'Tahliyeler fiili affa dönüştü, Ergenekon sıfırlandı'

Uzun tutukluluk sürelerini beş yıla indiren yasanın onaylanmasının ardından aralarında Hrant Dink cinayetinin azmettiricisi Erhan Tuncel, Zirve Yayınevi’nde biri Alman üç kişiyi boğazlarını keserek öldüren sanıklar, Danıştay tetikçisi Alparslan Arslan ve faili meçhul cinayetlerle gündeme gelen emekli Tuğgeneral Veli Küçük ile eski Özel Harekâtçı İbrahim Şahin gibi isimlerin tahliye edilmesi kamuoyunda “Erdoğan Affı” algısı yarattı.

KCK davasında tutuklu bulunan sanıkların “dağa çıkabilirler” gerekçesiyle tahliye edilmemesi de “Ergenekon sıfırlandı” yorumlarına neden oldu.

 

Taraf’ın haberi şöyle:

Özel yetkili mahkemeleri kaldıran yasanın yanında Anayasa Mahkemesi’nin eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ hakkında verdiği “hak ihlali” kararıyla birlikte Türkiye tarihinde ilk kez en az iki kez müebbet hapis cezası istenen mahkûmlar tahliye edildi.

Hem AYM’nin Başbuğ kararının hem kanunun aynı gün çıkması ile de Ergenekon davasını neredeyse “sıfırlamaya” götürecek süreç başladı.

Nitekim, AYM kararına dayanarak ilk tahliye edilenin Başbuğ olması beklenirken, Dink cinayetinin “büyük abisi” Erhan Tuncel olmuştu. İzleyen gün Başbuğ da tahliye edilmişti. Kanunla birlikte görevleri sona eren ÖYM’lerin yerine başvuruları alan nöbetçi mahkemelerin ilk salıverdikleri kişiler cinayet sanıkları oldu.

Söz konusu yasalarla topluma yeniden kazandırılan ikinci grup, derin devletin temel mekanizmalarından olan JİTEM’in kurucuları ve Susurluk çetesi oldu. Adı Susurluk çetesi ile ünlenen, faili meçhullerin mimarı JİTEM’in de kurucularından olan ve iki kez müebbet üstüne 117 yıl hapse mahkûm edilen emekli Tuğgeneral Veli Küçük de bu afla serbest bırakıldı. Yine Şırnak Jandarma Alay Komutanlığı yaptığı 2000’li yılların başında HADEP İlçe Başkanı Serdar Tanış ve İlçe Yöneticisi Ebubekir Deniz’in kaybedilmesi dahil onlarca faili meçhul cinayetten sorumlu gösterilen emekli Tuğgeneral Levent Ersöz de artık özgür. Çete lideri Sedat Peker de bu grup dışında tutulmadı.

Susurluk çetesinin liderliğinden hapis cezası mahkûmiyeti bulunan eski Emniyet Özel Harekat Dairesi Başkanvekili İbrahim Şahin de Ergenekon davasında tahliye edilen isimler arasında yer aldı. Bir diğer tartışılan konu ise, Ergenekon davasında en ağır ceza almaları dışında, silah, mühimmat bulundurmaları ile suikast vb. eylem hazırlıkları-talimat verme gibi suç iddiaları da bulunan mahkûmların tahliye edilmeleri oldu. Bunlar arasında Ergenekon’da ceza rekoru kıran eski yüzbaşı Muzaffer Tekin ile emekli astsubay Oktay Yıldırım da var.

Bu arada Başbakan’ın sürekli ifade ettiği, ancak kendisinin de yararlandığını gizlediği Rahşan Affı da, son kanun gibi süslenerek, “Mağduriyetleri gideriyoruz” denilerek topluma sunulmuş, ancak cinayet zanlıların da tahliyesiyle sonuçlandığı için çok tartışılmıştı.

 

TARAF’A konuşan hukukçuların görüşleri ise şöyle:

Emekli Askerî Hâkim Ümit Kardaş: Uzun tutukluluk süresi yıllardır büyük bir sorundu. Ancak hükümetin derdi bence bu değil. Yolsuzluk iddiaları var ve bu yolsuzluk iddialarıyla ilgili sonradan yargısal bir süreç kendileri için de işleyebilir. Yani buradaki bütün yapılan, panik hâlinde yargıyı güçsüz ve işlemez hâle getirmek. Başbakan’ın panikle yolsuzluk soruşturmalarını engellemek amacıyla çıkardığı kanunlar ve uygulamalar diye düşünüyorum. Yolsuzluk iddiaları nedeniyle cemaati de hedef göstererek askere yakınlaşmak istediğini ve adeta ittifak içine girdiğini düşünüyorum.

Eski DGM Savcısı Mete Göktürk: Hükümetin düne kadar Ergenekon davasının çok arkasında siyasi desteğini esirgemeyen bir tutum içindeyken şimdi bu mahkemeyi töhmet atında bırakacak tavırlar alması, özel yetkili mahkemeleri birden bire alt yapısı hazırlanmadan kaldırması ortada bir gizli affın söz konusu olduğunu gösteriyor. Sınırlı af da çıkartabilirdi. Sorumluluğu üstünden atarak bir gizli af durumu oluşturuldu. Bu yolsuzluk iddialarının bu mahkemeler tarafından kurcalanmasından kaynaklanan bir tavır.

 

 

 

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *