‘İş güvenliği uzmanının ücretini müteahhit ödüyor’

10 cana mal olan rezidans faciasıyla ilgili Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Teftiş Kurulu Başkanı Mehmet Tezel, Torunlar inşaatta tespit ettikleri 21 eksiklikten giderilmeyen ikisi için para cezası uyguladıklarını belirtti ve kazanın gerekçesini “En üst limitte emniyet tedbirleri alınmamış” diye açıkladı. Bu tespitin facia öncesi neden yapılmadığı ise yanıtsız kaldı.

DHA’nın haberi:

Istanbul Mecidiyeköy’de inşaatı devam eden Torun Center rezidansında 10 işçinin öldüğü asansör kazasıyla ilgili Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı müfettişlerinin araştırmaları ilgili Bakanlık Teftiş Kurulu Başkanı Mehmet Tezel, “Mevzuat açısından yük asansöründe insan binmesi arzu edilmez. Eğer zaruretten dolayı yük ve insan bir arada olacak ise, asansör dizaynının oraya kurulurken insan taşınacak şekilde dizayn edilerek yedek halat sistemlerinin paraşüt sistemlerinin olması gerekirdi. Burada ilk izlenimimiz böyle bir şey yok. Denetimde 21 adet eksiklik tespit edilmiş. 21 adet eksiklik içerisinde ciddi önemli eksiklikler var. İşveren bu eksikleri daha sonraki denetimde gidermiş. 2 tane eksiklik de işçi koğuşlarındaki olumsuz durum ile kişisel koruyucu donanımların kullandırılması hususunda eksiklikler vardı. Bununla ilgili de idari para cezası yazılmış” dedi.

Mehmet Tezel, “Öncelikle olmamasını istediğimiz böyle bir kazanın sonucunda ölen işçilerimizin ailelerine başsağlığı diliyoruz. Türkiye bir şantiye görünümünde. İnşaat bazı bölgelerimizde mevsimlik inşaat sezonunda yoğun bir inşaat faaliyetleri var. Söz konusu işyerinde bu faaliyetlerini sürdüren işyerlerinden bir tanesi. Biz iş teftişi kurulu olarak 2014 yılında burada gerekli teftişleri, gerekli ikazları, gerekli farkındalıkları oluşturduk. İşyerindeki çalışma ortamı ile alakalı riskleri işverene bildirdik. Giderebildiği riskler oldu, gideremediği risklerle ilgili idari para cezası yazdık. İş teftiş kurallarının yaptırımları itibariyle 2 yaptırımı vardır. Birincisi, işyeri durdurulur ve bu yakın ve hayati tehlike durumlarında olur, kısmi veya tamamen durdurulur. Normal eksiklikler işyerlerinde kronik hale geldiğinde işyerinin tertip düzeni bakımından işyerindeki sağlıklı ortamı bozmaları yönünden istenmeyen hususlardır. Bunları da idari para cezası ile cezalandırılır” diye konuştu.

Mehmet Tezel, “Bizim 2010 yılından itibaren yapmış olduğumuz teftiş anlayışı içerisinde genel teftiş politikamız felsefemiz insan odaklı risk esaslı etkin bilinçlendirme teftişleri ile gönüllü uyumu yakalama çerçevelediğimiz bir husus. Biz insan hayatını herşeyin önünde tutan, skora bağlı konuşmayan bir kuruluşuz. Bir işçinin ölümü bizim için fevkalede önemli. Biz iş kazalarını minimize etmek için çırpınırken, bütün dünya üzerinde maden ve inşaat sektörü bütün dünyada olduğu gibi Türkiye’de de sorunlu iki iş sektörümüz. İş kazalarının çokluğu nedeniyle madenler ilk sırada, ölümlü kazalarda ise inşaat sektörü ilk sırada. Türkiye’de 1 milyon 630 bin işyeri mevcut. 23 milyonun üzerinde işçimiz çalışıyor. Bu çalışma hayatı fevkalede dinamik canlı bir hayat, bu çalışma hayatı ile ilgili teftişleri biz yürütüyoruz” dedi.

“İş sağlığı ve güvenliği yönünden 544 müfettişimiz var” diyen Mehmet Tezel, şunları söyledi; Bu yetişmiş elemanlarımızı bu çok tehlikeli iş yerlerinde değerlendiriyoruz. Bilhassa inşaat ve maden sektörünü sürekli olarak her sene denetime alıyoruz. Maden sektöründe özellikle yer altı kömür ocaklarını yılda 2 defa denetliyoruz. Denetimlerle alakalı moda tabir haline gelen bir yaklaşım var ve bazı aydın çevreler bunu kullanıyor. Denetim zaafiyeti. Ben bu zafiyet lafına aynen katılıyorum. Ama bunun izahı ve düşünce olarak arka planda bazı farklılıklarımız var. 6331 Sayılı İş Sağlığı Güvenliği Kanunu işverene diyor ki; ’İşyerini bütün riskleri ile birlikte tanı, bu risklerle ilgili analizlerini yap, bunu dolabına koyma bunu yaptır. İşyerini riskleri ile birlikte tanıyarak çalış. Yine bu yasada iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili her türlü önlemi almak işverene verilmiş. Almak bu yapılan işyeri takip etmek teftiş etmek denetlemek iş verene ait. İşverenin uhdesinde. Bu denetim zafiyeti dendiğinde müfettişleri kasteden bazı aydın kesimleri kastediyorum bu anlayışlarını değiştirmeleri lazım. Türkiye’de işverenler, işyerlerini tanımamakta direniyorlar. Bu bilinç henüz oluşmadı. Bu zaafiyetin giderilmesi işverene aittir. İşveren işyerini denetleyecekler, eski teknolojiyi atacaklar yeni teknolojiyi getirecekler. İş güvenliği ile alakalı tedbirleri alacaklar, alınıp alınmadığını takip edecekler. İş sağlığı ve güvenliği ile alakalı işyerlerinde organizasyonel ve sürdürülebilir bi yapıyı sürekli olarak tutacaklar. Her zaman güvenlik önlemleri işin önünde gidecek. Önce güvenlik tedbirlerini alacak sonra işe başlayacak.” 

Mehmet Tezel, “En son olan asansör faciası ile ilgili bizim ilk izlenimlerimiz teftiş kurulları konuştukları her şeyi delillendirirler. Çekmiş olduğumuz resimler, konuşmuş olduğumuz bazı kişiler ve orada o gece edindiğimiz ilk izlenimler, asansör boşluğu şaftına geçici yük asansörleri monte edilmiş. Bu yük asansörlerinde insanlarda taşınıyor. Mevzuat açısından yük asansöründe insan binmesi arzu edilmez. Eğer zaruretten dolayı yük ve insan bir arada olacak ise, illa o asansöre insan bindirilecekse, asansör dizaynının oraya kurulurken insan taşınacak şekilde dizayn edilerek yedek halat sistemlerinin paraşüt sistemlerinin olması gerekirdi. Burada ilk izlenimimiz böyle bir şey yok. Burada yük asansörüne insan bindirmişler. 2700 kilogramdan bahsettiler, bu doğru mu orada araştırıyorlar sonuç henüz alınmadı” diye konuştu.

Mehmet Tezel, “”Gözüken şu ki asansörün emniyetli limitler arasında çalışması gerekir. Bu asansör en üst katlarda, o limiti aşmış ve kayıklarından kurtulmuş. Bunun anlamı şudur; asansör üst limiti emniyetli limiti geçtiğinde durması lazım durmamış, oradan çıkmış. Burada emniyet stpoerleri, emniyet swiçleri yok. Veya var çalışmıyor veya eksik. Mühendislik ve güvenlik teknik emniyet açısından asansör üst limiti geçip kayıklarından kurtulduğu halde, kendi kendini tahrip eder vaziyete geldiği zaman bizim söyleyeceğimiz şu, ‘en üst limitte emniyet tedbirleri alınmamış. Bu fevkalede önemli bir zaafiyet” dedi.

Mehmet Tezel, “Kazanın en önemli temel sebebi en üst seviyede emniyet tedbirlerinin alınmamasıyla alakalı yaşanmıştır. Sonuçta bu işyerindeki bu ihmaller zinciri ile alakalı gerekli adli kovuşturmalar, Çalışma Bakanlığı’nın yaptığı çalışmalar devam etmekte. İnşallah bu son olur. Bizleri kahreden bu olay bir daha yaşanmaz. Bu ülkenin her inşaatın başına her işçinin başına birer müfettiş dikme imkanı yoktur. Bütün dünya üzerinde ülkeler işyerinin yüzde 2 ile 5’ini teftiş edebilirler. Çok gelişmiş ülkelerde 10 bin işçiye bir müfettiş düşer. Bizim ülkemizde kaba taslak hesaplara göre iş sağlığı ve güvenliği yönünden 544 müfettişi 23 milyon işçiye böldüğümüzde ciddi rakamlar çıkıyor. 1 milyon 630 bin işyerinin büyük ölçüsü kobi şeklinde. Biz bu elimizdeki kaynakları etkin ve verimli kullanmak adına çok tehlikeli olan ve gidilmesi gereken yerlere gidiyoruz”

Mehmet Tezel son olarak, ” Bu yıl yapılan denetimde 21 adet eksiklik tespit edilmiş. 21 adet eksiklik içerisinde ciddi önemli eksiklikler var. İşveren bu eksikleri daha sonraki denetimde gidermiş. 2 tane eksiklikte işçi koğuşlarındaki olumsuz durum ile kişisel koruyucu donanımların kullandırılması hususunda eksiklikler vardı. Bununla ilgilide idari para cezası yazılmış. Esasen bu iş sağlığı güvenliği ile alakalı işverenlerimizin gerekli gözetimleri hiç ara vermeden yapmalı işyeri onun işyeri ile alakalı kar amaçlı kazanan o. 6331 sayılı yasanın ruhu itibariyle tüm işverenlerin önemsemelerini istiyoruz. Önemseyenler iş çevreleri var. Bu konuda duyarsızlığı ihmalleri olan var” diye konuştu.

 

TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi Başkanı Cemal Gökçe ise “İş güvenliği uzmanlarının ücretleri müteahhitler tarafından ödeniyor. TOKİ uzantılı inşaatların denetimleri sorunludur. Bilime, bilgiye ve uzmanlığın sertifikalandırdığı bir sistemin kurulmasına ihtiyaç vardır” diyor. Bu iddialara göre, denetmenlerin işvereni, onların denetlemesi gereken müteahhitler.

Haberin ayrıntıları şöyle:

 

Karaköy’deki İnşaat Mühendisleri Odası’nda DHA’ya açıklama yapan Cemal Gökçe, iş kazaları ve ölümler konusunda Türkiye’nin Avrupa’da birinci, dünyada 3. sırada olduğunu söyledi. Gökçe, şöyle konuştu:

“Bizde ciddi bir denetim problemi var. Gerek yapı denetim, gerekse işçi sağlığı ve iş güvenliğinin sağlanması çerçevesinde ciddi sorunlarımız var. Yapı denetim çerçevesinde 1999 depremi sonrası çıkarılmış olan 4708 sayılı yapı denetim yasamız var. Bu yasa kamu yapılarının dışındaki tüm yapıların yapı denetim kapsamında yürütüleceğini ifade ediyor. Fakat ne yazık ki TOKİ’ye bağlı ve uzantılı tüm inşaatlarda, konut inşaatları, gökdelenler, AVM inşaatları da dahil 4708 sayılı yapı denetim yasası kapsamı dışına alındı. Bu inşaatlar TOKİ tarafından denetleniyor. Bunların büyük bir kısmı yüksek yapılar. Ülkemizde halen yüksek yapılarla ilgili bir yönetmelik yok. Dolayısıyla bu yapıların projeleri nasıl yapılıyor, nasıl denetleniyor belli değil. Denetim mekanizması para kazanmanın arkasında kaldı.”

Kazanın yaşandığı Torunlar GYO’ya ait rezidansın da TOKİ uzantılı ve denetim sisteminin dışında olduğunu dile getiren Gökçe, “TOKİ inşaatları da kamu inşaatı sayıldığı için yapı denetim uzmanları tarafından ne yazık ki denetlenmiyor. TOKİ tarafından oluşturulan müşavirlik kanalıyla denetleniyor. Nasıl denetlendiği belli değil. İş güvenliği ve işçi sağlığına yönelik alınması gereken önlemler bir maliyet konusu olarak görülüyor. İş ve güvenliği ve işçi sağlığına yönelik gerekli harcamalar yapılmıyor. Türkiye’deki bütün inşaatların durumları da böyle. Torunlar GYO’ya ait rezidans inşaatı da bu kapsamda” dedi.

Daha hızlı çalışma anlayışının, ortaya çıkan aksaklıkları ve arızaların ertelenmesine neden olduğunu belirten Gökçe, ” Orada asansörde oluşan arızayı bildiren bir teknik elemanın ya da uzmanın sorunu erteleyerek işin hızlı yapılması düşüncesi ne yazık ki güvenliğin önüne geçiyor. Bu anlayış böylesi cinayetlerle sonuçlanıyor. Bu anlayışın mutlaka değiştirilmesi gerekirö şeklinde konuştu.

Kazanın meydana gelmesinde denetim sorununun önemli ölçüde yer tuttuğunu belirten Gökçe, şunları söyledi:

 

“Denetim elemanları ve iş güvenliği uzmanlarının ücretlerini müteahhitler veriyor. Yani o işi yaptıran insanlar veriyor. Dolayısıyla işi yaptırandan ücret alan kişilerin, herhangi bir problem durumunda güvenlik koşullarının sağlanmasına yönelik alınması gereken önlemlerle ilgili yapmış oldukları uyarılar iş sahipleri tarafından dikkate alınmıyor. İş güvenliği konusu kağıt üzerinde kalıyor. Bu sistemin değişmesi gerekir. İş güvenliği uzmanlarının ücretleri müteahhitler tarafından ödenmemelidir. İş güvenliği uzmanları bağımsız özerk bir çerçeveyle oluşturulmalıdır”

Asansör konusunda da, mutlaka önceden belli aksaklıkların bildirildiğini düşündüğünü ve kamuoyuna yansıyan haberlerde bu izlenimi edindiğini anlatan Gökçe, “Ama işin hız ve biran önce bitirilmesi konusu can güvenliğinin önüne geçtiği için sürekli erteleme durumu gündeme gelmiştir. İşte hayatın kendisi, makinenin kendisi ertelemeyi kabul etmiyor. Tam zamanında müdahale etmezseniz, bakımlarını zamanında yapmazsanız sonucu Torunlar İnşaatta yaşanan cinayetlerdir. Belli bir süre konuşuruz, aynı Soma’da olduğu gibi bir süre sonra unuturuz” diye konuştu.

Gökçe, kazaların en aza indirilmesi için yapılması gerekenleri de şöyle sıraladı:

“İş güvenliği uzmanlarının ve denetim elemanlarının mesleğin uzmanları olması gerekir. İş güvenliği yasası bir an önce değiştirilmeli. İş güvenliği uzmanlarının ücretleri iş sahipleri tarafından ödenmemeli ve bağımsız özerk bir yapı haline getirilmeli. Yapı denetim yasası mutlaka değiştirilmeli. Denetim uzmanları sürekli olarak eğitilmeli ve sertifikalandırılmalılar. Yüksek yapılar yönetmeliği çıkarılmalı.” 

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *