’ne başvuran HSYK adaylardan olan Murat Aydın, eşi Gülay Aydın’la birlikte İzmir Karşıyaka’dan Trabzon Hâkimliği’ne atandı. Aydın, “Verdiğim kararlar, açıkladığım görüşlerim ve gösterdiğim tavır nedeniyle Trabzon Hâkimliği’ne sürüldüm. Beni sürmek yüreklerini soğutmaya yetmediği için eşim hâkim Gülay Aydın’ı da sürmüşler” dedi. Aydın, Silivri Cezaevi’ndeyken gazeteci Can Dündar’a destek mektubu göndermişti.

 

rizaturmen2

CHP eski milletvekili ve AİHM eski yargıcı Rıza Türmen’in bugün T24’te çıkan yazısı da bu bağlamda önem taşıyor.

Yazı şöyle:

Bir gün gelir de AKP iktidarı döneminin tarihi yazılırsa, bunun bir hukuksuzluk tarihi olduğu görülecektir. AKP’nin hukuksuzluk tarihinin en son ve en belirgin örneği, Anayasa’ya eklenen geçici maddeyle milletvekili dokunulmazlıklarının kaldırılması.

Dokunulmazlıkların kaldırılması sürecinde Anayasa ve İç Tüzük’te milletvekillerine tanınan  savunma hakkını ve Anayasa Mahkemesinde (AYM) iptal davası açma hakkını çiğneyerek, geçmişe etkili bir biçimde, ceza sorumluluğunun kişiselliği ilkesine aykırı olarak, Meclis’te dosyaları  bulunan milletvekillerinin dokunulmazlıklarının topluca kaldırılması hukuksuzluğun ulaştığı boyutları gözler önüne sermekte.

Bu hukuksuzluğa karşı başvurulabilecek hukuk yolları nelerdir?

1-ANAYASA MAHKEMESİ

a) İptal Davası

i. Milletvekilleri: Anayasa’nın 85.maddesi, 83 maddede öngörülen Meclis kararıyla dokunulmazlığın kaldırılması durumunda, ilgili milletvekiline AYM’de iptal davası açma hakkını vermekte. Oysa, son olayda milletvekillerinin dokunulmazlığı, 83.maddede öngörüldüğü gibi Meclis kararıyla değil, 83.maddeyi askıya alan bir anayasa değişikliği ile kaldırıldı. Böylelikle, ilgili milletvekilleri AYM’e iptal davası açma hakkından yoksun bırakıldı. Nasıl ki, AYM bu gerekçe ile iptal davalarını reddetti.

ii. Siyasal Partiler: Anayasa’nın 150. maddesi, AYM’de iptal davası açma hakkını Cumhurbaşkanı’na, iktidar ve ana muhafelet partisi Meclis gruplarına ve TBMM üye tam sayısının en az beşte biri tutarındaki üyelere (yani 111 milletvekili) tanımakta. Cumhurbaşkanı ve iktidar partisinin iptal davası açmaları düşünülemeyeceğine göre, iptal davası ancak ana muhalefet partisi Meclis grubu ya da 111 milletvekilinin imzasıyla açılabilir. CHP meclis grubunun neden bu yola başvurmadığını anlamak güç. CHP, başından beri bu şekilde milletvekillerinin  dokunulmazlığının kaldırılmasının hukuka aykırı olduğunu ileri sürdü. Buna karşılık, anayasa değişikliğine “evet” demesini, bir referandumun toplumu böleceği gibi siyasal nedenlerle açıkladı. Artık referandum olasılığı ortadan kalktığına göre, hukuka aykırı bir işlemi iptal etmek için AYM’e başvurması, kendisiyle tutarlı olması bakımından, gerekmez mi? Diyelim ki, Meclis Grubu olarak böyle bir girişimde bulunulması istenmiyor, o zaman 111 CHP’li milletvekili neden iptal davası açmasın? Ya da neden HDP’li milletvekilleri ile birlikte  iptal davası açmaktan çekinilmekte?

iii. Şekil bakımından İnceleme Koşulu

Anayasa’nın 148.maddesi AYM’nin Anayasa değişikliklerini sadece şekil bakımından inceleyebileceğini öngörmekte. AYM’nin Kuruluş ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanunu’nun 36.maddesi şekilde bakımından denetimin sınırlarını çizmekte. Buna göre, şekil bakımından denetim, teklif, oylama çoğunluğun bulunup bulunmaması ile sınırlı. Buna karşın, geçmişte AYM, Anayasa’nın değiştirilemez ilk üç maddesine aykırılık nedeniyle anayasa değişikliklerini esas bakımından denetledi. AYM bu yola gitmek isterse, dokunulmazlıkların kaldırılmasını Anayasa’nın 2.maddesindeki “hukuk devleti” ilkesine aykırı olduğu noktasından hareket edebilir. Ancak, bu yorumun çok eleştirildiği de göz önünde bulundurulmalı.

b) Bireysel Başvuru

AYM’nin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanunu’nun 45/3 maddesine göre, yasama işlemleri aleyhine “doğrudan” bireysel başvuru yapılamaz. Bu maddeyi bir yasama işleminin soyut olarak Anayasa’ya aykırılığının ileri sürülemeyeceği, ancak bu işlemin uygulanmasından doğan hak ihlallerine karşı bireysel başvuru yolunun açık olduğu şeklinde anlamak doğru olur.

Dolayısıyla,  bu yola başvurmak isteyen milletvekillerinin Anayasa  değişikliğinin kendilerine uygulanmasını beklemeleri gerekiyor.

2-AİHM

AİHM’e yapılacak bir başvuruyu kabul edilebilirlik koşulları ve esas yönünden incelemek gerekir

a) Kabul  Edilebilirlik Yönünden

Başvurucunun Mağdur Sıfatını Taşıması: AİHM’e başvurmak için,  başvurucunun idarenin şikayet konusu işleminden doğrudan etkilenmesi ve mağdur olması gerekiyor. Dolayısıyla, milletvekillerinin anayasa değişikliğinin kendilerine uygulanmasını beklemeleri gerektiği düşünülebilir. Ancak, bu kuralın istinası var. AİHM içtihadına göre, devlet başvurucuya karşı bir önlem almaya karar vermişse ve henüz karar uygulanmamış olsa bile, kararın uygulanması olanağının bulunması, başvurucunun mağdur sıfatına sahip olması için yeterli. Örneğin, Dudgeon/İngiltere (1981) ve Norris/İrlanda (1988) davalarında İngiltere ve İrlanda’daki o tarihlerde eşcinselliği yasaklayan yasalar söz konusu (İngiltere ve İrlanda AİHM kararlarından sonra bu yasaları yürürlükten kaldırmıştır). Bu yasalar, eşcinsel olan başvuruculara henüz  uygulanmamış olmakla birlikte, eşcinsel kaldıkları sürece her an uygulanabilmeleri olanağı var. AİHM, bu durumda başvurucuların doğrudan etkilenmemiş olmalarına karşın “ mağdur “ sıfatına sahip olduklarını kabul etti. Olayımızda da, Meclis’te dosyaları bulunan milletvekilleri, dokunulmazlığın kaldırılmasından her an etkilenebilirler. AİHM’e başvurmak için kendilerine uygulanmasını beklemelerine gerek bulunmamakta. O nedenle, AYM’e başvurmadan  doğrudan AİHM’e gidebilirler.

b) Esas Bakımından

Milletvekillerinin AİHM’e yapacakları bir olası başvuru, Sözleşme’nin 6 m.(adil yargılama), ve 1 nolu ek protokolün 3 m. (seçme ve seçilme hakkı) kapsamalıdır.

Milletvekillerinin dokunulmazlıkları kaldırılırken savunma hakkından yararlanamamaları, durumlarının teker teker incelenmemesi adil yargılanma hakkının ihlalidir.(6 m.)

Sözleşmenin 1 no’lu ek protokolünun 3. maddesi ise, seçilmiş milletvekillerinin hakları kadar onları seçenlerin de haklarını korumakta.

Refah Partisi’nin kapatılmasından sonra partinin kapatılmasına yol açtıkları gerekçesiyle milletvekilleri düşürülen Ilıcak, Kavakçı ve Sılay’ın AİHM’e yaptıkları başvuruda, AİHM, uygulanan yaptırımın elde edilmek istenen amaçla orantılı olmadığı, seçilme ve seçildikten sonra milletvekilliği dönemini tamamlama haklarının özünü ve aynı zamanda seçmenin seçme hakkını ihlal ettiğine oy birliği ile karar vermişti. (2007)

Sadak ve Diğerleri /Türkiye (2002) kararında da, AİHM, aynı nedenlerle, seçme ve seçilme hakkının ihlal edildiği sonucuna varmıştı.

Lykousezos / Yunanistan (2006) kararında milletvekilinin, seçildikten sonra çıkarılan bir yasanın geçmişe etkili olarak uygulanması sonucu milletvekilliğinin düşürülmesi söz konusu. AİHM bu davada seçme ve seçilme hakkının ihlaline karar verirken “ meşru beklenti “ ilkesine dayanmıştı. Buna göre, seçilmiş bir milletvekilinin ve ona oy veren seçmenlerin, milletvekilinin dönem sonuna kadar Meclis’te oturarak görevini yerine getireceği yolunda bir “meşru beklentileri” bulunmakta. Yasanın geçmişe etkili olarak uygulanması seçme ve seçilme hakkının ihlalini oluşturuyor.

Son anayasa değişikliğinin geçmişe etkili olarak uygulanması sonucu dokunulmazlıkları kaldırılan milletvekilleri AİHM’e başvurdukları takdirde, aynı ilkelerin onlara da uygulanacağı kuşkusuz. Dolayısıyla, AİHM’nin alacağı kararın şimdiden belli olduğunu söyleyebiliriz.

 

 

 

 

 

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *