Uçsuz bucaksız uzayda beş boyutlu yürüyüş

İçinde sürekli olarak hırçınlık, kıskançlık, düşmanlık ve kötülük üreten, negatif enerji kaynağı ülke Türkiye’den başınızı kaldırıp gözlerinizi gökyüzüne çevirin.
Bugünler, uçsuz bucaksız evreni, anlaşılmayı bekleyen şifreleri ve sırlarıyla hissetme günleri.

Kapkaranlık yaz gecelerinde, bir kumsala, terasa, bir bahçeye uzanıp galaksimizin bulutunu, yıldızlarını, arada bir göz kırparak geçen uydularını seyretmenin keyfi başka pek az şeyde bulunur.

Seyir uzadıkça, kendi içinizdeki evrene doğru yolculuk da daha bir derinleşir; farkedersiniz.

Benim dünyamda kometlerin, arkasına kuyruk takılı yıldızların yeri ayrıdır.

Hale-Bopp kometini hatırlayan var mı? 1995 yazıydı galiba, Antalya Olimpos sahilinde geceleri o pırıl pırıl, yalnız uzay yolcusunu izlerdim, merak ve biraz da hüzün içinde.

Bana bu gezegendeki yolculuğumuzu hatırlatırdı.

The Great Comet of 1997, Hale-Bopp

Uzun bir aradan sonra şimdi de sıra 67P kod adlı Gerasimenko kuyrukluyıldızında. Rosetta uzay misyonu 10 yıllık zaman süresi ve 7 milyar kilometre sonra, Philae adlı modülü ilk kez bir komet sathına indirmiş oldu. Ardından inanılmaz fotoğraflar geldi.

İnsanlık adına büyük bir adım daha. Gerçi Philae’nin pil ömrü çok uzun sürmeyecek, belki bu yazıyı okuduğunuzda bitmiş olacak, ama önemli değil, çünkü bize aktaracağı veriler yeterli sayılacak.

Neredeyiz, nereden geldik nereye gidiyoruz, biz kimiz?

Kaç bin yıldır bilim, felsefe, din üzerinden sorduğumuz soruların cevaplarına çok daha fazla yaklaşacağız.

Philae_on_the_comet_Front_view

Merakınız varsa, zaman çekimgücü izafiyet eğik-bükük evren vs üzerine sorular soruyorsanız, o zaman yeni vizyona girmiş, belki de yakında sinemalardan çekilecek olan olağanüstü film çalışması ‘Yıldızlararası’nın (Interstellar) zamanlamasının tam da Rosetta misyonuyla örtüşmesi tesadüf olmayabilir.
Tam bu filmin vizyona girdiği sıralarda, Stephen Hawking’in hayatını anlatan ‘The Theory of Everything’in (Herşeyin Teorisi) gösterilmeye başlanması da         çok hoş.

Chris Nolan’ın başyapıtı, ‘Avatar’ gibi sadece fantezi üzerine kurulu bir ‘eğlencelik’ değil. Hem gezegenimizin hor muamele yüzünden bize küsmesini hem kuşaklar arasındaki sevgi/aşk bağının gizemli gücünü, ama bunların çok ötesinde, bilimsel bulguların en güncellenmiş halinden yola çıkarak, evrenin en ücra köşelerine beş boyut üzerinden, iç ve dış keşif seyahatini anlatan, muazzam bir zeka serüveni.

Senaryonun özü, efsanevi astrofizikçi (ve Hawking’in çok yakın arkadaşı) Kip Thorne’un (74), Nolan kardeşlerle (Jonathan ve Chris) kurduğu, aylar süren işbirliğinin sonucu. Thorne, filme zemin oluşturan teorisini geçenlerde 300 sayfalık grafik dolu bir kitapta yayımladı. Bu kitap, filmin tartıştığı ‘zamanda yolculuk’, Gargantua adlı evreni büken güçte karadelik, ‘solucan geçitleri’ gibi kavramlara dudak bükenlere bir cevap gibi.

Ama Thorne ekliyor da: Tabii ki bu bir film, diyor, okul kitabı değil, elbette bazı bölümlerinde fantezi ağır basacak.

Filmdeki kimi karelerin her biri  Satürn kuşakları, galaksi arası çatlaklar ve muazzam Gargantua karadeliğinin görüntüsü- en az 800 terrabit data üzerine kurulmuş.

interstellar.black_.hole_

Kubrick’in ‘2001’i, Cuaron’un ‘Gravity’si hayranlık uyandırmıştı, ama Rosetta uzay keşfi için ne kadar önemli bir eşikse, Nolan’ın filminin de görselliğin bilimle uyumu ve zihin açma açısından o kadar önemli olduğunu söylemek mümkün.

Tam zamanıdır: ‘Yıldızlararası’ (Interstellar) kaçmayacak bir film. Çocuklarınızı yanınıza alın, beraberce izleyin. Geleceğin dünyası onların olacağına göre, ne bilseler, neyi hayal etseler kardır.

interstellar-1

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *