Uluslararası kriz grubu (ICG): AKP çözüm sürecini kendi menfaatine kullanıyor

Uluslararası Kriz Grubu, AKP hükümetinin “çözüm süreci”ni seçimi kazanmak için “kullandığı” görüşüne yer verirken PKK’yi bölge için nasıl bir yönetim istediği konusunda “net” olmaya çağırdı.

Grup, Kürt sorununun çözümü sürecine dönük hazırladığı raporda, iki taraf içinde “Dış bahaneleri ve içerdeki durağanlığı bir kenara koymalı ve temel sorunları olan Türkiye içindeki Türkiye-PKK çatışmasında uzlaşmaya varmalı” görüşüne yer verdi.

Uluslararası Kriz Grubu’nun “Barış sürecini kurtarmak” başlığıyla dün yayınladığı raporda, çözüm sürecinin artık “dönüm noktasına ulaştığı”na vurgu yapılarak şu görüş ve saptamalara yer verildi:

Ya uzlaşma ya çöküş: PKK’nin, 30 yıldır sürdürdüğü isyanı sona erdirecek barış süreci, bir dönüm noktasına ulaştı. Ya taraflar yıllardır süren çabaları heba edecekler ve barış süreci çökecek ya da gerçek bir uzlaşmaya bağlı kalacaklar ve süreç hızlanacak. Ancak halen, hükümet bir seçim daha kazanmak, PKK ise ülkenin çoğunlukla Kürtlerden oluşan güneydoğusunda devlet benzeri yapılar kurmaya devam etmek için zaman kazanmaya çalışıyorlar gibi gözüküyor.

Seçim hesabı kaygısı: Belirgin taahhütler veya birbiriyle örtüşen nihai hedefler olmasa da sürecin kendisi tüm ülke için yarar sağladı. Bu nedenle katı tutum yanlısı Türk ve Kürt seçmenler nezdinde kısa vadeli siyasi kazanımlar uğruna tehlikeye atılmamalı. Hükümet, bu yıl yapılan yerel ve cumhurbaşkanlığı seçimleri sırasında asker cenazeleriyle uğraşmak zorunda kalmadı ve en azından 2015’in ortasında yapılacak milletvekili seçimlerine dek görece sakinliğin sürmesine ihtiyaç duyuyor. Bu süre zarfında PKK, Güneydoğu’daki kentlerde gücünü pekiştirebildi ve uluslararası ve ulusal düzeyde daha önce olmadığı kadar meşru zemin elde etti.

Güçlü liderlik var: Gerilim endişe verici şekilde artmakla birlikte, ülke içinde halihazırda çok az sayıda aşılması imkânsız engelle karşı karşıyalar ve hâlâ süreci destekleyen iki güçlü lider mevcut. Öncelikle barışa ulaşmaksızın başta Irak ve Suriye’deki İslam devleti olmak üzere ortak düşmanları olan cihat tehdidiyle mücadelede işbirliği yapmaları mümkün değil.

Dışarıya değil, içeriye bakın: Ateşkes ihlallerinin artması, kentlerdeki huzursuzluklar ve bölgesel çatışmalar dolayısıyla Türkiye’ye sirayet eden aşırı İslamcılık, bu hedefe ulaşmadaki gecikmenin maliyetini ortaya koyuyor. İki taraf da dış bahaneleri ve içerdeki durağanlığı bir kenara koymalı ve temel sorunları olan Türkiye içindeki Türkiye-PKK çatışmasında uzlaşmaya varmalı.

Gecikme sorunları artırıyor: Mevcut barış sürecinin ayrıca daha kapsamlı bir gündeme, daha acil bir takvime ve toplumun daha fazla katılımına, karşılıklı anlaşmaya varılmış temel kurallara ve gözetim kriterlerine ihtiyacı var. Taraflar, değişen gelişmelere yanıt verdikçe süreç evriliyor ve uzun vadeli bir stratejiden ziyade inisiyatifler silsilesine dönüşüyor.

Tasfiye Türkiye içinde olur: PKK ile bağlantılı grupların Suriye ve Irak’ta Kürtleri cihatçılara karşı korumak için savaşması nedeniyle, PKK’nin tamamen silahsızlanması ve militanların tasfiyesi ancak Türkiye sınırları içinde gerçekçi olabilecek.

Cihadçılara ve düşmanlara karşı PKK kalkanı: Türkiye ve PKK güven arttırıcı önlemleri başarılı biçimde sergilerlerse Suriye sınırında PKK yanlısı grupların bulunması, Türkiye’ye cihatçı veya diğer düşman akımlar karşısında fiilen yardımcı olabilir ve komşuları üzerindeki nüfuz alanını daha fazla genişletmesini sağlayabilir. Türkiye, kendi toprakları içinde faaliyet gösteren silahlı PKK unsurlarına bölge devletlerinin gelecekte yardım ve yataklık yapması riskine karşı içteki konumunu güçlendirmek istiyorsa, Kürtçe konuşan vatandaşlarıyla bir an önce uzlaşmaya varması çıkarına olacaktır. Gerek Türk yetkililer gerekse Kürt siyasiler, İslam devleti yerine birbirlerini tercih ettiklerini kapalı toplantılarda dile getiriyorlar.

PKK artık hazır olmalı: PKK’nin de silahsızlanmaya, siyasi bir gruba dönüşmeye hazır demokratik bir aktör olabileceğine dair Türk, Kürt ve uluslararası kamuoyunu ikna etmesi gerekiyor. Türkiye’deki Kürt ulusal hareketi şayet barış istiyorsa, aynı anda hem silahlı bir muhalif güç hem de yönetim sorumluluğuna aday olmayı sürdüremez. Hareket ne tür bir yerinden yönetim istediği konusunda da açık olmalı. Bir anlaşma, iki taraftan da taviz gerektirecek.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *