Trump ve Pentagon, Saray'ın 'ya Kürtler ya ben!' baskısına boyun eğecek mi?

Tablo karmakarışık.

AKP hükümeti Suriye sınırına TSK birliklerini yığmış, Tel Abyad üzerinden kara harekatı için gövde gösterisinde. Afrin’e yakın sınır yöresinde de askeri hareketlilik var.

TSK uçakları hava harekatında YPG birimlerini hedefledi, resmi verilere göre 49 YPG savaşçısı öldürüldü. YPG de bugün Derik’te kalabalık bir katılımla ölenler için cenaze töreni düzenledi. Törenden gelen fotoğraflar PKK lideri Öcalan’ın resimlerinin de asılı olduğunu gösteriyor.

Bu arada ABD birlikleri TSK uçakları tarafından bombalanan sınır şeridine ve YPG kontrolündeki yerlere gönderildi. Amerikan zırhlı araçları Türkiye-Suriye sınırında devriye geziyor. Dahab basit bir anlatımla ABD, ‘müttefiki’ Türkiye ile YPG arasında kalkan görevi üstlendi.

recep

Rusya, Türkiye’nin Suriye topraklarını bombalamasından, Suriye’nin topraklarını tehdit etmesinden, ve aynen ABD gibi DAEŞ’e (Erdoğan ‘ın ısrar ettği gibi DEAŞ değil) karşı en etkin saha gücü olaralk gördüğü YPG’nin hedef alınmasından rahatsız.

NATO yarılmış vaziyette ve Rusya şu anda ABD’ye Türkiye’den daha yakın duruyor.

Saray ise, TSK’yı en üstv düzey alarma geçirmiş durumda, her iki güce karşı çıtayı yükseltiyor.

Hindistan’a doğru yola çıkmadan önce Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sözleri de çıtanın Trump ve NATO ile görüşmelere kadar yüksek kalacağının işareti.

YPG’lilerin cenaze törenine Amerikalı askerlerin katılması üzerine şöyle konuşuyordu Erdoğan:

“Ne yazık ki bu konvoylarda her iki ülke bayraklarının, ülke de demeyeceğim YPG gibi bir terör örgütünün paçavralarının olduğu konvoy içerisinde tabii Amerika’nın bayraklarının olması bizleri ciddi manada üzmüştür. Bunları da 16’sında yapacağımız ziyarette sayın başkana ‘Buyurun’ diyeceğiz göstereceğiz.”

“Bugün bize, yarın bir başkasına olacaktır. Bunu paylaşmamız lazım. Ve bu geleneğin… Buna gelenek diyorum. Çünkü sayın Obama döneminden başlayan bir süreç, şuanda henüz devam ediyor. Bunun artık noktalanması lazım. Aksi takdirde hem bölgedeki sıkıntı aynen devam edecektir hem de kendileri rahatsız olacak. Bizler de iki NATO’nun ortak ülkesi, stratejik müttefikler olarak, bundan ciddi manada rahatsız olacağız. Her zaman söylediğim gibi, o zaman biz göbeğimizi kendimiz keseceğiz. Bu ifademi tekraren kullanıyorum. İşte Karaçok’ta ne olduysa, Sincan’da ne olduysa, artık biz bunlara devam etme durumunda olacağız.

Dün de söylediğim gibi, hani ‘bir gece ansızın gelebiliriz’ derken, bunu kast ediyorum. Bütün oralardaki terör örgütlerine herhalde tarih vererek, haber vererek gidecek değiliz. Ama bilecekler ki, TSK her an buralara gelebilir. Biz endişeyle yaşamaktansa, onlar korkuyla yaşasınlar… ”

YPGSuri

Tansiyon artıyor.

Savaşçı YPG birimlerini de içinde barıjndıran Partiya Yekitiya Demokrat (PYD) Eşbaşkanı Salih Müslim ise ANF’nin sorularını yanıtlarken şu tepkiyi veriyor:

“Türklerin son saldırısının referandumdan sonra yapılması dikkat çekicidir. Referandum ile birlikte kendisini sultan olarak göstermek istiyor. Onun için böylesi bir saldırıda bulunarak, gücünü gösteriyor. Daha önce Efrin ve çevresine yönelik saldırılar daha çok sınırın ötesinde saldırılarda bulundu. Şimdi ise hava saldırısı oldu. Kuşkusuz bu hedefler daha önce belirlenmişti.

Karaçok’un YPG’nin karargahı olduğu biliniyordu. Şengal için de geçerlidir. Özellikle pêşmergelerin vurulması da Kürtlere mesajdır. Çünkü bilinçli bir saldırıdır, amaçları Kürtleri korkutmaktır. ABD ve Rusya başta olmak üzere uluslararası güçlere de mesaj veriyor: ‘Kürtleri yok edeceğim.’ Bu zaten eski planlardır. Bütün saldırılarda bakıldığında IŞİD ne zaman sıkışırsa Türkiye bize saldırıyor.

Türkiye kurnazlık yapıyor. Saldırıdan kısa süre öncesi hem Rusya’ya hem de ABD’ye ‘Orada PKK var deyip, vuracağım’ diyor. Rusya ve ABD kabul etmedi. Medyaya yansımayanlar da var. Benim bildiğim kadarıyla Ankara ABD Büyükelçisi de tepki göstermiş.

Bu saldırıların ardından halk Rojava hava sahasının uçuşa yasak bölge ilan edilmesini istiyor. Eğer yasak böyle ilan edilmese Erdoğan’ın bu saldırılarının devam gelir. Biz uçuşa yasak bölge olmasını istiyoruz. Türkiye’nin tamamen Rojava ve Suriye’den çekilmesini istiyoruz. Hiçbir şekilde karışmasını istemiyoruz. Çünkü orada planları, karıştırmak istiyor. Biz Türkiye’nin Suriye’den ellerini çekmesini istiyoruz.

ABD ve Rusya ile ilişkilerimiz eskiden yaptığımız anlaşmalar çerçevesinde. Rusya’yla da Efrin ve çevresinde terörizme karşı ortak mücadele ediyoruz. Anlaşmalar devam ediyor. Hem Rusya hem de ABD Türkiye’nin bu politikaların karşıdır. Belki bazı hesapları var diye ses çıkarmıyorlar ama rahatsızlar. Bundan dolayı kimse Türkiye’den memnun değil.

KDP Türkiye’nin eline düşmüş. Her yönüyle bağımlı hale gelmiş. Onun için hareket edemiyor. KDP, Türkiye’nin Rojava ve Şengal politikalarının bir parçası olmuş durumda. Barzani ailesi tamamen ailevi çıkarlarını düşünüyor. Bundan dolayı da düşmanın kucağına girmiş. Bu da uzun vadede KDP’ye kaybettirir.”

Bu arada ABD’de bazı düşünce kuruluşlarının temsilcileri de Erdoğan’ı ‘ateşle oynama’ diye üstü kapalı bir dille uyarıyor.

Peki, Erdoğan ve TSK’nin hesabı nedir?

Bundan sonra hangi adımlar gelebilir?

İkinci sorunun cevabı açık: Bir gözü ve kulağı karmaşık uluslararası konjonktürde olan Saray ve AKP Hükümeti, TSK ile tam anlayıç birliği içinde, hava harekatı sürerken bir yandan da Tel Abyad üzerinden özel kuvvetlerle bir huruç hamlesi yaparak Suriye Kürt ‘özerk cepleri’nin arasında bir koridor oluşturmak, orada daha sonraki pazarlıklarda koz olarak kullanılmak üzere kalmak niyetinde. Kuvvetli bir olasılıktır. Tel Abyad ve çevresinden bir kara harekatı beklenmelidir.

receps

Peki hesap nedir?

Hesap da basittir.

Trump’ın çevresine danışmadan yaptığı belli olan telefon görüşmesinden ‘önüm açıldı’ okuması yapan Erdoğan, AB’nin de Malta’da ‘referandum sonucunu meşru buluyoruz’ şeklindeki açıklaması ardından daha da cesaretlenerek, her zaman yaptığı gibi el yükseltip ilerlemek amacında.

Hesabın bir ucunda YPG’nin – tercihan elindeki ABD menşeli silahlarla – Türkiye topraklarına saldırması, bombalama yapması, buna PKK’nin bölgede farklı şiddet eylemlerine girişmesi ve hepsinin Beyaz Saray ziyareti öncesinden başlayarak ‘YPG ile işbirliğini kesin’ talebi için argüman olarak kullanılması var.

Hesabın merkezinde ise, Erdoğan’ın kaç zamandır bir numaralı dış politika kabusu olan Zarrab Davası’nın sulandırılması, içinin boşaltılması, aile ve AKP’ye çıkan ucunun makaslanması için Suriye harekatının bir tehdit ve pazarlık unsuru olarak kullanılması var.

Hadise esas itibarıyla bunlardan ibaret.

Tutar mı?

Elbette ki Saray bunu umuyor. İstiyor.

Onu anti-Kürt politikalarına fena halde ikna etmiş olan TSK de, geleneksel refleksleri nedeniyle ‘göl maya tutar mı, bakarsın tutar’ diye inanıyor.

Ama bu hesabın boşlukları, hata payları çok büyük.

  • Trump, şantajı hissettiği anda terslenen biri. ‘Size askeri destek verelim, beraberce Rakka’ya gidilirken, bizim YPG’yi imha hamlemize de izin verin, etmeseniz de nasıl olsa devam edeceğiz’ söylemine ikna olması çok zor.
  • Erdoğan’ın aklını Zarrab dosyası fena halde kurcalıyor. ‘Sizinle DAEŞ’le mücadeleye hazırız, ama Sayın Trump gelin şu Zarrab davasını çürütün, içini boşaltın’ demenin karşılığı olacak mı, hiç mi hiç belli değil. Çünkü Trump’ın zaten kavga halinde olduğu FBI ve mahkemelerle bu yüzden dalaşmaya kalkması bu zamanda çok zor.
  • Saray, Rex Tillerson ve Neçirvan Barzani ekseni üzerinden KDP’yi enerji avantalarına iyice açık bir çizgiye çekip YPG ile arasını açmaya çalışabilir, ama Kürtleri böl yönet siyasetinin bölgedeki Kürt tabanı tarafından kabul edilmesi, Barzani yönetiminin yolsuzlukları ve kötü yönetimi nedeniyle çok zor.
  • Erdoğan Trump’la kapalı kapılar ardında konuşarak şahsen ikna etmesinin işi bitireceğini, YPG’nin bir anda dışlanacağını, alanın boşaltılacağını, DAEŞ’in bunlara sessiz kalacağının sanılacağını sanıyor. En önemlisi, Trump’ın Suriye ve Irak gibi konularda karar ve insiyatifi sahada bilgi ve tecrübe sahibi, yönetim mensubu eski üst rütbeli askerlere bıraktığını da hesaba katmıyor.
  • Diyelim ki ABD, YPG ile ilişkiye kesti. Rusya ne olacak? Putin Türkiye’nin NATO ile ilişkilerinin işlevsiz hale gelmesini, NATO’nun zayıflamasında stratejik bir hedef olarak görüyor. Erdoğan açısından işin bu ucu da belli değil.

Sonuç olarak, bilek güreşini Erdoğan’ın kazanması veya kazanmaması, Suriye ve Irak’ta bir rahatlama sağlamayacaktır. Erdoğan’ın stratejisi, bölgede Kürt odaklı gerilimin devamıdır, çünkü 2019’da otoriter rejimin son adımı, Türk milliyetçiliğinin agresif seviyede tutulmasına bağlıdır.

Oynanan tehlikeli oyun da budur.

 

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *