‘Reform olmazsa Türkiye global yolun şarampolüne gider’

‘Türkiye’nin en önemli sorunu dünya gerçeklerinden uzak ve gelişmelere ayak uyduramayan (anlamayan) bir siyasi ve bürokrasi sınıfının egemen olması.

İngiliz uzmanların çok önemli tespitleri var: Türkiye’nin siyasi ve diplomatik alt yapısı yok. O açıdan ilerlemesi imkansız. Aslında bu tespiti örnek olarak Türkiye-AB süreci ve Kıbrıs sorunuyla ilgili ele aldığınız zaman ne kadar doğru olduğunu çok ama çok net görürsünüz.S onuçta uluslararası arenada oyunu oynamak için kalifiyeli insanlara mutlaka ihtiyaç var. Soğuk savaş yıllarında Türkiye açısında buna belki gerek duyulmuyordu çünkü her şeyi bir şekilde ABD sizin adınıza yapıyordu.

Artık Türkiye için uykudan uyunma zamanı geldi ve geçiyor.Uyanmakta ısrar edilmemesi durumunda ise çok geç kalınılacak. Türkiye,çok büyük sorunlar ile karşı karşıya bırakılacak. O açıdan Türkiye’nin gerekli adımları hızlı bir şekilde atmaya başlaması lazım.’

Bu tespitler ABHaber sitesindeki imzasız bir analizden alınma. Yazının geri kalan önemli kısmı da şöyle:

Türkiye için varoluşsal 3 mesele olarak 1.AB tam üyelik 2.Çözüm süreci 3.Yeni Anayasa konusunda adım atılması gündeme getirilsede bunların en başına siyasi ve kamu reformunu koymanız gerekiyor.Kimlerle yapacaksınız bu reformları? Kimlerle yöneteceksiniz bu süreçleri?

Yeni Türkiye arayışının içeriğinde sadece gelişmişlik, hukukun üstünlüğü, temel hak ve özgürlükler olmamalı.Yeni Türkiye’de devlet düzeninin ya da “Sistem”in yeniden yapılanması mutlaka olmalı yoksa başarılı olmayı beklemeyin sonuç alamazsınız.

 

Artık Türkiye olarak tek başınasınız. Eskisi gibi iki kutuplu dünya düzeni yok. İki kutuplu dünyada bir şekilde kendinizi birçok tehditten koruyabiliyordunuz. Bugün ise böyle birşey yok .Herkes müttefik aynı anda herkes karşınızda.Böyle bir dünyada yaşıyoruz. Müttefiklik, dostluk vs…bunlar ancak lafta olan şeyler.Türkiye tüm bu kavramların lafta olduğunu son 50 yılda herhalde görmüş ve anlamıştır.

 

Eskiye göre daha güvensiz, kuralsız ve ayırımcı bir düzene girmiş bulunuyoruz. Dünya çok karmaşık bir yapıya büründü. Tehlikenin nereden geldiğini bilemiyorsunuz. Özetle altınız hem müttfekileriniz hemde karşı taraftakiler tarafından rahat bir şekilde oyulabiliyor.

Açıkcası gerekli adımlar atılmazsa Türkiye olarak duvara toslamanız kaçınılımaz.

 

Türkiye’nin en önemli sorunu dünya gerçeklerinden uzak ve gelişmelere ayak uyduramayan (anlamayan) bir siyasi ve bürokrasi sınıfının egemen olması.İngiliz uzmanlarının çok önemli tespitleri var.Türkiye’nin siyasi ve diplomatik alt yapısı yok O açıdan ilerlemesi imkansız.Aslında bu tespiti örnek olarak Türkiye-AB süreci ve Kıbrıs sorunuyla ilgili ele aldığınız zaman ne kadar doğru olduğunu çok ama çok net görürsünüz.Sonuçta uluslararası arenada oyunu oynamak için kalifiyeli insanlara mutlaka ihtiyaç var.

 

Soğuk savaş yıllarında Türkiye açısında buna belki gerek duyulmuyordu çünkü her şeyi bir şekilde ABD sizin adınıza yapıyordu.Zaten hareket alanınızda dardı.

Artık Türkiye için uykudan uyunma zamanı geldi ve geçiyor.Uyanmakta ısrar edilmemesi durumunda ise çok geç kalınılacak.Türkiye,çok büyük sorunlar ile karşı karşıya bırakılacak.O açıdan Türkiye’nin gerekli adımları hızlı bir şekilde atmaya başlaması lazım.

 

Türkiye ilk olarak 21.yüzyıla yönelik bir strateji belirlemesi gerekiyor. Stratejinin temelinde AB müktesabatını kendisine uyarlamış bir yönetim anlayışı ve dünyanın dört bir tarafıyla siyasi, ekonomik işbirliğini geliştiren siyasi ve bürokrasinin hakim olduğu yönetime geçmek temel hedef olmalı.Ancak burada bir şeyin altının iyice çizilmesi gerekiyor. Buradaki tek çıkış yolu Türkiye’nin AB müktesabatını birliğe üye olmadan kendisine bir şekilde uyarlamasının elzem olduğunu görmek gerek. Bugüne kadar süregelen Doğu’ya uzak Batı’ya yabancı olan yaklaşımı terkedilerek dünya gerçeklerine göre hareket edilmesi gerekiyor.

 

Türkiye AB ile ilişkilerini sürdürürken bir yandan da Asya,Afrika,Ortadoğu,Latin Amerika’yla çok daha büyük ticari açılımlarla yakınlaşması gerekiyor.Türkiye artık Avrupa kapılarında bekleyip tüm enerjisii harcamaya ısrar ederse kaybetmeye mahkum.Dünya artık AB’den ibaret değil. AB isterse ilişkilerin önü açılır. Bunu Brüksel’e çok iyi anlatmak lazım. Burada önemli olan kimseyle kavga etmeden yola devam etmek olmalı.AB’yle didişmeye veya kavga etmeye hiç gerek yok.Bu çerçevede bazı AB ülkelerinden alınması gereken tavırlar ve sistem transferleri yapılması lazım. AB’nin krizleri nasıl yönettiğinden ders almak gerek.

 

İlk önce ne yapmak gerekiyor.İkitidar ve ana muhalefet partileri seçimler sırasında milletvekili belirlerken iktidara geldiklerinde ülkeyi yönetecek çekirdek kadroyu seçimden önce oluşturmaları gerekiyor. Milletvekli seçilmeden kimin bakan veya TBMM’de hangi komisyon başkanı ve üyesi olacağı seçimden önce belirlenmeli.

 

Yani partiler 50 kişiyi masa başında (İngiliz sistemi) belirleyecek. Bu milletvekilleri kendi alanlarında ülkeyi yönetebilecek (sorunları çözücü) kapasite olacak.

 

İşte Tarım, AB, Ekonomi, Dış Politika, Sanayi, Savunma,İçişleri vs…tüm bu alanlarda üç kriteri karşılayacak milletvekili seçilmesi gerekiyor. Üç kriter ne olacak sorusuna ise AB konusundan örnek verelim:

1-AB konusunda genel bilginiz olacak.(iyi bir teorik bilgiye sahip olacaksınız)

2-Brüksel’de AB Konseyi, Avrupa Komisyonu ve Avrupa Parlamentosu’nda (AB kurumlarında) üye ülkeler arasında güç savaşları nasıl yaşanıyor, perde arkasında kararların çıkması için neler yapılıyor. Bunu bileceksiniz. Daha açıkcası oyun nasıl oynanıyor, İşin pratiğine hakim olacaksınız.

3- AB ile karşılaştığınız sorunlara çözüm üretecek cebinizde reçete olacak.

Yukarıda saydığımız üç kriter tüm alanlar için geçerli. Sanayiden tutun AB’ye, Dış Politikadan Spor’a kadar tüm alanlarda konusuna hakim ve aynı anda çözüm üretecek milletvekilllerinin TBMM üyesi olması gerekiyor.

 

Bugüne kadar siyaseti meslek yapmış, ülkenin sorunlarına çözüm üretemeyen sadece iyi konuşan ve parti liderine methiye düzen veya parti liderlerinin aileleri ve yakınlarını tanıyarak parlamenter olanlarla Türkiye’nin yol alması artık imkansız. Zaten bunu görmemek için kör olmak gerekiyor.Türkiye’nin 2023 hedefini siyasi ve kamu reformu yapmadan yakalaması çok zor.

Bugüne kadar olduğu gibi milletvekili olmak için parti liderini veya liderin aile biryelerini veya partinin ileri gelenlerini tanımak bir kriter olmamalı.

 

Yani artık milletvekili seçildiğinde parlementerin bakan veya TBMM’de ilgili komisyon üyesi olacağı seçimden önce bilinmeli.Çok iyi konuşan milletvekilinin veya parti liderini yakından tanıyan milletvikilinin bakan yapılması ilk önce Türkiye sonrada partiye büyük zarar verdiği bugüne kadar çok net görüldü. Göreve atanan bakan hemen sorunları çözmek için kolları sıvamalı, altındaki bürokrattan çok daha iyi konusuna hakim olmalıdır. Ancak Türkiye bu şartlarda 21.yüzyılda yol alabilir.

 

Artık Türkiye’de hükümette göreve gelen bir Bakan sorumlu olduğu konuya çok iyi hakim olmalı ve alanındaki sorunları çözme kapasitesinde olmalıdır. Bakan olarak göreve başladığınız zaman hemen sorunların çözümüne odaklanmalısınız. Altınızdaki bürokrattan çok daha iyi konuya hakim (teori ve pratik düzeyde iyi bilgiye sahip olmalısınız) olmalısınız.

 

Soğuk savaş düzeninde yani bugünkü Türkiye’deki siyasi ve bürokratik yapıyla gidilmeye ısrar edilmesi durumda Türkiye’nin duvara çarpması kaçınılmaz olacaktır. Sadece Arap Baharı ve Suriye’deki gelişmelerle ilgili sonuçlar bile Türkiye açısından ders çıkarmaya yeterde artar bile.

Türkiye’nin artık konusuna hakim olmayan siyasi ve bürokratlarla ilerlemesi çok zor olduğunu görmesi gerekiyor.İlerlediğinizi zannedersiniz üç adım atarsınız sonra size 20 adım geri attırırlar. Bu seferde tekrar ileri gitmek için çalışır durursunuz. Sevgili ABHaber okurları olayın özeti bu. Köşe yazarı gibi siyasi ve bürokrat yapının tamamen tavsiye edilmesi lazım.

 

Türkiye’nin gelinen bu dünya koşullarında artık bugünkü siyasi ve bürokrasi yapısıyla yönetilmesi artık imkansızdır.Israr ederseniz başına çok büyük çoraplar örülür.Müttefiklerinizden boşuna yardım beklemeyin. 50 yıldan fazla süren AB kapısında bekletilmeniz bile çok şeyi anlatmaya yeterde artar bile.Tek çıkış yolunuz siyaset ve bürokraside reform. Başka da yolunuz yok.Dünya çok tehlikeli bir hal aldı. Onun için kendizini yeniden yapılandırmanız lazım. Eski sistemle yola devam etmek isterseniz sonuç alamazsınız.

 

Soğuk savaş sırasında Türkiye’deki siyasetçiler ve bürokratların fazla bir şeye yapmasına gerek yoktu. Zaten bu süreçte hareket alanıda dardı. Ne zaman Sovyetler Birliği dağıldı ve Berlin duvarı yıkıldı. Bu düzen değişti. Süpergüçler bu zaman zarfında kendilerini gelişen dünyaya ayak uydurmak için yeni pozisyon aldılar.

 

Türkiye’nin çevresi ateş çemberi. Rahmetli Özal zamanında Türkiye reformalönemli adımlar atmıştı.Sonra ne oldu.Türkiye 50 adım geri atmak zorunda bırakıldı. Ne oluyor bir müddet ilerliyorsunuz siyasette ve bürokraside dünya gerçeklerinden (oynanan oyunu bilmediğiniz için) uzak olduğunuz ve etkin olamadığınız için size geri adım attırıyorlar.İşin özeti bu.

Türkiye’nin 2023 hedefini tutturması için siyasi ve kamu reformunu yapması lazım.Yapmaması durumunda Özal dönemindeki gibi 5 adım ileri gittiğinizi zannerdersiniz bir bakmışsınız size 20 adım geri atmak zorunda bırakmışlar.

 

Türkiye’de bürokratlara mutlaka başarı performansı getirilmeli. Sorumlu olduğu alanda sorunları çözme noktasında strateji geliştiren ve çalışan bürokrtatların mutlaka önü açılmalı. Hiç bir şey üretmeyen sadece kendisini o makama atayan hükümet partisi ve liderine methiye düzen bürokrasi sınıfı ise tavsiye edilmelidir.

 

Çalışan bir şeyler üreten bürokratın tabiki hatalarıda olacaktır. Türk bürokrasisinde hiç bir zaman çalışan bürokrat iyi karşılanmamış. Hiç bir şey yapmadan takla atmayı çok iyi bilen bürokratlar el üstünde tutulmuştur. Zaten hiç bir şey yapmadığınız için hata yapmanızda imkansızdır.Kamu reformuyla bürokratın sorumlu olduğu alanlardaki sorunları çözme başarısı temel alınmalı hiç bir şey yapmayan bürokratların önü açılmamalıdır.

 

Devlet sistemimizi Fransa’dan almışız. İdareye Mülkiye ekolü hâkim.Yıllardır, Maliye’de, İçişleri’nde, ve Dışişleri Bakanlığı’nda bu statükocu zihniyet hâkim.Bundan ötürü mekanizmalar istenildiği gibi işlemiyor gelişmelere ayak uydurulamıyor.Sanki her şey tersine kurulmuş. En iyi, en kaliteli insanlar, devlette çalışmıyor,devlette çalışan kaliteli insanlar ise müfettiş olarak kullanılıyor. Orta halli ve orta kararlı insanlar ise icrada.Bu sistemi Fransa çoktan değiştirdi ama biz hep aynıyız.

İngiltere’de devlet yönetiminde bilgi çok önemlidir.Kamu yönetiminde insanların geleceği göreve göre belli kriterler aranır.Örneğin bunca gelişmelerin yaşandığı Ortadoğu veya Kuzey Afrika’da İngilizlerin adını duyuyormusunuz? Ama İngiltere tüm olayların içinde.Yani İngilizler gibi her yerde olacaksız ama aynı anda hiç bir yerde olmayacaksınız.İngiltere’nin tek kelimeyle en büyük gücü siyasi ve diplomatik alt yapısıdır.

 

Gelinen dünya koşullarında Türkiye’nin bugünkü siyasi ve bürokrasi yapısı ile yoluna devam etmesi artık imkansız olduğu ortaya çıkmıştır. AB Türkiye sürecini bir ele alın.Herşey ortada.Zaman herkese çok daha iyi bunları gösterecektir. Eğer Türkiye siyasi ve kamu reformunu yapmazsa içinde bulunduğu sorunları aşamayıp çok önemli sorunlarla karşı karşıya kalacak.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *