Medyada 'kötülük alametleri' giderek artıyor

Çalkantılar gün be gün büyürken, Türkiye’de medya içinde dezenformasyon ve kışkırtma da tehlike işaretleri vermekte.

T24 sitesi, bugün uyarı olarak algılanması gereken bazı gelişmeve açıklamaları peşpeşe yayınladı; devamı da gelecek gibi.

Gelişmelerden ilki, Zaman’ın bugün yayınladığı ‘editoryal’ açıklama.

T24’ten izleyelim:

‘Zaman gazetesi, Sabah ve Takvim gazetesinde Başbakan Tayyip Erdoğan’ın ölmesi için Fethullah Gülen’in 3 yıldır beddua edin talimatı vardiği iddiasına ilişkin, “Basın tarihinin en sefil yalanları art arda Sabah ve Takvim’de çıkıyor. İstihbarat örgütünün bu ana yayın organları şimdi yeni bir strateji başlatmış görünüyor” dedi. Emre Uslu’nun 30 Ocak’ta Taraf’taki köşesindeki yazısına dikkat çekilen haberde, “Bana öyle geliyor ki, seçime kahraman imajıyla gitmek için Erdoğan’a yönelik bir çakma suikast icra edilecek” ifadelerine yer verilerek Sabah grubunun bu plana ilişkin haberlerle girişimlerde bulunduğu iddia edildi.

Zaman’da yer alan haber şöyle:

Haber başlığı şu: “Gülen’in ikinci beddua skandalı”. Haberde “Gülen’in verdiği talimatta Başbakan için, ‘3 yıldır beddua ediyorsunuz ama ölmüyor. Demek ki halisane etmiyorsunuz.’ dediği ortaya çıktı.” deniliyor. Devamında ise sürekli ‘talimatı çıktı’, ‘bunu dile getirdiği öğrenildi’ gibi habercilik dilinde gerçekliğe yaslanmayan ifadelere yer veriliyor. Gülen kime ve nerede talimat vermiş? Cevabı yok? Yani yalan. Haberin sonuna doğru kaynağın Enerji Bakanı Taner Yıldız olduğu ortaya çıkıyor.

Enerji dışında istihbarata da yatkın görünen Bakan Yıldız, bunu bir etkinlikte söylüyor. Yalan sarmalı, bir istihbarat masasında başlıyor. Oradan parti medyasının ortak haber havuzuna gidiyor. Sadece gazetelere değil ‘dar oligarşik kadro’ya girmeyi başaran birkaç bakana da servis ediliyor. Sonrası, istihbarat sözcüsü olmuş gazete ve bakanlara kalıyor. Biri konuşuyor diğeri basıyor veya biri basıyor öbürü konuşuyor. Fakat asıl merci en son konuşuyor: Başbakan. Yalanlama önemli değil, Sabah ve hempalarının her yazdığı yalan, Başbakan’ın konuşma metinlerine doğrudan giriyor. Başbakan, salı günkü grup toplantısında bu son yalanı da söylemeye çalıştı fakat haberi tam okumamış olmalı ki, metni karıştırdı ve toparlayamadı. Şöyle dedi: “Neler var neler, yani ameliyatımızı bile gündem konusu yapıp ‘ya beddualarınız bile tutmadı’ diyor. Böyle şeyler olabilir mi ya? Bunlar olabilir mi?” Kim diyor, kime diyor belli değil. Bu konuşma TBMM çatısı altında yapılıyor.

Yalanı üreten çete o kadar dikkatsiz ki, Taner Yıldız’dan alıntı yaparken -muhtemelen kimse fark etmez diye- Yıldız’ın cümlelerini de Gülen’e ekleyiveriyor. Bakan Yıldız’ın asıl metni şu: “Uzun adam için üç yıldır dua ediyoruz. Hâlâ ayakta, diyen bir grup var. Demek ki, halisane söylemiyorlar. Azınlıkta mıdır, çoğunlukta mıdır? Bilmiyorum. Başka ve farklı icraatlar da olabilir.” Demek ki neymiş; “Üç yıldır beddua ediyorsunuz ama ölmüyor. Demek ki halisane etmiyorsunuz.” cümlesinin 2. kısmını zaten Enerji Bakanı Taner Yıldız söylemiş. Bu tehlikeli yalan kurgulanırken, hiçbir yüz kızartıcı davranış esirgenmemiş.

Sırada, şimdi bu içerikleri kim olduğu belirsiz birilerine seslendirtip servis yapmak var. Onu da yakında görürüz. Veya koca bir kamu kurumunu seferber edip, Hocaefendi’nin binlerce saatlik ses kayıtlarını harf/hece ayıklayıp sonra montajlamak zor olmayacaktır.

Bu seferki yalanlarda tehlikeli bir ima seziliyor. Takvim bu haberi ‘ölüm duası’ olarak isimlendirip dilinin altındaki baklayı daha açık ediyor. Emre Uslu, 30 Ocak’ta Taraf’taki köşesinde şunları yazmıştı: “Seçimlerde AK Parti’nin oylarını yüzde 40’ın üzerinde tutmak için mucizeye ihtiyacı var. Erdoğan’ın içine düştüğü çaresizlikten kurtulması için ciddi bir mağduriyet algısı oluşturmak gerekiyor. Başbakanlık Müşaviri Hamdi Kılıç, devlet ürpertici hamleler yapabilir, diye yazmıştı… Bana öyle geliyor ki, seçime kahraman imajıyla gitmek için Erdoğan’a yönelik bir çakma suikast icra edilecek. Türkiye’de çakma kahramanlık için önce kamuoyu oluşturulur. Bir suikast olacağı medyada dolaşıma sokulur. Bütün bunlar MİT’in muhalif birine ciddi bir suikast hazırlığı değilse, oy için planlanan çakma bir suikast için zemin oluşturma girişimidir. Bunu görmek için kâhin olmaya da gerek yok… Bu çakma kahramanlık öyküsü için MİT kontrolündeki bir sol örgüt kullanılabileceği gibi, adresleme yapıp üzerine bir operasyon inşası için bir taşla birden fazla kuş vurma da hesaplanıyor olabilir.”

Görünen o ki ‘oy mühendisliği’ çalışmaları tehlikeli bir hal almaya başladı. Ve artık herkesin adına ‘havuz medyası’ dediği gazeteler, işi o kadar abarttılar ki, yalan haberin ötesine geçip bizzat operasyonun uygulayıcısı olarak görev yapmaya başladılar. Buraya tarihi bir kayıt olarak not düşüyoruz: Bu saatten sonra bu ülkede meydana gelecek her sıra dışı olay, her ne pahasına olursa olsun hükümetin oylarını artırmak/düşürmemek üzere planlanacaktır ve kuşkusuz, her kötülük Camia’nın üzerine atılacaktır. Türk halkı, ülkeyi ateşe atacak bu gözü dönmüşlüğün, bu açık tehlikenin farkında olmalıdır.

Sabah ile Koza grubu tartışması:

Bir diğer önemli gelişme, Sabah’ın yayınladığı bir haberle ve ona gelen yalanlama ile ilgili.

Yine T24’e bakalım:

Sabah gazetesi, Gülen cemaatine yakınlığıyla bilinen Akın İpek’in Şirketi Koza Altın’ın Gümüşhane’de siyanür arıtma barajı için mezarları söküp kemikleri poşetlere koyduğunu yazdı. Habere göre, açılan dava üzerine baraj yarım kaldı.

AKP ile Gülen cemaati arasındaki gerilim sürerken, hükümete yakın bir yayın çizgisi izleyen Sabah gazetesi, Gülen cemaatine yakınlığıyla bilinen Akın İpek’e ait olan Koza Altın’la ilgili çarpıcı bir iddiada bulundu. Sabah gazetesinin bugünkü (14 Şubat 2014) nüshasında yayımlanan, “Madenci mi, mezar soyguncusu mu?” başlıklı haber şöyle:

Gülen grubuna yakınlığıyla bilinen Koza grubunun altın için ölülerin kemiklerini sızlattığı ortaya çıktı. “Gülen için tüm servetimi feda etmeye hazırım” diyen işadamı Akın İpek’in sahibi olduğu Koza Altın, Gümüşhane’nin Mastra köyündeki altın madeninde siyanür arıtma barajı inşaatı için geçen yıl iş makineleri ile bir mezarlığı kazıp, çıkan kemikleri de poşetlerle koydu. Köylülerin tepkisi ve açılan davalar üzerine baraj bitirilemezken, bir mağdur SABAH’a “Babaannemin, dedemin, kardeşlerimin mezarı benim bilgim dışında söküldü” diye feryat etti.

Koza grubu Gümüşhane bölgesindeki Mastra altın madeninde üretimi artırmak için ikinci siyanür arıtma barajını inşa kararı aldı. Bu nedenle Mastra köyünde 400 dönümlük bir arazi satın aldı. İddiaya göre Mastra köyündeki mezarlığın kuzeyinde uygun alan olmasına rağmen, şirket daha az maliyetli olması için köyün mezarlık alanında siyanür arıtma barajını yapmak istedi. Kanuna aykırı bu durum için önce köylülerin rızası istendi. Fakat köylülerin büyük kısmının karşı çıkmasına rağmen Aralık 2012 ve Ocak 2013’te mezarlıklara kepçelerle girildi. Naaşlar başka yere taşınırken, bölgedeki köylülerin çektiği fotoğraflarda kemiklerin to
rbalara doldurulduğu görüldü.
Olay üzerine köylüler Koza grubuna dava açarak suç duyurusunda bulundu. Dava dilekçelerinde, ilgili yönetmelik gereği mezarların amacı dışında kullanılamayacağı ve bu nedenle satın alınamayacağı belirtildi. Bir mağdur ise SABAH’a yaptığı açıklamada kendi aile büyüklerinin naaşlarının kepçe ile rızası dışında taşındığını belirterek, “Babaannemin, dedemin, kardeşlerimin mezarı bilgim dışında söküldü. Mahkemeye gidince Koza Altın yetkilileri ‘Dini vecibelere uygun taşıdık’ diyerek beni aradı. Kepçe ile izinsiz mezar taşımak dine uygun olur mu?” diye feryat etti. Yapılan ihbarlara karşı jandarmanın “Gerekli izinleri var” deyip müdahale etmediği de belirtildi. Mastra Köyü muhtarı Alim Dabağ ise yaşananları doğrularken, “Bu adamlar kanunsuz iş yaptılar. İş makineleriyle mezarlığımızı söktüler. Biz şu anda zaten Koza grubu ile mahkemeliğiz. Ben Başbakanlık, İçişleri, Çevre Bakanlığı’na şikâyet başvurusu yaptım. İdari yargıda davamız devam ediyor” dedi.
Mezarlık yerlerinin inşaatı ile cenaze nakil ve defin işlemleri hakkında yönetmeliğe göre mezarlıkların köylerde mülkiyeti köy tüzel kişiliğine ait. Mezarlıkların tahrip edilemeyeceği, kirletilemeyeceği, imar düzenlemesiylle bile park, bahçe, otopark, yeşil alan olarak ayrılamayacağı ve kendi amaçları dışında kullanılamayacağı mevzuatta açıkça yazıyor. Şirket, köylülerden gelen tepkiler ve açılan davalar üzerine bölgedeki siyanür arıtma barajını bitiremedi. Ancak köy mezarlığı tahrip edildiğiyle kaldı. Mastra Altın Madeni faaliyetleri aralık ayında Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafından durdurulmuştu. Koza Altın’ın ruhsat ve ÇED izinlerinin süresinin dolması üzerine şirketten Kamuyu Aydınlatma Platformu’na yapılan açıklamada, Gümüşhane’deki Mastra Altın Madeni’nin şubat ayı sonunda kapatılacağı bildirildi. Koza grubunun Mayıs 2007’de çalışmaya başladığı ve Mart 2009’dan bugüne altın ürettiği Mastra Altın madeni Gümüşhane’nin 22 kilometre kuzey batısında, Mastra (Demirkaynak) köyünde yer alıyor. Yıllık ortalama 350 bin ton cevher üretilen maden milyarlarca dolarlık bir hazine. Koza grubunun yaptığı vicdanları sızlatan işlemler, geçen yıl Gümüşhane yerel basınında da geniş yer aldı. “Altıncılar mezarları talan ediyor” başlıklı haberlerde, görgü tanıklarına dayandırılarak, Koza şirketinin gece yarısı gizlice mezarları taşıdığı bilgisine yer verildi.
Koza Altın’ın avukatıyken şirketin mezarlık sökme girişimi üzerine bu görevinden ayrılan Gümüşhaneli avukat Abdulhalim Tarhan Mısıroğlu da geçen yıl yaptığı açıklamada Koza’nın yasaya aykırı olarak mezarlıkları söktürdüğünü belirtmişti.
Geçtiğimiz ay yine Mastra Madeni’nde kullanılan siyanürün çevredeki derelere akıtıldığı ve bölgenin altıncılar tarafından atık deposu ve siyanür çöplüğü haline getirildiği iddia edilmişti. İkisu köyünden Ergin Karson, “Köyümüz, Mastra Altın Madeni’nin dibinde. Bütün meyve- sebzemiz zarar görüyor. Patates çıkardık, çürüdü. Elma, armut, çiçek tutmuyor. Tutanlar da dalda çürüyor. İnsanların sağlığıyla oynuyorlar. Maden açılmadan önce suyumuz tertemizdi, şimdi içmeye tiksiniyoruz” açıklaması yapmıştı.

Ve Koza’nın yalanlaması. T24 aktarıyor:

Sabah ve Takvim gazetelerinde Koza Altın İşletmeleri ve Akın İpek ile ilgili çıkan haber yalan ve iftiradır. Koza Altın İşletmeleri tarafından eski adı Mastra yeni adı Demirkaynak köyünde herhangi bir mezarın taşınması söz konusu değildir.

Demirkaynak köyü, köy muhtarlığı ve ihtiyar heyeti,  2007 yılında eski köy mezarlığının yeni köy mezarlığına taşınması için karar almıştır.

Alınan bu karar köy karar defterine işlenmiştir.

Eski köy mezarlığı, mezar sahipleri yakınları tarafından dini vecibeleri de yerine getirilerek yeni köy mezarlığına taşınmıştır. İşletmemizin mezarlık taşıma ile ilgili hiçbir faaliyeti olmamıştır.

Koza Altın İşletmeleri

 

 

 

 

 

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *