TÜSİAD ve TUSKON'dan Erdoğan'a gelen cevaplar hiç yumuşak değil

İş camiasının iktidar tarafından aşağılanma, ezilme, kullanılma geleneğinde kırılmalar yaşanıyor.

Başbakan Erdoğan son günlerindeki kampanyasını Hizmet ve TÜSİAD üzerine yoğunlaştırmıştı. Sertlik dozu giderek daha da artan ve içinde nefret söylemi unsurları da içeren üslubunda ‘ananas’ kelimesi üzerinden Hizmet hareketine bağlı iş adamlarına, vatana ihanet kavramına yenisini ekleyerek TÜSİAD’a yöneltmişti.

Bu sözlerin bardağı taşıran son damlalar olduğu anlaşılıyor.

Genel Kurul ardından hainlik suçlamasına maruz kalan TÜSİAD’ın Genel Başkanı Muharrem Yılmaz’ın cevabı, aynı sertlik ve ağırlıkta.

CNNTürk’te soruları yanıtlayan Yılmaz’ın sözlerinden bazı satırbaşları şöyle:

 * Bir vakayı tespit edip gerekli uyarıda bulunmakta TÜSİAD Başkanının görevidir. Türkiye ‘deki yabancı şirketler benim üyem. Niye uyarmadın diye bana sorarlar. Türkiye ekonomisinin yarısından fazlasını bu şirketler üretiyor. Türkiye’nin yatırım ortamını caziptir diye kefil olmaya çalışıyorum. Herkesi götürüp güneydoğuya yatırım yaptırmaya çalışıyorum. Bütün bu çabaların memlekette istihdamın oluşabilmesi için yatırım yapılması gerekiyor. Doğrusu vatanseverliğime kimseye sorgulatmam. Vatan hainliği gibi bir şey kabul edilemez. Bu kadar kolay bahsedilemez. Herkes vatanını seviyor. Eğer birbirimizin vatanseverliğini sorgularsak birbirimizden ayrı düşeriz. Bu sözlerin kolay kullanılması doğru bir yaklaşım değil. Kurumumun başındaki başkan olarak kabul edemem. Herkes çoluk çocuğuna bir leke gelmesin diye uğraşmıyor mu. Vatanseverliği sorgulanan bir kişi olarak hatırlanmak istemem. Çok üzüldüm, Başbakan beni çok üzdü. Çok üzdü. Kendisini ziyaret ettim. Türk dünyasının temsil edildiği bir kurumun başkanıyım.

* Bekleyip beklememek diye bir şey söz konusu değil. Ben böyle bir vatan hainliği söylemini reddediyorum. Türkiye’de refahın artması için neler yapılması gerektiğini söyledim. Kazananı olmayan bir kavgada enerjimizi tüketiyoruz diye söyledim. Bütün söylediklerimin yapıcı olarak anlaşılmasını tercih ederdim. Yapıcı olmazsanız Türkiye’deki kavga bitmez.

* İçeride sermaye yatırım yahut kendinize bir şey alacaksınız o zaman da hukuk önemli değil mi? Hukuktan şüphe ettiğiniz yerde yatırım yapar mısınız? Hukukun üstünlüğü bizi bir arada tutması gerekmiyor mu? Kafamızı kuma sokmayalım. Bütün dünyada Türkiye konuşuluyor. Davos’ta arkadaşlarım diyorlar ki başka bir şey konuşulmuyor. Türkiye’nin durumu konuşuluyor. Ben de bunu dile getirmek talep etmek durumundayım. Bir an önce ne eksiğimiz varsa toplayalım. Anayasamızda Kopenhag kriterlerine getirelim yapalım Türkiye bu konuda bir eksiği kalmayan bir ülke desinler. Niye bu tam aksine yaklaşalım birbirimize.

* Bir hususun sanki ben o konuya değinmemişim gibi sayın Başbakan bazı konulara değinmediğimden bahsetti. Gözleri kör eden söz konusu kavganın temelinde hukuk devleti, güçler ayrımı, temiz siyaset gibi vazgeçilmez demokratik kavramlar konusundaki zaafların yatıyor. Diğer yandan devletin güvenlikle ilgili kurumlarında yaşananlardan sonra bu kurumların daha önce nasıl işlediğini, bundan böyle nasıl işleyeceğini sorgulamadan da edemiyoruz. Her ikisini de kabul edemeyiz biz ne ananas cumhuriyeti, ne muz cumhuriyeti.

* Türkiye tekrar normale döner. Ben geçen sene ortalamasıyla bu sene ortalamasında yüzde onu geçmez, ben de sayın Babacan gibi bir kalıcı hasar beklemiyorum.

– Ekonomi yönetimimizin itibar çıtası sayın Babacan’dır. Uzun yıllar çok başaralı bur performans sergiledi. Geçtiğimiz on yol makroekonomideki reformların sağlanmasıyla birlikte artık önümüze bakıyoruz. Merkez Bankası ile ilgili az konuşmak işine hiç karışmamak en iyisi. Merkez bankasının bağımsızlığı çok önemlidir, görevi fiyat istikrarını sağlamaktır. Ben iş hayatında 30 yıldır bulunuyorum, ne enflasyonlar gördük.

* Dolardaki artış Türkiye’nin ekonomik dinamiklerinden kaynaklanan bir şey değildir. Ekonomi yatırım ortamı iş ortamı iyiyse , borsalar değer kazanıyor, döviz değer kaybediyor. Eğer risk artıyorsa barometre yükseliyor döviz değer kazanıyor. Ben yükseldiği için konuştum. Hep beraber borçlarımızı ödemek için daha fazla çalışmak zorunda kalacağız. Bizim büyüme ilgili bu yıl için tahminimiz 3,5-4 seviyesinde. 4 büyüme bu ülke için yeterli değildir diye sözlerime başlıyordum. Eğitim sıfırsa bütün reformlar değer yitirir. Türkiye’nin sorunlarının nasıl çözüleceğiyle ilgili kafa yormak lazım. Bu büyümeyi yüzde altıya getirmek lazım. Bunlar düzene girer ama vakit kaybetmeyelim. 850 milyar dolarlık bir ekonomi Türkiye ekonomisi. Bu büyükluk bir avantaj. Rasyonellik hakim olur. Ekonomimizin büyüklüğünü artırmamız gerekir.

* Benim üyelerimin bir çoğu yabancı sermaye, tedirginliklerini görüyorum. İlk önce onlardan gelen tedirginliği ve bilgileri en birinci ağızdan aktarmaya çalıştım. Biz da Türkiye’nin TÜSİAD’ıyız. Bunlar geçer, yatırımlarınızı ertelemeye gerek yoktur. Geçecek bitecek inşallah.

——

Ve TUSKON.

Ülkenin ikinci büyük iş adamları topluluğunun yaptığı açıklama da Başbakan açısından kolay hazmedilir türden değil.

Radikal’in haberi şöyle:

Mustafa Günay’ın Genel Sekreteri olduğuTürkiye İşadamları ve Sanayiciler Konfederasyonu’nun (TUSKON), çatısı altında 7 federasyon, 212 dernek, bu derneklere üye 54 binden fazla işadamı ve bu işadamlarının temsil ettiği 140 binden fazla şirket olduğu belirtilen açıklamada, kurumun iş dünyasına hizmet ettiği ifade edildi. 

TUSKON’un organize ettiği Ticaret Köprüsü etkinliklerinde 8 yılda 30 milyar dolarlık iş bağlantısı yapıldığı, 2006-2013 yılları arasında 19 kere düzenlenen Türkiye-Dünya Ticaret Köprüsü etkinliklerinde 40 bin yerli ve140 ülkeden 30 bin yabancı olmak üzere toplam 70 bin işadamımının “ticaret ve yatırım yapmak için bir araya geldiği” belirtilen açıklamada, Ekonomi Bakanlığı koordinasyonunda, T.C. Dışişleri Bakanlığı’yla işbirliği ve Türkiye İhracatçılar Meclisi’nin (TİM) desteğiyle gerçekleştirilen Türkiye-Dünya Ticaret Köprüsü programlarının Afrika, Avrasya, Asya-Pasifik, Avrupa, Ortadoğu, Latin Amerika ve Kuzey Amerika bölgelerindeki tüm sektörlerden işadamlarını buluşturduğu söylendi.

‘ANANASLAR HEDİYEDİR’

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül başta olmak üzere devlet büyüklerinin de TUSKON’un bu etkinliklerini tavsiye ettiği belirtilen açıklamada çıkan haberlerin Afrika ülkelerindeki çalışmalara yönelik karalama kampanyasına dönüştürüldüğü savunuldu. Açıklamanın ilgili bölümü şöyle:

“Uganda’nın İstanbul Fahri Konsolosu da olan Genel Sekreterimiz Dr. Mustafa Günay’ın, TUSKON üyesi olan veya olmayan Türk işadamlarının Uganda’da ticaret ve yatırım yapmaları için yürüttüğü faaliyetler görevlerinin ger
eğidir. Uganda’da ihale edilecek petrol rafinerisi işini Türk şirketlerinin alması için yaptığı çalışmanın takdir edileceği yerde, başka mecralara çekilerek eleştirilmesinden esef duyuyoruz. 

Hediyeleşmek Anadolu insanının gelenek, göreneği ve karakteristik özelliğidir. Bu çerçevede, Uganda’da yetişen lezzetli ve dünyaca meşhur ananas meyvesi zaman zaman iş dünyası, protokol ve medya mensuplarına hediye edilmiştir. Muhatapları da mektup yazma inceliği göstererek teşekkür etmişlerdir. Bunların alaya alınmasını ve arkasında başka şeyler varmış iması ile topluma lanse edilmesini reddediyor ve iddia sahiplerine iade ediyoruz. 
Ayrıca, insanlarımızın dostluk ve birliktelik duygularının pekiştirilmesine hizmet eden bir muharrem iftarı programına Türkiye’nin büyük şirketlerinin sponsorluk desteğinde bulunmalarına vesile olmayı önemsiyoruz. 
İnsanımızın eğitim yoluyla dünyaya açılmasını teşvik ettiği gibi iş adamlarımızın da farklı coğrafyalarda ticaret ve yatırım yapmasını tavsiye eden Muhterem Fethullah Gülen Hocaefendi ile Genel Sekreterimiz Dr. Mustafa Günay’ın bu konularda görüşme yapmasının farklı yönlere çekilmesini; bu görüşmenin hukuka aykırı ve yasadışı bir şekilde dinlenmesini ve görüşmelerin içeriğinin bazı basın yayın organları ve sosyal medyaya servis edilerek kişilerin iftira ve itibarsızlaştırma kampanyasına maruz bırakılmasını kınıyoruz.”

 

 

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *