Saygılı: ‘Başbakanlık Yasin El Kadı ile ilgili en az beş suç işledi’

17 ve 25 Aralık rüşvet ve yolsuzluk soruşturmasını yapan polisler “hükümete darbeye teşebbüs” iddiasıyla suçlanıyor. Dayanak olarak da “yasama dokunulmazlığı olan kişilerin dinlenildiği” öne sürülüyor. 

Eski Mali Şube Müdürü Yakub Saygılı ise emniyet ifadesinde yasama dokunulmazlığı olan kişilerin direkt olarak dinlenilmediğinin altını çizdi. Suç örgütü liderleri ile yasama dokunulmazlığı olan şahısların fiziki ve telefon irtibatlarının tespit edildiğini belirtti ve bu tespit üzerine asıl dinleme yapılmazsa suç işlenmiş olduğunu vurguladı öğrenildi.

Saygılı, yolsuzluk şüphelileri ile alakalı MİT’in Erdoğan’a bir rapor sunduğunu hatırlatarak, “Raporun içeriği medyada yayınlandı. Rapor incelendiğinde aynı hedeflerin ve belki de daha fazlasının MİT tarafından da takip edildiği ve dinlenildiği anlaşılmaktadır. Demek ki adli soruşturmaları emniyete paralel olarak dinleyen başka bir istihbarat birimi bulunmaktadır.” şeklinde ifade verdi. 

Saygılı ayrıca, emniyetin sahip olmadığı bir teknoloji ile kriptolu olduğu iddia edilen telefonları dinleyebilen ve çözebilen başka birimlerin olduğuna dikkat çekerek, “Bu birimlerden MİT olma ihtimali olduğu gibi yabancı istihbarat servislerinin olması mümkündür.” şeklindeki ifadeleri sorgu zabıtlarına geçti.

Saygılı’ya sorulan bir diğer soru ise yolsuzluk fezlekesinde, “grubun liderliğini yapan Binali Yıldırım’ın da daha üst düzey birinin talimatları ile hareket ettiği” ifadesi ile kimin kast edildiğiydi.

Saygılı bu soruya cevaben Yasin El Kadı’nın Birleşmiş Milletler El Kaide Yaptırımlar Komitesi tarafından faaliyetlerinin kısıtlandığı ve bu sebeple de Bakanlar Kurulunca da Türkiye’ye girişinin yasaklandığını hatırlattı. Saygılı sonrasında, El Kadı’nın bizzat Başbakanlık koruma ekipleri tarafından ülkeye sokulduğu ve bunun da o dönem başbakan olan Recep Tayyip Erdoğan’ın nüfuzu ile gerçekleştiğinin tespit edildiğini belirtti.

Saygılı, işlenen en az 5 ayrı suç olduğunu belirterek, “Bu işlem o dönem Başbakan olan Recep Tayyip Erdoğan’nın nüfuzu ve mahiyeti ile gerçekleştirilmiştir.” ifadelerini kullandı.

Yakub Saygılı El Kadı ile alakalı suç tespitlerini, “Yasin El Kadı isimli şahsın ülkeye girişinin yasak olmasına rağmen Başbakanlık Koruma Müdürliğü personeli tarafından çoğunluğu Sabiha Gökçen Havalimanı’ndan olmak üzere ülkeye illegal olarak sokulması, sahte pasaport kullanılması, kendisine Başbakanlık Koruma Ekibi ve kamu araçlarının tahis edilmesi ve yasaklı olması sebebi ile otellerde kalamayacağından kendisine villa tahsis edilmesi, işlemleri gerçekleşti.” şeklinde sıraladı.

Saygılı ayrıca, “Başbakan olması kişiye suç işleme veya ülkeye girişi yasak olan kişiyi himaye hakkı vermez.” diyerek El Kadı’nın yasalara göre suç işlediği için izlenmekte ve dinlenmekte olduğunun altını çizdi.

Saygılı, yapılan işlemin El Kadı’nın suç faaliyetlerini yürütebilmesi için kimden destek aldığı ve kiminle hareket ettiğinin bilinmesi olduğuna ise ayrıca temas etti.

Emniyet sorgusu sırasında Saygılı’ya Haliç Kongre Merkezi’nin güvenlik kameralarının incelenmesi de soruldu. Saygılı’nın cevabı ise ayrı bir skandalı gözler önüne serdi. Saygılı, Kongre Merkezi’nin kameralarının incelenerek kayıtların çözümünün yapılıp tape haline getirildiği belirtildi. Çözümlerin soruşturma savcısı tarafından delil olarak kabul edildiğini dile getirdi.

Saygılı, görüşme içeriği ile alakalı olarak ise, “Yasin El Kadı isimli şahsın ülkemize girişi yasak olmasına rağmen MİT Müsteşarı Hakan Fidan  ve o dönem başbakan olan Recep Tayyip Erdoğan arasındaki görüşmeleri içeren güvenlik kameralarıdır.” dedi.

 Yakub Saygılı’nın, yapılan dinlemelerin dışarıya sızdırıldığını ima eden bir soruya verdiği cevap ise faklı bir skandalı ortaya çıkardı. Saygılı, “Başçalan twitter hesabının yayınlamış olduğu görüşmelerin hiçbirisi adli kolluk sorumlusu olduğum Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü tarafından dinlenilmemiş, kaydedilmemiştir.” diyerek olayın farklı bir boyut taşundığını dile getirdi.

Soruşturma savcısının Saygılı’ya, mali şube polisleri tarafından Spark programı ile görüşmeler yapıldığı görüşmelerde “kabineyi burada toplayacağız” gibi ifadelerin kullanıldığını sorduğu belirtildi.

Saygılı ise, “Şube içi kullanıldığını söylediğiniz Spark isimli yazışma programı şubede kullanılmamıştır. Teknik gelişmelere paralel olarak yeni donanım ve yazılımlar sürekli denenir, bu denemeler kapsamında lokal bir iki bilgisayarda denenmiş olabilir ama şube müdürlüğünde böyle bir program yaygın ve aktif olarak kullanılmamıştır. Dolayısı ile kullanıldığı iddia edilen “kabineyi burada toplayacağız” ibaresi şubemizde kullanılan ve geçerliliği olan hiçbir programda ve hiçbir dosyada geçmemiştir.”  İfadelerini kullandı. 

25 Aralık operasyonu kapsamında gözaltına alınan Eski Mali Şube Müdürü’nün polis ifadesinde gizli tanık Fatih’in polis memuru İ.K. olduğu öne sürüldü. Saygılı’nın ifadelerine göre gizli tanık Fatih’in savcılık toplantılarına dahi katılmadığı ortaya çıktı. Soruşturma safhasında yer almayan gizli tanık Fatih’in sadece teknik görevi olduğu Saygılı’nın ifadesinde yer aldı. 

17 Aralık rüşvet ve yolsuzluk operasyonunu yapan eski Mali Şube  müdürü Yakub Saygılı’nın emniyetteki ifadesinde ‘gizli tanık Fatih’ ile ilgili ilginç ifadeler yer aldı.

Saygılı kendisine yöneltilen “Gizli Tanık Fatih ifadesinde personele Yasama Dokunulmazlığı olan Başbakan ile ilgili tüm görüşmelerin tape yapılması talimatının verildiğini beyan etmiştir. Bu konu ile ilgili ifadenizi veriniz?” sorusuna Saygılı şu cevabı verdi;

“Gizli tanık Fatih olan ama aslında kendisinin polis memuru İ.K. olduğunu anladığım personelin Cumhuriyet Savcısı ile yapılan hiçbir brifing ve toplantıya katılma imkanı yoktur. Dolayısıyla böyle bir talimatın doğrudan savcı tarafından verdiğini bilme şansı yoktur. Tapelerin yapılması soruşturma savcısının talimatları ile gerçekleştirilmiştir. Özel hayatı ilgilendiren ve keyfi hiçbir konunun tapesi yapılmamıştır.”

Emniyetteki sorguda Saygılı’ya yöneltilen soruların birçoğunun ‘Gizli Tanık Fatih’in beyanlarına dayandırılması dikkat çekti. Saygılı gizli tanık Fatih’in başbakanın gözaltına alınacağı yönündeki beyanına, “Gizli tanık Fatih’in söyledikleri içersinde en saçma şey başbakanın da gözaltına alınacağı hikâyesidir” cevabını verdi.

Saygılı ifadesinde şunları anlattı; “Kolluğun yasama dokunulmazlığı olan hiç kimseyi Anayasanın 83. Maddesine göre tutması yakalaması ve gözaltına alması mümkün değildir. Sadece teknik görevi olan soruşturma safhasında yer almayan  bir polis memurunun kendisine sağladığını düşündüğüm menfaatler karşılığında kamuoyu algısının yaratılabilmesi için tam da ihtiyaç duyulan ifadeyi verdiğini görüyorum.”

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *