'TÜRGEV'den dolaşıp bana gelmek istiyorlar'

Dünkü gelişmeler öylesine hızlıydı ki, öyle yoğundu ki, Başbakan Erdoğan’ın Pakistan’dan dönüş yolunda yaptığı açıklamalar biraz gölgede kaldı.

Ama, kemikleşmiş bir ruh halini açıklaması bakımından son derece önemliydi uçaktaki açıklamalar.

Yeni Şafak’ın bugün aktardığı sözlerine bakmakta yarar var:

”Son bir haftada yaşananlar, hükümete yönelik, millete, milli iradeye yönelik bir operasyondur. Eğer bir yolsuzluktan bahsediyorsanız milletin malına, devletin malına yönelik bir şey var mı okudunuz mu böyle bir şey gazetelerden. Böyle bir şey varsa bana getirin gereğini ben yapayım. Abdestinden şüphesi olmayanın namazından şüphesi olmaz.

Buralardan Erdoğan’a vurmaya kalkarlarsa avuçlarını yalarlar.

Bunu bildikleri için etraftaki arkadaşlarla saldırıyorlar. Oğlumu hedef alarak TÜRGEV vakfıyla ilgili ismini zikrediyorlar. Neymiş? Vakıfla ilgili bir imar değişikliği için talepte bulunmuş. Vakıfla ilgili olarak imar değişikliği için belediyeye gitmek suç mu? TÜRGEV’den dolaşıp bana gelmek istiyorlar. Oğlum oranın yönetiminde, Fatih Belediye Başkanı Mustafa Demir ve Ümraniye Belediye Başkanı onun yönetiminde. Büyük kızım Esra da oranın yönetiminde.”

Gezi’den istediklerini elde edemediler. Şimdi buradan geliyorlar. Taşeronlar önemli. Bir sessiz direniş içindeler. Buna sessiz kalmak da taraf olmak gibidir. Bitaraf olan bertaraf olur. Şimdi de bertaraf olmayı veya birilerini bertaraf etmeyi seçtiler. Bu süreç içinde böyle bir operasyona taşeronluk yapmak çok üzücü bir olay. Ta başından beri Gezi’den bu yana kesilmiş değil. Şahsım, arkadaşlar hakkında yapılan yorumlar, atılan twitler… Hep sabrettik yine sabredeceğiz.”

Hayır işini de o çeteler üzerinden yapar. Hayrı tabi ki çete yapmaz. Ama birileri çete üzerinden yapar. Derin devletin içinde çeteler var, onlardan yararlanıyorlar. AK Parti gücünü derin milletten alıyor. Onlar da derin devletten alıyor. Büyümeye sekte vurma gibi bir ihanetleri oldu. Kardeş olduğunu söyleyenlerin beddualarla kardeşlerini lanetlediklerini gördük. Adeta yerle yeksan ettiklerini gördük. Belki de en üzücü olanı budur. Her şeyin takdiri Allah’ın elindedir. Bir müminin mümine böyle bir bedduası olmaz. Müslüman o kimsedir ki elinden ve dilinden Müslümanlar emindir. Bunu bildiğin halde bu tür bir bedduayı gönderiyorsun. Bu olmaz. Ondan sonra ‘onu demek istemedim, bunu demek istedim’ deniyor. Gerek Allah’ın ayetlerinde, gerek hadislerde bunlar yoktur. Allah’ın kahhar-ı mutlak ismiyle kimlere tecelli edeceği bellidir. Bu tür yaklaşım tarzı hoş bir tarz değil.

Bu iş 1978’lere kadar dayanıyor. Ayrıca A’dan Z’ye her şeyini bilemezsiniz. Bakıyorsunuz iyi niyetle çalışıyor. Kaldı ki bir yıl öncesine kadar herhangi bir sıkıntı da yaşamadık. Beraber yürüdük bu yollarda dedik. Biz hiçbir zaman için kapıyı kapamadık. Şimdiye kadar bu iktidardan ne istediler de vermedik? Her zamanki çağrımızdır. Siyasetçi hiçbir zaman kapıyı kapatmaz. Üçüncü kişilere zemin hazırlanmıştır. Bunu hazırlayanlar kimlerdir. Bu gerilim köpürtülmeye devam edilirse bunun önü alınamaz.”

Ve, bu sözler ardından yapılan değerlendirme, Yeni Şafak’ın bugün manşetine yansıyan ‘Bu Bir Darbe’ değerlendirmesine kadar varmış durumda.

Halka kabul ettirilmek istenen algı manzarası, bu metne şöyle yansımış bulunuyor:

‘ABD, İsrail ve Fethullah Gülen hareketinin 17 Aralık’ta düğmesine bastığı operasyon, darbeye dönüştü. İkinci adım, yerli sermayeyi hedef aldı. Savcılık, Türk ekonomisine yön veren işadamlarının da aralarında bulunduğu 30 kişiyi gözaltına almak istedi. Hedef hükümetin 2023 vizyonundaki dev projeler” ifadelerine yer verildi.

Türkiye’deki siyasi istikrarı hedef alan derin operasyon şimdi de ekonomik istikrarı hedef tahtasına oturttu. Son bir haftada ekonomiye 40 milyar TL’den fazla zarar veren operasyonun ikinci haftasında, Türkiye’yi 2023’te dünyanın 10 büyük ekonomisinden biri yapmayı hedefleyen projeleri akamete uğratmak için düğmeye basıldı.

Yerli sermayenin son yılda yabancı sermaye karşısında güçlenmesini hazmedemeyen uluslar arası güçler, ülkenin gelecek hedeflerini icra etmede önemli roller üstlenecek olan onlarca muhafazakar şirketin patronunu tutuklamak için harekete geçti. 28 Şubat’ta ‘Yeşil Sermaye’ diye yaftalanarak ticari hayattan dışlanan Anadolu şirketleri şimdi de operasyon kapsamında baskı altına alınmaya çalışıldı. Ankara-İstanbul hızlı treni gibi büyük projelere imza atan Cengi İnşaat’ın sahibi Mehmet Cengiz, 3. Havalimanı Projesinin müteahhidi Cemal Kalyoncu gibi Anadolu sermayesinin öncü şirketleri hedefe oturtuldu.

Gezi olaylarını örgütleyen kesimlerin Başbakan Erdoğan’dan acil olarak durdurmasını istedikleri 3. Havalimanı, 3. Köprü ve Kanal İstanbul projeleri bu sefer savcıların hedefi oldu. Siyasi şova dönüşen bu operasyonda Gezi’de istenen uçuk istekler sacvcılarca gerçeğe dönüştürülmek istendi. Son yıllarda Anadolu sermayesinin yükselen şirketlerinin patronları gözaltına alınmak istendi. 22 milyar euro değerindeki 3. Havalimanı projesinin konsorsiyum ortaklarından Kalyon İnşaat’ın patronu Orhan Cemal Kalyoncu ile Cengiz İnşaat patronu Mehmet Cengiz gözaltına alınmak istendi. Faizleri çift haneli rakamlara yükselten operasyon nedeniyle, 3. Havalimanının yanı sıra hazırlık aşamasında olan Kanal İstanbul projesi de tehlikeye girdi. Operasyonlar nedeniyle 2023 projelerinin gecikmesi söz konusu olabilir.

Türkiye’de geniş halk kitlelerini indirim perakendeciliği ile tanıştırarak Türkiye’deki yabancı perakendeci hakimiyetine son veren BİM Mağazaları’nın Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Latif Topbaş da gözaltına alınmak istendi. Son 10 yılda 4 bin mağazaya ulaşarak Kuzey Afrika’da mağazalar açmaya başlayan BİM’in rekabetçiliği ile yerli rakip perakendecilerin de önünü açması sonucu ülkedeki yabancı perakendeci hakimiyeti sona ermişti.

Avrupa’daki havalimanlarının en büyük rakibi olması beklenen 3. Havalimannın yapımı engellenmek istendi.

Anadolu sermayesini hedef alan operasyonda tutuklanmak istenen Kalyon Grup Yönetim Kurulu Başkanı Orhan Cemal Kalyoncu, geçtiğimiz hafta Çalık Holding’e ait ATV ve Sabah Gazetesi’ni satın almıştı. 3. havalimanını yapacak olan Kalyoncu, İstanbul Metrobüsü ve KKTC su hattını inşa etti.

10 milyar TL’yi aşan cirosu ile dünyanın en büyük 197. perakendecisi olan BİM’in en büyük hissedarı ve Yönetim Kurulu Başkanı olan Mustafa Latif Topbaş da savcılık tarafından gözaltına alınmak istenenler listesine konuldu.

Eksim Holding Yönetim Kurulu Başkanı Abdullah Tivnikli, Tivnikli, 150 milyon dolar yatırımla Batum’da Çoruh Nehri üzerine ülkenin en büyük hidroelektrik yatırımlarından birisini hayata geçirmeye hazırlanıyor.”

Üçüncü havalimanı ihalesini 22 milyar euro gibi rekor bir fiyata alan konsorsiyumun üyesi olan Cengiz İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Cengiz’in, Akşam ve Sky’ı alarak medyaya girmesinin operasyoncuları rahatsız ettiği belirtiliyor.’

 

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *