Türkiye'nin kayıp ikizleri, Militarizm ve İslamizm, birbirleriyle nasıl buluştu?

Vicdanların dibine kadar siyasileştirildiği, vicdanların meşreplere göre seçmeci-ayıklayıcı hale getirildiğitoplumlardan bilin ki, bir hayır çıktığı görülmemiştir.

Faşizmi, komünizmi, milliyetçi militarizmi ve günümüzün (kısa ömürlü olacağı anlaşılan) fenomeni ‘Siyasal İslamcılık’ı şemsiyesi altında toplayan ‘totalitarizm‘in belirgin özelliği, insanların en değerli varlığı olan ‘vicdan’ı devlet güdümüne almasıdır.

Yenikapı’da dün ‘“Milyonlarca Nefes Teröre Karşı Tek Ses” kisvesi altında düzenlenen parti nümayişi ancak bu çerçevede görülebilir.

İnsanların haklı acılarını sömürerek, şaibeli bir iktidarın devamını sağlamak amacıyla vicdan huzursuzluğunu oya tahvil etmekten başka hiçbir amacı olmayan bu gövde gösterisinin, ‘AKP böylece seçim kampanyasını başlatmıştır’ mesajından başka hiçbir kıymet-i harbiyesi yok.

Terör toplum zihninde travma yaratır. Ama teröre kitlesel tepki, ancak sivil toplumun gerçek temsilcileri, STK’ler, meslek örgütleri vs. temel demokratik değerlerin ortak paydasında buluşup kendiliğinden sokaklara dökülürlerse anlam kazanır, etki yaratır.

Yasa dışı ayrılıkçı şedit Bask örgütü ETA’nın cinayetlerine karşı milyonlarca İspanyol’un kendiliğinden sokaklara taşması gibi.

Böyle bir resme ciddiyetle bakılır, çünkü o milyonlarca insan, kendi devletlerinin demokrat olduğunu, demokratik hakları birebir gözeterek, kimlik farklılıklara saygıyı kaybetmeden, terörü demokrasiyle -askeri tedbirlerle değil- yok etmek istediğinden şüphe duymadıkları için kol kola yürümüşlerdi.

Ama siz büyük ölçüde kendi berbat, kötücül devlet yönetiminizden ötürü memleketi kan gölüne çeviren bir sürecin sorumluluğunu üstlenmekbir yana, parti propagandanıza kurnazca sözde ‘sivil’, özde ‘devlet güdümlü STK’ları seferber ederseniz ve bu arada iktidarınızdan hesap soran hakiki sivil toplum kesimlerini sokaklarda güvenlik bahanesiyle konuşturmaz, kovalar ve tepelerseniz, bunu içeride veya dışarida hiç kimseye yutturamazsınız.

Yemezler.

Bakın, CHP Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Bekaroğlu, dünkü ‘parti mitingi’ ile ilgili neler söylüyor:

”Önce çözüm süreci, kurulan masalar, Oslo, Dolmabahçe, sonra masayı devirmeler, gerginlik, çatışma, ‘sonuna kadar…’ vs.”

“Tekrar yüzlerce şehit, sokaklarda dağlarda düşen, paramparça olan genç insanlar. Parti binalarına, işçilere saldırı, iş savaşın eşiği…”

”Devletin Zirvesi “Teröre Karşı Tek Ses Mitingi”nde… Şimdi soralım: Bugüne kadar ne yaptınız?”
”Devletin zirvesi, sorunu çözer, terörü bitirir, miting yapmaz… Siz düpedüz istismar ediyorsunuz…”
”Bu yaptığınız kan üzerine siyasettir, can üzerine siyasettir… Yaptığınız artık çok sırıtıyor, yolun sonuna geldiniz.”

”Barış yaparım Kürtler’i tavlarım, savaş yaparım Türkler’i tavlarım, siyasetinin sonuna gelindi.”

AKP şimdi bir yandan sözüm ona ‘barış’ adı altında seçim mitingi yaparken, diğer taraftan daha fazla insan ezilsin, korksun, konuşmasın, ölsün diye 5 bin özel harekâtçı adayını daha polis akademilerine almak peşinde.

Yetmezmiş gibi, 12 Eylül askeri döneminin en problemli kalıntısı olan koruculuk sistemine sarılıyor.

AKP güdümündeki geçici hükümet, hukuksal açıdan bir başka skandal karara daha imza atıyor ve 5 bin de korucu alınacağını ilan ediyor. Bu ‘yetki’nin meşruiyetini sorgulayan yok.

‘Kafalarını ezeceğiz’ vecizesinin sahibi İçişleri Bakanı Selami Altınok“Genç kardeşlerimizi, emekli olmaktan kaynaklanan boşalan kadrolara istihdam edeceğiz. Bunu korucu olmak isteyen kardeşlerimize müjde olarak vermek istiyorum” şeklinde beyanat vermiş.

Parayla, maaşla, silah dağıtımıyla, nifakla bölgedeki Kürt oyları parçalanacak, Kürtler birbirine düşecek mi sanılıyor, bu saatten sonra çocuk mu kandırılıyor, belli değil.

İyice belli olan tek şey, askercilikle İslamcılığın 2015 itibarıyla, kayıp ikiz kardeşler misali, yıllar sonra birbirini bulmuşluğu.

Her neyse.

AKP’nin seçim kampanyası başlamıştır, ilan olunur.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *