Sencar: ”HDP’nin baraj altında bırakılması sadece bir hayal”

Metropoll Araştırma Şirketi Başkanı Prof. Dr. Özer Sencar, koalisyon yapılacağı kanaatinde olmadığını ve olası erken seçimin de, son günlerde yaşanan kaos gerekçe gösterilerek ertelenebileceğini söyledi.

Sencar, ‘‘Hatta olağanüstü halin bile gelebileceğini ve muhtemelen, MHP’nin dışarıdan desteklediği azınlık hükümetinin uzunca bir süre devam edeceğini düşünüyorum’’ şeklinde konuştu. ‘

‘MHP, Erdoğan’ı kritik durumlarda daima kurtarmıştır’’ diyen Sencar, 7 Haziran seçiminin şokunu en hızlı Recep Tayyip Erdoğan’ın atlattığını belirterek, ‘‘Hızlı bir oyun planı kurdu ve çok doğru bir isimle oyununa başladı. Deniz Baykal’ı çağırdı. Ve hem Baykal hem de CHP bu oyuna düştü’’ ifadesini kullandı.

Son yaşanan olayların, MHP’den AKP’ye oy geçişini hızlandıracağını kaydeden Sencar, HDP’nin barajın altına düşürülebileceğine kesinlikle inanmadığını söyledi ve ‘‘Parti kapatma ve dokunulmazlıklarının kaldırılması, HDP’yi büyütür’’ diye ekledi. Çözüm sürecini ‘‘Seni başkan yaptırmayacağız’’ sözünün değil, HDP’nin seçimlere parti olarak girmeye karar vermesinin bitirdiğini dile getiren Sencar, son yaşanan olayları da ‘‘Terör olaylarının kamuoyunda göründüğü ve gösterildiği şekilde olduğuna inanacak kadar aptal değilim. Kamuoyunun da aptal olmamasını tavsiye ederim’’ şeklinde yorumladı. Sencar ayrıca, Türkiye’de yaklaşık üç milyon kişinin IŞİD’e sempati duyduğunu aktardı.

Yaptıkları araştırmalarla toplumun ve siyasetin nabzını tutan Özer Sencar ile 7 Haziran genel seçimleri öncesinde konuşmuştuk. Sencar konuşmamızda, ‘‘HDP’nin kesinlikle barajı aşacağını düşünüyorum’’ demiş ve önemli ifadeler kullanmıştı. Sencar ile bu kez, 7 Haziran sonuçlarını, koalisyon-erken seçim tartışmalarını, MHP’nin tavrını, HDP ve Selahattin Demirtaş’ı, son yaşanan gelişmeleri ve IŞİD’i konuştuk.

Sencar’ın GriHat’tan Hüseyin Özkaya’ya aktardığı değerlendirme şöyle:


d-006.jpg

7 Haziran sonuçlarında, 17-25 Aralık’ın ciddi bir etkisi oldu mu?

Oldu. Tek lider olma, yolsuzluk konuları, anti demokratik uygulamalar, polisin ve yargının kontrol altına alınması… Hepsi etkiledi. Yolsuzluğun varlığına halk inanıyor, AK Partililerin de yüzde 70’i inanıyor. AK Parti’den giden dokuz puanlık oyun içinde bu faktörler var. Daha yüksek olabilirdi bu puan. Bunu engelleyen şey, muhalefetin güçlü bir iktidar adayı olarak ortaya çıkamamasıdır.

AKP’nin oy oranı yüzde 41, yüksek bir rakam. Temel nedenleri nedir?

Çok yüksek. Güçlü, çalışkan bir lider ve ekibi var. Nihayetsiz para imkanı var. Çok çalışıyorlar. İktidarda oldukları ilk 6-7 yılda hem ekonomik hem de siyasi olarak başarılıydılar. Arkalarında bir başarı hikayesi var. 2011’den sonra AK Parti eleştirilebilir davranışlar yapmaya başladı. Milliyetçi muhafazakar kesim de Türkiye’de oy olarak, Atatürkçü, solcu, laik kesime göre daha yüksek. Tayyip Bey’in söylem ve çalışmalarıyla, AK Parti’deki parti bağlılığı anlayışı diğer partilere göre çok yüksektir.

HDP’nin oy oranını yüzde 13 bekliyor muydunuz?

Seçimden bir hafta önce, yüzde 11.5 olarak ölçmüştük. Yüzde 11 ila 12 arasında bekliyorduk. Ama Diyarbakır mitinginin bombalanmasından sonra, HDP’nin asgari 1-1.5 puan arttığını düşünüyorum.

7 Haziran seçimlerinde HDP barajı geçti, AKP ciddi bir yenilgiye uğradı ve tek başına iktidarını kaybetti. Fakat muhalefet bu önemli şansı değerlendiremedi. Bu süreci, iktidar ve muhalefet açısından nasıl değerlendirirsiniz?

AK Parti ve Tayyip Bey ciddi bir mağlubiyet aldı. AK Parti tek başına hükümet olamadı, Tayyip Bey de seçimi kendisi için bir referanduma dönüştürdü ve kaybetti. Peki, kim kazandı? Rakamlara bakarsak, iki partinin oyunu artırdığını görüyoruz. HDP asıl kazanandır. Çünkü oyunu bir önceki seçimde yüzde 6.5’tan 13’e çıkardı. Dolayısıyla oyunu yüzde yüz artırarak, aynı zamanda barajı aştı. Bu seçimin tek galibi HDP’dir. MHP de oyunu yüzde 13’ten 16’ya çıkardı ama bu MHP’nin bir başarısı değil. MHP oyunu artırdı ama bana göre galibiyetle çıkmadı. Çünkü artan oy MHP’nin gayreti, söylemleri, projeleriyle kazanılmış üç puan değil. AK Parti’yi terk eden bir kitle vardı. Bu kitlenin üç puanı MHP’ye, dört puanı HDP’ye gitti ve yaklaşık iki puanı da sandığa gitmedi.

Kanaatimce, seçimin şokunu en hızlı atlatan Tayyip Bey oldu. Hızlı bir oyun planı kurdu ve çok doğru bir isimle oyununa başladı. Deniz Baykal’ı çağırdı. Ve hem Baykal hem de CHP bu oyuna düştü. Normalde, Baykal’ın böyle bir davete gitmemesi, Kılıçdaroğlu’nun da Baykal’ı kesinlikle göndermemesi gerekirdi.

MHP de, muhalefet partisi görüntüsüne rağmen hem iktidar partisi hem muhalefet partisidir. Meclis Başkanlığı seçimindeki tavrıyla, seçimi ve psikolojik üstünlüğünü kaybeden iktidarın tekrar psikolojik üstünlüğü kazanarak siyaset sahnesinde oyun kurabilir, güçlü bir yönetim sergileyebilir algısını üretmesine yardımcı oldu Tayyip Bey’in.

Ve o süreçte, Tayyip Bey normalde olması gerekenin aksine, otoritesini, kamuoyundaki algısını güçlendirdi. MHP’nin -bence hatayla değil geleneksel tavrı olan AK Parti’yle kavga etmeyen, AK Parti’ye daima kritik durumlarda yardımcı olan tavrıyla- Meclis Başkanlığı’nı AK Parti’nin almasını sağladı. MHP isteseydi, Meclis Başkanlığı’nı AK Parti alamazdı. O zaman, AK Parti’nin ikinci mağlubiyeti gerçekleşirdi. MHP’nin büyük bir hizmetinin olduğunu düşünüyorum AK Parti’ye.

MHP bu süreçte, ‘‘HDP’nin olduğu yerde, biz yokuz’’ diyor.

O bir gerekçedir. Ama asıl gerekçesinin, AK Parti’yi zora sokmamak olduğu kanaatindeyim.

Niye?

Bilmiyorum.

Koalisyonun alt yapısı mı?

Ben, onun alt yapısından da farklı olduğunu düşünüyorum. MHP, AK Parti’yi, Erdoğan’ı kritik durumlarda, sıkıntıya girdiği durumlarda daima kurtarmış, yardımcı olmuştur. Bu tavır da, onun devamıdır.

MHP seçmeninin buna tepkisi nedir?

MHP seçmeninin büyük kısmı, AK Parti seçmeninde olduğu gibi, ‘‘partimizin yaptığı doğrudur, herhalde bir hikmeti vardır’’ diye düşünüyor. Türkler, liderlerine çok fazla güvenir ve itibar ederler. Liderlerinin hatasını ancak yıllar sonra faturalar çıktığında görürler. Mesela, biz seçimden sonra ‘‘AK Parti’nin iktidarı kaybetmesinin sebebi nedir’’ diye sorduğumuzda, halkın yüzde 53’ü ‘‘Tayyip Erdoğan’’ dedi. AK Partililerin de büyük bir oranı, Tayyip Erdoğan’ı suçluyor. Ama seçimden önce böyle düşünmüyordu AK Partililer. Fatura çıktıktan sonra kabullendiler bunu. Sağ, milliyetçi, muhafazakar, dindar kesimde lider çok güçlüdür. Liderlerin yaptıklarında önce ‘‘Bunda mutlaka bizim bilmediğimiz, onların bildiği bir şey vardır’’ diye düşünürler, sorgulamazlar. Bu, Türklerin Orta Asya’sından gelen bir geleneğidir. Sünni İslami gelenekte, devlet ve lider çok güçlüdür. Cumhuriyet döneminde de bu değişmemiştir. Şimdi de Erdoğan, Bahçeli aynı geleneğin devamıdır. Bahçeli’nin yaptığında bir hikmet arıyorlar. Ben bir hikmet olduğunu düşünmüyorum, sadece bir sebep olduğunu düşünüyorum, o sebep de AK Parti’nin korunmasıdır. Halk bunu göremiyor.

Gündemde erken seçim ve koalisyon var. Siz tabloyu nasıl görüyorsunuz? Erken seçime mi gidiyor Türkiye?

Erken seçime gitmesi bir şanstır. Koalisyon, özellikle CHP ile bir koalisyon olacağı kanaatinde değilim. CHP ile yapılacak bir AKP koalisyonu, Türkiye’nin bu kaostan kurtulması için bir çıkış yoludur bence. Ama onun gerçekleşeceğini düşünmüyorum. ‘‘Masadan ben kalkmadım’’ demek için masayı devirmiyorlar. Eğer bu cinayetler, siyasi olaylar devam ederse seçimin erteleneceğini, hatta olağanüstü halin bile gelebileceğini ve muhtemelen, MHP’nin dışarıdan desteklediği azınlık hükümetinin uzunca bir süre devam edeceğini düşünüyorum. ‘‘Kürtlerle, IŞİD’le mücadele ediyoruz’’ gerekçesiyle MHP de, AKP’nin bu azınlık hükümetini fiilen desteklemese bile, Meclis’e gelmeyerek güvenoyu almasını sağlar diye düşünüyorum.

AKP-CHP koalisyonunun mümkün olmadığını söylediniz. Peki, AKP-MHP koalisyonunun gerçekleşme ihtimali var mı?

Koalisyondan ziyade, MHP’nin desteğini alacaklar. Keşke bir AKP-MHP koalisyonu kurulsa. Bu da, Türkiye için bir çıkış yoludur. Ama ben onun yapılacağını düşünmüyorum.

Geçtiğimiz hafta Suruç’ta bir katliam yaşandı. Katliamdan sonra operasyonlar başladı. Bu yaşananları nasıl değerlendiriyorsunuz?

Suruç’un da, daha sonra yaşanan asker ve polis ölümlerinin de dışarıdan göründüğü gibi, ‘‘Suruç’u IŞİD’liler, diğerlerini de PKK yaptı’’ gibi çok aydınlık olduğu kanaatinde değilim. Zaman içerisinde bunları kimin, niçin yaptığını anlayacağımızı düşünüyorum. Bu konuda öngörülerim var ama şu anda onları paylaşmanın sakıncalı olduğunu düşünüyorum.

Sizce bu olanların amacı ne?

Kaos ortamını, Türkiye’de yaygınlaştırmak.

Peki, kaos ortamı yaygınlaştırılarak ne amaçlanıyor olabilir?

Bunu, kaos isteyenlere sormak lazım. Bence çok açık: Suruç’un da, son öldürülen subay ve polislerin ölümünün de çok karanlık, çözümü zor olaylar olduğu kanaatinde değilim.

Yani fail olarak gösterilenlerin, asıl failler olmayabileceğini düşünüyorsunuz.

Düşünüyorum.

Peki, bu süreç bizi nereye doğru götürüyor?

Siyasiler, siyasi gruplar, eylem ve davranışlarında ülkeyi düşünmezler genellikle. Halk da, siyasilere zaten güvenmiyor. Toplumda halkın en az güvendiği kurum, siyaset kurumudur. Ben de az güveniyorum doğrusu. Bizim her sene iki defa sorduğumuz, ‘‘kurumlara güven’’ diye bir soru var. Bütün önemli kurumlara, halkın ne kadar güvendiğini ölçüyoruz. Aralık 2007’de, politikacılara güven on üzerinden 6’ymış. Haziran 2015 itibariyle 4’e düşmüş.

Son yaşananlardan kim kazançlı çıkacak? Erdoğan için bunlar ne anlama geliyor?

Bu kaos ortamı, hem kişileri hem toplumu hem ülkeyi daima olumsuz etkileyecektir. Buradan birileri mutlaka kazançlı çıkmak için uğraşıyordur, uğraşacaktır. Politikacının amacı budur. Ama ben bu yaşananlardan kitlesel anlamda hep beraber zarar göreceğimizi düşünüyorum. Bu politikalar, Türkiye’ye huzur ve güven getirmeyecektir. Herkes kaybedecektir… Tayyip Bey’in amacı, mümkünse azınlık hükümeti veya mümkünse tekrar seçime giderek AK Parti’nin kazanmasını sağlamak. Tayyip Bey’in oyun kurgusu bu. Tayyip Bey’in erken seçime gittiğini görürsek eğer, tek başına iktidarı kazanabilecek bir oy potansiyelini gördüğünü düşünürüm. Eğer erken seçime gitmezse, yapılan ölçümlerden AK Parti’nin tek başına iktidara gelemeyeceği çok net ortaya çıkmıştır. O zaman, azınlık hükümeti veya koalisyonla AK Parti iktidarda kalmaya devam edecek diye düşünürüm.

Halk ne diyor peki şu anda?

Şu anda elimizde bir veri yok. Ağustos araştırmasını, ayın 20’sinden sonra yapmayı düşünüyoruz.

‘‘Bu yaşananlarla HDP’nin baraj altında bırakılması, MHP’den AKP’ye oy gitmesi ve böylece, olası bir erken seçimde AKP’nin yeniden tek başına iktidar olması amaçlanıyor’’ gibi senaryolardan bahsediliyor.

Siz ne diyorsunuz bu konuda?

MHP’den AKP’ye oy geçişini hızlandıracağını kesinlikle düşünüyorum. Bu, üç puana kadar çıkabilir. Şu anda ölçülse, MHP’nin yüzde 15’in altında olabileceğini düşünüyorum. HDP’nin barajın altına düşürülebileceğine kesinlikle inanmıyorum. Ama Tayyip Bey’in ve AK Parti’nin asıl hedefinin, HDP’yi barajın altına çekmek olduğunu açıkça zaten söylüyorlar, görünüyor. Ama bunun mümkün olmadığına inanıyorum.

Neden?

HDP’yi 13 puana çıkaran oyların 11’i Kürtlerden geliyor. 2 puanlık Türk oyu var ve bunun 1.5 puanı da CHP’den gitmiş. CHP’den gittiğine göre, bunlar katı AK Parti karşıtlarıdır. AK Parti iktidar olmasın diye HDP’ye oy vermiş kişilerdir. Eğer muhtemel bir erken seçim öncesinde, Tayyip Bey’in hedefinin HDP’yi baraj altında bırakmak olduğu kamuoyu tarafından görülürse ve HDP’nin baraj altında kalma riski ortaya çıkarsa, bu 1.5 puanın büyük kısmının HDP’de kalabileceğini düşünüyorum. Artı, bu son olaylardan sonra AK Parti’deki Kürt oylarının da bir kısmının, dört ila beş puanlık bir Kürt oyu var, HDP’ye gidebileceğini düşünüyorum. Dolayısıyla HDP’nin baraj altında bırakılması sadece bir ham hayaldir.

Dokunulmazlık konusundaki tartışmalar için neler söylersiniz?

Partilerin kapatılması ve dokunulmazlığın kaldırılması, Türkiye’de hep aksi sonuç vermiştir. 1970’ten bu yana, Erbakan geleneğinin birçok defa partisi kapatıldı. Ama Erbakan’ın öğrencileri, 13 yıldır tek başına ülkeyi yönetiyor. HDP geleneğine ait partiler birçok defa kapatıldı ama sonuncusu barajı aştı. Bunu AK Parti görüyor, ‘‘dokunulmazlıklarını kaldıralım’’ diyorlar. Hiçbir şey değişmez. İki tane HDP’linin dokunulmazlığını kaldırsınlar, HDP’nin oyu 13’ten, 15’e çıkar. Parti kapatmak, HDP’lilerin dokunulmazlığını kaldırmak, AK Parti’deki dört puanlık Kürt’ün en az yarısının daha HDP’ye gitmesine sebep olur. Parti kapatma ve dokunulmazlıklarının kaldırılması, HDP’yi büyütür.

HDP seçim öncesinde ‘‘Seni başkan yaptırmayacağız’’ dedi, geçtiğimiz günlerde de ‘‘Sana savaş yaptırmayacağız’’ ifadesini kullandı. Bu sloganlarla birlikte, HDP’nin politikalarını nasıl buluyorsunuz?

İkisi de çok zekice, akıllıca üretilmiş sloganlar. HDP’nin şu ana kadar politikalarını son derece başarılı buluyorum. Onun başarılı olduğunu, hem AK Parti’den hem de Kandil’den gelen tepkilerden anlıyorum. Kandil de, HDP’nin başarılı olmasını, Türkiyelileşmesini bana göre istemiyor. Kandil çünkü savaş lordlarının yaşadığı bir yer. Onların amacı, Türkiye’nin barışa ulaşması değil. HDP’nin Tükiyelileşmesine karşı olduklarını ve bunu engellemek için ellerinden geleni yapacakları kanaatindeyim.

Peki, Öcalan bu durumda ne yapar?

Öcalan’ın ne yapacağını bilemem. Hapiste tutuklu bulunan, devletin kontrolü altında bulunan bir kişinin kendi gibi davranabileceğini düşünmüyorum. Çünkü İmralı’dan çıkan bilgiler direkt onun ağzından çıkmıyor. Ya MİT kanalıyla ya HDP’liler kanalıyla çıkıyor. Muhtemeldir ki sansürleniyor, değiştiriliyor.

Demirtaş’ın ılımlı politikalarından rahatsızlar mı?

Demirtaş’ı, hem Öcalan’ın hem de Kandil’in desteklediğini ve orada tutmak isteyebileceğini düşünmüyorum. Ama haziran ayı araştırmasında yaptığımız ölçümlerde, HDP’li seçmenin yüzde 70’inin Demirtaş’ın tavrını desteklediğini gördük.

Yalçın Akdoğan, ‘‘ ‘Seni başkan yaptırmayacağız’ sözü bir tahrikti. Asıl gerilimi başlatan hamle buydu’’ dedi. Çözüm sürecinde asıl hedef barış değil, başkanlık mıydı?

Çözüm süreci, AK Parti ile HDP’nin kazan kazan projesiydi. AK Parti çözüm sürecini ilerleterek, Kürtlerin oyunu elinde tutuyordu. 8-9 puanlık bir Kürt oyu vardı, AK Parti’nin yüzde 20’si eder bu. Evet kan durdu ama PKK-KCK sayısal olarak da parasal olarak da güçlendi, Güneydoğu’yu kontrol eder hale geldi. HDP de, kamuoyunda bir takım kazanımlar elde etti. Mesela, Kürtçe eğitime insanlar karşı iken, şimdi yüzde 60’ın üzerinde anadilde eğitime taraftar olmaya başladı. İki taraf da kazançlı çıktı. Ama ikisinin de asıl hedefinin mutlak bir barış olduğu kanaatinde değilim. HDP ‘‘biz seçime parti olarak giriyoruz’’ dediği anda, çözüm süreci diye bir şey kalmadı ortada. Bütün köprüler yıkıldı.

Neden bu kadar tepki gösterdi hükümet? Tek başına iktidarı gidecek diye mi?

Eğer HDP tek başına parti olarak seçime girerse, AK Parti’nin iktidarını düşüreceğini herkes biliyordu. En iyi bilen de Tayyip Bey’di, AK Partililerdi. ‘‘Seni başkan yaptırmayacağız’’ sözü değildir çözüm sürecini bitiren, HDP’nin tek başına parti olarak seçime girmesidir.

Türkiye halkı IŞİD’e nasıl bakıyor?

Türkiye halkının yüzde 85’i, IŞİD’i terör örgütü olarak görüyor. ‘‘IŞİD’i destekliyoruz’’ diyen, sempati duyan yüzde dört civarında. Yüzde dört demek, 2-2.5 milyon seçmen demektir. IŞİD gibi bir cinayet şebekesi için çok ciddi, riskli bir rakam. Suriye’deki icraatlarını beğenenler, yüzde yedi civarında. Halkın yüzde 50’den fazlası, IŞİD’in Türkiye’de terör eylemleri yapabileceğine inanıyor. Son günlere kadar Türkiye genelinde, IŞİD’çilere karşı sempatiyle ve toleransla bakıldığını düşünüyorum.

Hükümet tarafından mı?

Tabii. Çünkü Suriye’de sayısal, parasal, silah gücü en yüksek ekip o.

Hükümetin sempatiyle bakmasının sebebi nedir? Zihniyet yakınlığı mı?

AK Parti yöneticilerinin önemli bir kesimi, İslamcı gelenekten geliyor. IŞİD’çilerde de İslamcı bir söylem var. Ama IŞİD’çilerin İslam’ı anlayışıyla, Türkiye’deki İslamcıların İslam’ı anlayışı çok örtüşmüyor. Temelde İslamcılık açısından bir benzerlik var ama davranış ve yöntem olarak farklılar.

Son olarak eklemek istediğiniz bir şey var mı?

İnsanlar, olanları dikkatle gözlemlesinler ve televizyonda duyduklarına inanmasınlar. Televizyonda duyduklarıyla, siyasilerin söylemlerine bakarak fikir ve kanaat sahibi olmasınlar.

Mülakatın tamamını okumak için tıklayın.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *