OHAL bitse dahi bitmemiş olacak – işte AKP'den yeni şark kurnazlığı örnekleri

Türkiye siyaset sahnesindeki gelişmeler, aynen ‘baş rejisör’ Erdoğan’ın arzuladığı, kurguladığı ve sahnelediği senaryoya uygun bir şekilde gelişiyor, icra ediliyor.

Bugün, kendilerinin de beklediği üzere, karar verildi.

Haber gecikmedi:

‘TBMM Genel Kurulu’nda, ülke genelinde devam etmekte olan olağanüstü halin 19 Ekim 2016 Çarşamba günü saat 01.00’den geçerli olmak üzere 3 ay süre ile uzatılmasına karar verildi. CHP ve HDP milletvekilleri tezkereye hayır oyu kullandı. Tezkere, AKP ve MHP milletvekillerinin oylarıyla kabul edildi.’

Uzatma kararı, çift dikişli hazırlanmıştı.

Önce MGK’den tavsiye kararı çıkartılmıştı ki, devlet partisi MHP içinde herhangi bir çatlak zuhur etmesin, ayrıca diğer devlet partisi CHP de sesini daha kısık çıkartsın.

Öyle de oldu.

meclis

Burada önemli olan nokta belli, çok net.

Ve haberin son cümlesinde saklı:

Tezkere, AKP ve MHP milletvekillerinin oylarıyla kabul edildi.

Uzatma kararına gelen MHP desteği, sadece ‘KHK rejimi’nin bütün mengeneleriyle toplumu sıkmasıyla sınırlı bir uzlaşmayı işaret etmiyor. Ankara bürokrasisi, geleneksel sağ aktörler, baskı rejiminden menfaat sağlayan iş çevreleri, katı Kemalistler ve AKP iktidarı tarafından ‘Türk-İslam Sentezi’ zemininde harcı karılan Yeni Milliyetçi Cephe’nin, fiili bir ‘anti-demokrasi koalisyonu’ olarak ülkenin geleceğine hakim olduğunu da açıkça ilan etmiş oluyor.

Şüphesi olanlar, bugün MHP lideri Devlet Bahçeli’nin, OHAL rejimi çerçevesinin Cemaat ile dar tutulmasından şikayet eden, içine aynı sertlikle Kürt Siyasal Hareketi’nin ve onun ‘medya vs destekçilerinin’ de katılmasını talep eden konuşmasını okuyabilirler.

MHP de bu kör uçuşta aradığı yeri pilot kabininde ikinci kaptan pilot olarak bulmuş durumdadır.

bahceli

Şimdi merak edilen, bundan sonra ne olacağı.

Bir makul görüşe göre OHAL uzatıla uzatıla birkaç yıl daha gidebilir.

Hatta toplumda kanıksama  da yaratabilir.

Neden?

Çünkü bu tür rejimler, zaten ‘hazır mezar ölüsü’ olan, her türlü menfaatperestliğe, yozlaşmaya, yolsuzluğa ve kapkaççılığa açık kirli toplum unsurlarını kendi tepesinde toplar, ve mevzuatı keyfilik, hesap vermezlik, yaptımsa ben yaptımcılık, kapkaççılık üzerine kurulu olduğu için, vazgeçmesi bu kesimlere çok pahalıya patlar. O kesimler, toplumu kara propagandayla ikna etmek için çabaları esirgemez.

Ama ‘belki sürmez, baskın seçim galiba yolda’ diyenler de var.

Olabilir.

Ama eğer, boğazına kadar pisliğe batmış AKP rejimi, baskın seçim ve başkanlık referandumu niyetinde ise, öyle bir zemin hazırlamalıdır ki, ya OHAL artık normalleştirilmiş, kanıksanmış olsun, ya da, ille de kaldırılarak seçim ve referanduma gidilecekse, OHAL’in şimdiki son derece konforlu uygulamaları, mevcut yasalara transfer edilerek, AKP iktidarının devamlılığı, her türlü cezai muafiyeti sağlansın.

Adalet Bakanlığı’nın hazırladığı ve yakında TBMM’ye sunulacağı anlaşılan taslak, işte bu niyeti, mantığı gözler önüne sermeye yetiyor.

Oya Armutçu’nun Hürriyet’teki haberine göz atalım ve taslağın ayrıntılarının ne olduğunu başlıklarıyla anlamaya çalışalım.

Ne diyor haber başlığı?

Şunu:

‘Adalet Bakanlığı, yeni yargı paketinde Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) ve Türk Ceza Kanunu’nda (TCK) yapacağı değişikliklerle polis ile savcıların yetkilerini artırmaya hazırlanıyor.’

Değişikliklerin bazıları şöyle:

  • SAVCILAR, bilgisayarlarda arama el koymaya ilişkin 134. maddeye göre mahkeme kararı olmadan bilgisayar ve verilere el koyabilecek. Savcının gecikmesinde sakınca olması halinde bile hâkim kararı olmadan bilgisayar ve kütüklerinde arama ve el koyma yetkisi yoktu.
  • Örgüt faaliyeti kapsamında işlenen suçlardan dolayı tutuklu olanların tahliye talepleri artık 3 gün yerine 15 gün içinde değerlendirilebilecek.
  • Şüphelinin aynı olayla ilgili olarak yeniden ifadesinin alınması ihtiyacı ortaya çıktığında, bu işlemi ancak savcı yapabiliyor. Şüphelinin aynı olayla ilgili olarak yeniden ifadesinin alınması gerekmesi halinde, bu işlem artık doğrudan kolluk tarafından yapılabilecek.
  • Hakkındaki kovuşturmanın sonuçsuz kalmasını sağlamak amacıyla yurtiçinde saklanan veya yabancı ülkede bulunan ve bu nedenle mahkeme tarafından kendisine ulaşılamayan kişiye kaçak Ancak, kovuşturma sırasında tedbire başvuruluyordu. OHAL KHK’sı ile kaçakların mallarına el koyma düzenlemesi yapılmıştı. Kaçaklara ilişkin bu hükümlerin soruşturma aşamasında da uygulanabileceği, CMK’ya taşındı. Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar bakımından da kaçaklara ilişkin hükümler OHAL sonrası da CMK’ya taşındığı için uygulanmaya devam edilecek. Hakkında darbe suçundan soruşturma açılan kaçak sanığın duruşmaya gelmesini sağlamak amacıyla Türkiye’de bulunan mallarına, hak ve alacaklarına amaçla orantılı olarak mahkeme kararıyla el konulabilecek. Gerektiğinde idaresi için kayyum atanacak.

Taslak içeriğiyle ilgili ilk sızan bilgiler bu haberde var.

Belki daha fazlası da mevcut, onlar da sonra ortaya çıkar.

Bunlar bu haliyle bile AKP’nin OHAL rejimi süresince Meclis’i yasaları daha da sertleştirme amacıyla kullanma niyetinin açık göstergeleri.

Erdoğan ve AKP’si, her gün yeni zulüm dalgaları üreten OHAL’in sosyal huzurszuluk yaratma potansiyelinin farkında.

Bu nedenle en uygun formül, OHAL mevzuatı içeriğinin Olağan Hal mevzuatı içine tedricen, ama olabildiğince aceleyle, MHP ve medya desteğiyle yedirilmesi.

Böylece, OHAL’in, kaldırılmış gibi yapılarak, keyfi yetki kaydırmasıyla Olağan Hal haline dönüştürülmesi.

Kurgulanan ve sahnelenmeye başlanılan yeni oyun budur ve kuşku kalmasın, MHP refakatinde, bundan sonra böyle olacaktır.

Söz konusu olan, herkesi korkutmayı, susturmayı, diz çöktürmeyi ve sorgusuz herşeye itaat eden bir vatandaş tipi üretmeyi amaçlayan bir polis devleti mühendisliğidir.

Belli ki, ülke içinde hararet daha da arttıkça, nedenini anlamakta güçlük çekmeyeceğiz.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *