20 bin kişinin göç ettiği Silvan’dan insan manzaraları: ‘Susuzluktan altı çocuğumla kaçmak zorunda kaldık’

Cumhuriyet’te Kemal Göktaş’ın Silvan izlenimleri.


Diyarbakır – Silvan yolu ıssız. Tek tük otomobiller, bir iki toptancı minibüsü ve arada geçen kamyonlar tarlaların, köylerin arasından geçip Silvan’a doğru giderken tedirgindik; önceki gün bir televizyon ekibi ilçeye sokulmamıştı ve bizi de almayabilirlerdi. İlçe merkezine 10 kilometre kala telefonlarımız devre dışı kaldı.

Bir korku filminin içine doğru gidiyorduk sanki. İlçe girişinde zırhlı bir polis aracı, bir polis otobüsü… Durduracaklar diye bekledik ama bir polis etrafına toplanan arkadaşlarına uzun namlulu silahla bir şey gösterirken ağır ağır geçtik yanlarından.

İşte ilçedeydik. İnsanların yol kenarında yürümesini yadırgadık biraz. Çocuklar bile var, sırtlarında çantalarla… HDP binası önünde biriken kalabalık önceki gün öldürülen Süleyman Güleç’in cenazesini bekliyordu. Gerginlik ve isyan dolu sözler dökülüyordu ağızlardan.

En çok da Batı’dan ses gelmemesine, medyada yer verilmemesine bozuklardı ve ağzını açan ağır bir savaştan bahsediyordu: “Caddelerdeki yüksek binalarda keskin nişancılar var, insanlar korkuyor. Akşam olunca sadece yasaklı mahallelerde değil, kent merkezine de ateş ediliyor. Helikopterden ateş ediliyor. Sokağa çıkma yasağı olmayan yerlerde dahi kahveler tarandı. Silvan’ı teslim almaya çalışıyorlar.

IŞİD’in Kobane’de yapamadığını AKP burada yapmak istiyor. 7 Haziran’ın acısını bizden çıkarmaya çalışıyor. Milletvekillerimize bile ateş ettiler. Hâlâ camide saklanıyorlar. Camilerin bile kapılarını, camlarını yıkmışlar. Güvenlik güçleri evleri darmadağın ediyor, giriyor kırıp döküyor, ‘evleri gençlere bırakmışlar’ diye…

20 bine yakın insan göç etti mahallelerden. Üstelik sadece kendi canlarını kurtarabiliyorlar, yanlarına hiçbir şey alamıyorlar. İnsanlar genellikle havan mermisiyle ölüyor. Anlaşılan o ki, İsraillilerin Filistin’e yaşattıklarını bize yaşatmakta kararlılar.

HDP önünden ayrılıp belediyeye geçtik. Orası da kalabalık.

Bir yandan caddede araçlar geçiyor, dükkânlar açık, hayat sanki normal..

Eşbaşkanlar geliyor: HDP Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ, HDP Grup Başkanvekili İdris Baluken, HDK Eş Genel Başkanı Ertuğrul Kürkçü, DTK Eş Genel Başkanı Hatip Dicle, Hüda Kaya, Altan Tan.. Belediyeden çıkıp hemen yan caddeye geçti vekiller ve arkasında giderek artan kalabalık. “İnadına barış” sloganları, “Biji Serok Apo” ile yarışıyor… Sloganları duyan esnaf telaşla kepenk kapatmaya başladı.

‘Öldürmeye kodlanmış güruh’

Tutuklu olan Silvan Belediye eşbaşkanlarının odasında vekillere tepsiler içinde limon getirildi. Figen Yüksekdağ, gazdan etkilenmişti baştan aşağı ıslandığı için oturamıyor, sorulara ayakta cevap veriyordu. “Daha önce bu kadar sert müdahale görmemiştik” diyerek şaşkınlığını çevresindekilere anlatan Yüksekdağ, “Artık hükümet tarif edilmez bir vahşet sergiliyor. Burada bize bunları yapan sokağa çıkma yasağı ilan edilen yerlerde neler yapıyordur? Karşımızda devletin kolluk güçleri değil, gözü kararmış, öldürmeye kodlanmış bir güruh vardı” dedi.

Vekil dinlemediler

Nerede nasıl müdahale olacak diye beklerken önce bir Akrep aracı göründü. Ve ardından bir TOMA… Elinde uzun namlulu silahlarla iki üç polis yukarı koşturmaya başlarken tansiyon iyice yükseldi. Sivil bir emniyet amiri geldi önce vekillerin üzerine doğru. ‘Durun gidemezsiniz” gibi bir şeyler söylerken vekiller geçti yanından ve TOMA’dan su sıkılmaya başladı. Gaz fişekleri TOMA’yı aşıp kitlenin ortasına düşmeye başlarken kitle zaten yukarı doğru kaçmaya başlamıştı. Eşbaşkanlar, vekiller yürümeye devam etti. Sokağa çıkma yasağı ilan edilen iki mahalleye girişin olduğu kavşakta TOMA, Akrep, çevik kuvvet polisleri bekliyordu. Vekiller ve yanlarındaki az sayıda insanla sivil emniyet amirinin ve yanındaki polislerin tartışması itişmeye dönüştü bu sırada.

Öldürücü atışlar

Elinde gaz tüfeği olan bir polis bağırarak çıktı o sırada arka taraftan. Tüfeğini kitleye doğru doğrulttuğunda “hey sen ne yapıyorsun” bağırışları arasında vekillerin arka tarafındaki dükkânın kepengine sektirerek atış yaptı. Gaz bombası o mesafeden birine isabet etse kesinlikle öldürücü olabilirdi. Gördüklerine inanamayan, korkarak bağıran insanların tepkileri sürerken bir daha aynı atışı yapan polise amirleri de müdahale etmedi. Ardından çevik kuvvet kalkanlarıyla geldi. Kalkanlarla vekilleri iterken biber gazı sıkılmaya başlandı bu defa vekillerin ve yanındakilerin yüzüne. Bu sırada Hüda Kaya yere düştü ve yanındaki oğlu onu kaldırmaya çalışırken yüzüne biber gazı yedi.

Kıl payı kurtuldu

Biber gazından oldukça etkilenen Yüksekdağ arkasını dönüp uzaklaşmaya çalışırken bir gaz fişeği atıldı ve saçlarını sıyırarak geçti. Başına isabet etse, Türkiye için bedeli oldukça ağır olacak bir süreç başlayabilirdi. Yüksekdağ, Kürkçü ve yanındakiler hemen yan taraftaki caminin avlusuna girdi. Camiye bir şey atılmaz sanmışlardı belki de; ama TOMA’lar cami avlusuna su sıkıyor ve gaz fişekleri düşüyordu avluya. Vekiller, Silvan’ın doğal sığınağı haline gelen belediye binasına girerken TOMA’lar ve Akrep’ler belediye binası önündeki halka su ve gaz sıkmaya başladılar.

‘DAĞILIN YOKSA SİZİ PARÇALARIZ’

Silvan’da 3 mahallede uygulanan sokağa çıkma yasağı 11. gününe girerken güvenlik güçlerinin sert uygulamaları nedeniyle ilçede halkla devlet karşı karşı gelmiş durumda. İlçe halkı, medyanın olayları vermemesinin yanı sıra batıdan bir itiraz gelmemesine de öfkeli. Sokağa çıkma yasağı ilan edilen mahallelerin nüfusu 30 bin civarında. Silvan’ın toplam nüfusu 100 bin. Yani kentin üçte biri yasaklı bölgede yaşıyor. Sokağa çıkma yasağı boyunca aralarında çocukların da olduğu 7 kişi öldürüldü. Bu kişilerin büyük bölümünün sivil olduğu söyleniyor; aralarında YDG-H’lilerin olup olmadığı sorusunun yanıtı muğlak. Polis önceki gece anons yaparak sivil halkın yasaklı mahalleleri terk edebileceğini söylemiş. Halkın yüzde 70’i bu çağrıya uymuş. Polis halka karşı oldukça sert. Anonslarda “Dağılın, yoksa sizi parçalarız” denildiğini söyleyenler var.

‘BİZİ NE ZAMAN GÖRECEKSİNİZ’

Silvan’da konuştuğumuz kimse adını vermek istemedi. Yaşını ve mesleğini dahi söylemeyen bir vatandaş “özellikle” şunları yazmamızı istedi: “Gazeteler niye halkı bölücü gösteriyor? Kürt çocukları 0-14 arası ana kuzusu, 15’inden sonra da kurbanlık koyun olarak görünüyor. Kardeşlikten söz edenler ne zamana kadar bizi yok sayacaklar? Bizi imha ediyorlar. Batıdaki kamuoyu bizi hiç görmüyor. Oradaki insanlar gerçeği görmedikçe biz hep yok olmaya mahkûm olacağız.”

ÖLÜMÜNE KAÇIŞ

Ailesi “yasaklı” mahallerden birinde oturan 20 yaşındaki genç kadın S.D. son sokağa çıkma yasağının 4. gününde 3 yaşındaki kızı ve 5 kardeşiyle birlikte adeta bir ölüm yolculuğuna çıktığını anlattı. S.D. mahalleye top atışları yapıldığını, keskin nişancıların sivil insanları öldürdüğünü belirterek şunları söyledi: “Ara sokaklardan, hendeklerin yanından geçerek kaçtık mahalleden. Ama annem, babam, bir kardeşim gelmediler. Evin karşısındaki camiye bir top atışı yapıldığını görünce korktum, onları çıkarmak istedim. Ancak izin vermediler. Ben de akşam karanlık çökünce yine ara sokaklardan gittim, ailemi alıp çıkardım. Yaşadığımız şey işkence. Korkuyoruz, her taraf kan… 3 yaşındaki kızım travma yaşıyor, ‘kurşun geliyor’ diye bağırıp kendini yere atıyor. ”

HAYVAN CESETLERİ

Mescit Mahallesi’nden “kaçan” bir vatandaş ise “Susuzluktan ötürü kaçmaya karar verdik. 6 çocuğumla keskin nişancıların korkusu altında çıkabildik” dedi.

Sokağa çıkma yasağı ilan edildiğinde mahallede olan Jinha muhabiri Sarya Gözoğlu, mahalleye tanklardan, zırhlı araçlardan top atışları yapıldığını belirterek, “Bütün sokaklar taranıyor. Keskin nişancılar geceleyin termal kameralarla bakıp ısı kaynağı görür görmez ateş ediyorlar. Sivil insan da olabilir, bir hayvan da olabilir. Sokaklar hayvan cesetleri ile dolu” dedi. İnsanların ekmek, su gibi ihtiyaçlarını karşılamak için “gençlerin” kazdığı hendekleri, barikatları kullandıklarını belirten Gözoğlu “Ekmek pişirmeye bile izin verilmiyor. Tandır ateşi yakıldığı anda bombaatarla atış yapıyorlar” dedi.

Gözüoğlu, su borularının patlatıldığını söyledi.

Haberin tamamı burada.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *