Kavgalı komşularla herşey sil baştan?

Başbakan Binali Yıldırım, Türkiye’nin kriz yaşandığı İsrail, Rusya, Suriye ve Mısır’la ilgili “Akdeniz ve Karadeniz’i çevreleyen  bu ülkeler arasında daimi düşmanlık olmaz” diye konuşmuş.

Hürriyet’in haberine göre ,Yıldırım, Rus uçağının düşürülmesinden sonra başlayan iki ülke arasında krize ilişkin olarak, “Egemenlik haklarımızın ihlaline elbette izin vermeyiz. Ancak bir tek olaya takılıp kalmak da doğru olmaz. Daha büyük fotoğrafa bakmak lazım” demiiş ve İsrail ile devam etmiş:

“Temaslar var. Henüz sonuçlanmış değil. Burada belirleyici olan Gazze’nin insani amaçlar için izolasyondan kurtulmasıdır” ifadelerini kullandı. 2013’te Mısır’da gerçekleşen darbeden itibaren iki ülke arasındaki ilişkilerin kesilmiş olmasına da değinen Yıldırım, “Halkın iradesine karşı yapılan her türlü girişim darbedir. Kabul etmiyoruz. Ancak bu iki ülke arasındaki ticari ilişkilere mani olmamalı” diye konuştu. Yıldırım, iç savaşın yaşandığı Suriye’ye ilişkin olarak da, “Buradaki muhatabımız, yerel terör örgütleri değil. Koalisyon güçleri ve ABD’dir. Suriye’nin toprak bütünlüğü bizim için önemlidir.” 

fdfdfd

Rusya’ya ‘zeytin dalı’ konusunda bazı ayrıntılar da Sputnik kaynaklaı haberde gizli:

Türkiye’nin geçtiğimiz kasım ayında Suriye’de hava sahasını ihlal ettiği gerekçesiyle Rusya’ya ait uçağı düşürmesi ve Rus pilotun öldürülmesiyle dibe vuran ilişkileri normalleştirme çabaları sürüyor.

Türkiye, Rusya ile ilişkilerin bozulması nedeniyle başta ekonomi ve turizmde olmak üzere büyük zararlar görmeye başlarken, Ankara’dan pişmanlık beyanları gelmeye başladı. Son olarak Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’e ‘Rusya Günü’ vesilesiyle bir mektup gönderdi. Kremlin, mektubun ‘cevap gerektirmediğini’ açıklayarak ‘özür ve tazminat’ talebini yinelese de; Rusya’nın Ankara Büyükelçisi’nin Erdoğan’ın iftar davetine katılması, bazı heyetlerin Moskova’ya gitmesi iki ülke arasındaki buzların erimeye başladığı iddialarına neden oldu.

Ankara Politikalar Merkezi’nin Yönetim Kurulu Başkanı Hasan Kanbolat, Türkiye’nin Rusya ile normalleşme çabalarını RS FM’de Ceyda Karan’ın hazırlayıp sunduğu ‘Eksen’ programında değerlendirdi.

Kanbolat ‘yavaş yavaş bir düzelme olduğu’ görüşünde. “Ama tamamen ilişkilerin düzelmesi için Rusya’nın öne sürdüğü şartları Türkiye’nin yerine getirmesi de gerekecek gibi görünüyor” diyen Kanbolat, bunun da formülünün oluşturulduğunu söyledi. Kanbolat, “İlk önce bizden özür bekleniyordu, özür yerine bir üzüntünün bildirilmesi yeterli olacak gibi görünüyor. Tabii Cumhurbaşkanı tarafından bir üzüntünün belirtilmesi. Ama bunun yanında tazminatın verilmesi de gerekecek” dedi.

Kanbolat’a göre sadece ekonomik değil siyasi ve jeopolitik ilişkilerin bozulması Rusya’nın da ‘aleyhine’ bir durum yaratıyor. Kanbolat, bu durumu şu sözlerle anlattı: “Özellikle Karadeniz bölgesinde Sovyetler Birliği devri ve 1991’de dağılmadan sonra süren bir Türk-Rus dengesi vardı. Türkiye bu konuda her zaman hassas davranmıştır. 2008 Gürcistan-Rusya savaşında da, 2015’te Ukrayna krizinde de, Kırım’da da Türkiye hep bir denge poitikasını gözetmiştir. NATO kuvvetlerinin Karadeniz’de kalıcı bir şekilde izin vermemiştir.”

Kanbolat Montrö Sözleşmesi’nin zaten kıyıdaş devletler dışındakilerin kalıcı olarak Karadeniz’de üstlenmesine izin vermediği anımsatıldığında, “Montrö bir anlaşma değil sözleşme. İkincisi Montrö defalarca Sovyetler tarafında da delinmiştir. Bu nedenle biz Montrö ile aslında Rusya’nın daha önce de Sovyetler Birliği’nin rahatlamasını sağlıyorduk. Bundan dolayı Moskova da son derece memnundur” derken, Türkiye’nin bu sözleşmeden vazgeçebileceğini savundu.

Kanbolat yeni jeopolitiği şu sözlerle değerlendirdi: “Nedir bu jeopolitiğin değişmesi? Artık Bulgaristan ve Romanya Karedeniz’de NATO aynı zamanda AB üyesidir. Gürcistan, NATO ve AB üyesi olmak istiyor, Batı’ya göz kırpıyor. Aynı şekilde Ukrayna da öyle. Böyle bir durumda Rusya’nın bir yalnızlığı meydana çıkmıştır ki, Bulgaristan, Romanya ve Türkiye arasında bir Karadeniz Filosu’nun kurulma çalışmalarında olduğu iddia ediliyor. Böyle bir durumda tabii ki, Rusya Federasyonu’nun Karadeniz’de kalıcı olarak yalnızlaşmaya götürebilir. Bunun endişesini de duyuyorlar.”

Peki Rusya, Suriye ordusunu destekleyerek Türkiye’nin desteklediği İslamcı grupları vururken, normalleşme süreci Suriye sahasında nasıl mümkün olabilir?

Kanbolat, Suriye krizinin başında Türkiye-Rusya ilişkilerinin uzun süre etkilenmediğini, hatta 2011 Nisan’ında vizelerin kaldırıldığını anımsatırken, iki ülke arasında farklı bölgelerdeki krizi ilişkilere taşımama yönünde şifai bir alayışın olabildiğine dikkat çekti.

Kanbolat, Türkiye’nin Suriye konusunda da karar vermesi gerektiğine şu sözlerle işaret etti:

“Rusya, ki orada aslında bir bağlamda tarihinde ilk defa kendinden ayrı bir coğrafyada ABD ile bir ittifak da yaptığını görüyoruz. Ve Türkiye’nin aslında Suriye’de ne yaptığı belli olmamaya başladı. Muhalifleri destekleyerek biz Suriye’yi bir ulus devletten mi çıkartmaya çalışıyoruz, yoksa bir güçlü bir merkezi devlet mi Türkiye’nin yararınadır. Ve onun için Esad rejimini tekrar mı desteklememiz lazım, bunu artık kendi kendine sorması gerekiyor.”

Kanbolat, Ankara Politikalar Merkezi olarak 2 Haziran’da Moskova’yı ziyaret ettiklerini aktarırken, “Rusya Devlet Başkanlığı’nın resmi düşünce kuruluşu Rusya Federasyonu Stratejik Araştırmalar Enstitüsü (RIF) ile bir çalıştay gerçekleştirdik ve bir protokol imzaladık. Teklif de onlardan geldi. Onlardan gelmesi, bizim oturmamız konuşmalar bile bir yumuşamanın işaretleri olarak karşımıza çıkıyor” bilgisini verdi.

Peki, Türkiye, benzeri bir özür-üzüntü ve tazminat meselesini İsrail ile yaşarken, Rusya’ya karşı aynısını yapması nasıl bir psikolojik zemin yaratır?

Kanbolat, bu soruya Rusya toplumunun da Türkiye toplumunun da Asyalı olduklarını belirterek yanıt verdi ve şöyle dedi: “Avrupa görünümlü, Avrupalı olmaya çalışan Asyalı toplumlar. Onun için psikoloji, bizde duygusallık realitenin önünde. Nasıl Amerika dostumuz müttefiğimizdir ama Irak’ta başımıza askerlerimizin başına çuval geçirmesi toplumumuzda reaksiyon yarattı ve biz bunu unutamadıysak, aynı şekilde Rusya da bizi dost ve müttefik görüyordu. Böyle bir olay onlarda da derin bir kırgınlığa neden oldu. Ama bu iki duygusal toplum yine duygusal bir şekilde barışabilir kanaatimce. Ve barışması da lazım. Bir orta yolu mutlaka bulmamız lazım.”

Sonuçta iki ülke arasında savaş olmadığına dikkat çeken Kanbolat, Britanya’nın 2000’lerin sonunda Rusya ile yaşadığı ajan krizine rağmen bugün British Council’in Moskova’da hayli etkin olabildiğine dikkat çekti. Türkiye’nin de sivil toplum kuruluşlarının etkinliği ile ilişkilerde yeni bir dönemin açılmasına yardımcı olabileceğini ekledi.

“Bir yumuşama var, buzlar eriyor. Buzlar tamamen nasıl erir onu bilemeyiz. Ama devletler arzu ediyorsa bu buzlar tamamen erir. Bir yolu bulunuyor” vurgusu yapan Kanbolat, olayın ilişkileri de aşarak Orta Asya’yı da etkiler hale geldiğini şu sözlerle anlattı:

“Kazakistan Cumhurbaşkanı sayın Nazarbayev bunu açık açık belirtti. Arabuluculuk yapmayı önerdi, hatta gerekiyorsa vurulan uçağı ben teslim edeyim Rusya’ya, hatta tazminatı ben vereyim dedi. Bu iş bitsin biz arada kalıyoruz dedi. Bu olayın, soğukluğun düşük seviyeye inmesi sonra da bitmesi hayırlı olacaktır.”

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *