Saygılı: ‘Rüşvet sistemlidir, cevap ayakkabı kutularında istiflidir’

Eski Mali Şube Müdürü Yakub Saygılı, T24’e gönderdiği mektupta, 17 Aralık rüşvet ve yolsuzluk soruşturmalarına verilen takipsizlik kararında, suç örgütünün aslında suç örgütü olmadığını iddia edebilmek için çaresizlik içinde 10 yıl önce yürürlükten kaldırılan bir kanuna atıfta bulunmak zorunda kalındığını söyledi.

17 ve 25 Aralık yolsuzluk ve rüşvet soruşturmalarını yürütürken önce görevden alınan daha sonra da 1 Eylül’de darbe suçlamasıyla tutuklanarak cezaevine gönderilen eski Mali Şube Müdürü Yakub Saygılı, Arzu Yıldız’ın haberine göre, takipsizliğe itiraz gerekçelerini sıraladığı mektupta şu muhalefetleri düştü:

“Savcı kararında; Sarraf grubunun bir suç örgütü olmadığını, suç örgütünden bahsedilebilmesi için örgütün 4422 sayılı çıkar amaçlı suç örgütleriyle mücadele kanununda bahsedilen  baskı, cebir ve şiddet unsurlarını da kullanması gerektiğinden bahsetmiştir.

İTİRAZ: Savcının Sarraf grubunu suç örgütü iddiasından temizlemek için atıfta bulunduğu 4422 sayılı yasa 31/03/2005 tarih ve 25772 Mük. S.R. de yayımlanan 23/03/2005 tarih ve 5320 sayılı kanunun 18. maddesi ile 1 Haziran 2005 tarihi itibariyle yürürlükten kaldırılmıştır.

Bu kanun yerine örgüt suçu 2004 yılında düzenlenen yeni Türk Ceza Kanununda detaylı olarak anlatılmış, örgüt suçundan bahsedilebilmesi için cebir ve şiddet unsurları bir şart olarak sayılmamıştır.

Savcı polis fezlekesinde lideri, yöneticileri, üyeleri, talimatlarla yürütülen işleyiş yapısı, sistematiği, araçları, yöntemleri, işledikleri suçları eksiksiz ve kusursuz olarak anlatılan suç örgütünün aslında örgüt olmadığını iddia edebilmek için çaresizlik içinde 10 yıl önce yürürlükten kaldırılan bir kanuna atıfta bulunmak zorunda kalmıştır.”

Saygılı “Savcı Ekrem AYDINER, bu dosyanın şüphelilerinden 14 kişiyi tutuklama talebiyle mahkemeye sevk ederken “ bu dosyadan kim tutuklanırsa tutuklansın, midem bulandı vallaha”ifadesini kullanmıştır.

Savcının mide bulantısı nasıl geçmiş, bu dosyayı nasıl hazmetmiştir?

Üstelik bu dosyada tutuklanan 14 şüpheli için tutukluluk itirazı ve aylık tutukluluk kontrollerinde de 3 kez tutuklama tedbirinin devam etmesi yönünde mütalaa vermiştir” dedi.

Saygılı’nın gönderdiği 25 sayfalık mektupta, “17 Aralık Rıza Sarraf Grubu Dosyasına Verilen Takipsizlik Kararı Üzerinde Yapılan İncemeler” başlıklı mektupta, “Savcı kararında; soruşturmaya başlarken kullanılan isimsiz imzasız ihbarlar gibi benzer soruşturmaların da bulunduğundan bahsetmiştir.

İTİRAZ: Savcı sanki soruşturmaya başlanırken polisin elinde sadece isimsiz ve imzasız bir ihbarın olduğu izlenimi vermek istemiştir” dedi.

Saygılı, ihbar iddiaları ile ilgili savcı görüşüne dair tespitlerine şöyle devam etti: “hukuk terminolojisinde hukuka aykırı ihbar diye bir şey yoktur, hukuka aykırı delil vardır.

İkincisi; Polis fezlekesinde ihbarlardan delil olarak bahsedilmemiştir. İhbarlar bir delil değil, şüphe kaynağıdır.

İhbarlar kolluğun yapacağı ilk inceleme ve araştırmalara sadece kaynaklık teşkil eder. Kolluğun yaptığı ilk araştırma neticesine göre ya ihbarın asılsız olduğu anlaşılır ya da bir şüphe ortaya çıkar. Şüphenin derecesine göre de kolluk adli amirlerinin talimatları doğrultusunda ölçülülük ilkesine göre kimlik sorma, tutma, arama, yakalama, gözaltına alma, telefon dinleme vb. bir koruma tedbirine başvurur. Bu tedbirlere başvurulması sürecinde ve neticesinde elde edilen unsurlar delil olarak nitelendirilebilir.

17 Aralık soruşturmasında da polise ilk intikal eden ihbarlarda iddia edilenlerin çok daha üstünde ve ötesinde yüzlerce delil tespit edilmiştir.”

Saygılı ayrıca 17 Aralık’a verilen takipsizlik kararında, “Savcı kararının 39. Maddesinde  “suçun işlenmesinin önlenmemiş olması dikkat çekicidir” ifadesini kullanarak, para teslimi aşamalarında polisin tespit çalışması yapmak yerine yakalama yapması gerektiğini iddia etmiştir.” Gerekçesinin gösterildiğini hatırlatarak, buna itirazını da şöyle dile getirdi:

“Savcı suçun neden önlenmediğini tartışmaya açarken, dosyada suç olmadığı gerekçesiyle takipsizlik kararı vermiştir. Hem suç yok diye takipsizlik kararı verilirken hem de suçun neden önlenmediğinin irdelenmesi ne kadar komik bir çelişkidir.”

Saygılı’nın gönderdiği mektubun tam metni için tıklayın.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *