MHP ve CHP 'aynı' kalırsa, Erdoğan'ın başarılı hamleleri gayet normal

Şikayetler de, şüpheler de, itirazlar da yerden göğe haklıdır.

Sanki seçimler hiç yapılmadı.

AKP’de duvara toslamanın yol açtığı beyin sarsıntısı atlatıldı.

Beştepe’de mukim ‘üst akıl’ yeniden toparlandı.

Baykal‘la görüşme kurnazlığı üzerinden CHP ve MHP birbirine düşürüldü.

Baykal, Halaçoğlu vs. ağız dalaşı büyüyedursun, koalisyon nasıl yokuşa sürülür, öbür yandan erken seçim yolundaki mayınlar nasıl temizlenir, pervasızca atamalarla ‘parti devleti’ inşaatına nasıl devam edilir gibi mevzularda yol haritasışekillenmeye başladı.

”Çünkü AKP’nin gerçekten de yeni bir Türkiye projesi var” diye yorumluyordu CHP’nin eski milletvekili Rıza Türmen, Zaman’a verdiği mülakatta.

“Otoriter, demokrasi ile bağdaşmayan, hegemonik bir yapı kurdu ve onu muhafaza etmek için sanki seçim hiç yapılmamış gibi iktidarda kalmak istiyor.

Ve bam teline basıyordu:

“Diğer üç partiye şu soruyu sormak lazım: Amacınız nedir? Amaç sadece Türkiye hükümetsiz kalmasın ise dışarıdan destek verir, AKP iktidarını devam ettirirsiniz. Yok, amaç AKP’nin kurduğu tahakkümcü yapının yerine demokratik bir yapı inşa edilmesi ise başka türlü davranmak lazım.”

“Bu seçim, muhalefet partilerine böyle bir fırsat verdi. Ama bu değişim fırsatı kullanılamadı.”

Türmen, ‘edilgen muhalefet’le neredeyse ‘fırsat kaçtı gitti’ demeye getiriyor.

Baykal’ın üstüne vazife olmayan işlere girip gündemi işgal etmesiyle başlayan, Meclis Başkanlığı’nı AKP’ye tepside sunan, CHP’nin içini karıştırıp MHP’yle karşı karşıya getiren tahripkar tartışmaya bakarsanız, pekâlâ da haklı olabilir.

İsteyen istediği kadar kendisine kızsın, kabul edin ki Erdoğan 7 Haziran seçimleriyle CHP ve MHP ‘kafası’nın öz itibarıyla değişmediğini, aynı sorunları üreteceğini, siyasete tıkaç olacağını herkesten hızlı okudu ve harekete geçip sonuç almayabaşladı.

Yeniden öyle bir özgüven tazeledi ki, ‘haydi artık koalisyon kurma görevi ver, bekleme’ diyenlere meydan okudu:

‘Siz o aklı kendinize saklayın!’

CHP ve MHP’deki kafa küflü kaldıkça Erdoğan’ın alanda mutlak hakimiyet kazanmasına kimse şaşmasın.

Asli ‘oyun kurucu’ rolüne dönmesini sağlayanlar da başta Baykal, Kılıçdaroğlu ve Bahçeli’dir.

Türmen altını kalın kalın çiziyor:

”Bugün kimsenin üzerinde tartışmadığı şey şudur. AKP sonrası Türkiye nasıl bir yer olacaktır ve olması gerekir? Gezi spontane olarak gelişen, bir ‘AKP sonrası Türkiye’ arayışıydı… AKP’nin kurduğu düzenin sonuna geldik. Bu yapıyı ayakta tutmak imkânsız artık. Muhalefet bu enkazı kaldırma fırsatını kullanamadı. İç güvenlik paketleriyle, MİT yasalarıyla, biber gazıyla ayakta kalamaz bu iktidar…”

“Türkiye’de bir rejim sorunu var. AKP ile koalisyon kurarak rejim sorununu ortadan kaldıramazsınız. Önümüzde acilen değiştirilmesi gereken iç güvenlik paketi, MİT kanunu var. Bunları nasıl değiştireceksiniz?”

Erdoğan’ın kasıma kadar, azınlık da olsa, AKP iktidarıyla ‘bildik icraata devam’ etme niyetinden kimsenin şüphesi olmasın.

Seçim sonrası 57 kilit makama atama, ‘parti devleti’ inşaatının güçlü işareti.

Arkası gelecek, özellikle TSK’daki atamaları da kapsayarak.

Oysa tüm köklü idari kararlar, eğer asgari demokratik teamüle saygı kalmışsa, seçmen iradesine uygun bir hükümet oluşuncaya kadar bekletilmek zorunda. Ama bu ne ‘üst akıl’ın ne AKP’lilerin ne de birbiriyle dalaşan MHP ve CHP’nin umurunda.

Bu durumda gözler sadece Davutoğlu’nda olmalı. Eğer AKP kongresine hükümet kurmuş olarak girerek rüştünü ispatlama niyeti varsa, gaza sadece o basabilir.

Ama AKP’nin Meclis’te ayak sürümesine, Davutoğlu’nun ‘değerlendirme komisyonları’ (!) kurarak koalisyon arama sürecini ‘akademik atölye’ye çevirmesine bakınca, kritik 45 gün tepe tepe kullanılıp boşa harcanacak ve erken seçime gidilip, Türkiye’ye koskoca bir 2015 yılı heba ettirilecek gibi görünüyor.

‘Şimdiden geçmiş olsun’ mu desek?

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *