‘Yargı kuşatma altında’

Yargıda büyükbir huzursuzluk var ve daha da büyüyor.

Zaman’ın haberinden:

Yargıçlar Sendikası’nın HSYK adayı Hâkim Nuh Hüseyin Köse, katıldığı bir televizyon programında flaş açıklamalar yaptı. Hükümet destekli Yargıda Birlik Platformu’nun HSYK seçim sürecinde orantısız güç uyguladığını savunan Hâkim Köse, platformun yaptığı çalışmalara nereden mali kaynak bulduğunun bilinmediğinin altını çizdi. Köse, Yargıda Birlik Platformu dışındaki hâkimlerin sosyal medyada da hedef alındığını söyledi ve telefonlarının dinlendiğini açıkladı.

 

12 Ekim’deki HSYK seçimleri yaklaşırken, hükümetin seçimlere müdahale etmeye çalıştığına dair iddialar gelmeye devam ediyor. Önceki günlerde İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından adliye mensuplarına gönderilen bir mesajda, Ankara’daki Yargıda Birlik Platformu’nun aday tanıtım toplantısı için servis kaldırılacağı yazıyordu. Adalet Bakanlığı’nın ve hükümetin seçimlerde destek verdiği Yargıda Birlik Platformu’na Başsavcılığın aleni destek vermesi kamuoyundan ve hukuk camiasından tepki toplamıştı. Seçimlerle ilgili bir açıklama da, Kanal B’nin 7 Gün adlı programında Levent Yıldız’ın sorularını yanıtlayan Yargıçlar Sendikası’nın HSYK adayı Hâkim Nuh Hüseyin Köse’den geldi. Köse, Yargıda Birlik Platformu’nun genç hâkimlere ve savcılara baskı yaptığını söyledi. Ayrıca platformun yaptığı beş yıldızlı otellerde yapılan toplantılar gibi faaliyetleri için nereden kaynak bulunduğunun da sorgulanması gerektiğini belirtti.

Hâkim Köse, hükümetin trol hesapları aracılığıyla kendi istediği çizgide olmayan hâkim ve savcıları hedef aldığını ifade etti. Köse, “Hü­kü­met ver­si­yo­nu trol­ler bi­zim git­ti­ği­miz ad­li­ye­le­ri öğ­re­nip, ‘Fi­lan­ca ad­li­ye­dey­di, ki­min­le top­lan­tı yap­tık­la­rı­nı bi­li­yo­ru­z.’ di­ye iz­le­di­ği te­le­fon­la­rı­mı­zı din­le­di­ği gi­bi al­gı oluş­tu­ru­yor. Ma­ale­sef ba­zı ad­li­ye­ler­de­ki hâkim ve sav­cı ar­ka­daş­la­rı­mı­zın ba­zı­la­rı bel­li ha­vu­za bil­gi ve­ri­yor o ha­vuz­da­ki­ler aley­hi­mi­ze twe­et atı­yor­la­r.” diye konuştu.

 

Ve Yargıtay eski Başkanı Sami Selçuk’un açıklamaları: 

YÜRÜTME HEGEMONYASI: Egemenlik, üç erk arasında gücün paylaşılmasıdır. Erkler tek bir erk içinde toplandığı takdirde ya otoriterlik ya da totaliterlik kaçınılmazdır. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nde hipertrofi hastalığı var. Bir organizmanın içinde organlardan biri fazla büyür ve yaygınlaşırsa, hem kendi işlevini hem de başka organların işlevini engeller. Yürütme organı inanılmaz boyutlarda yasama ve yargının aleyhine büyümüştür, hastalık buradadır. Yargı ilk konuşmamda belirttiğimden de ötede, yürütmenin kuşatması altındadır.

 

‘PARALEL’ DİYE İÇERİĞİ BELİRSİZ SÖZCÜKLER ÜRETMEK YANLIŞ: Devlet yaşantısında ‘paralel örgüt’  gibi sınırları ve içeriği belirsiz sözcükler üretmek doğru değil. Bir suç işlenmişse, ‘şöyle şöyle kanıtlara rastladık’ deyip, yer, zaman kişi belirterek, yargının başsavcının önüne gönderecekler. Sonraki aşamalara da müdahale etmeyecekler. Afaki, kayıtlara dayanmayan, yargının tamamını töhmet altında bırakacak sözler son derece tehlikelidir.

 

EN YÜKSEK DEĞER HUKUKTUR:  ‘Halkın iradesi en yüksek iradedir’ deniyor, hayır en yüksek değer hukuktur. Evrensel nitelikte hukuk kuralları vardır. Halkın iradesi de bu kuralların içinde kalmalıdır. Nazilerin sanık sandalyesine oturduğu Nürnberg yargılamalarında failler ‘yasayı uyguladık’ demişlerdi. Nedir o yasa? Yahudileri yok etmek. Bu şeklen yasadır ama hukuk değildir.

 

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *