‘Hukuk kalbura döndü, 12 Eylül’de bile bu kadar ayağa düşmedi’

12 Eylül darbe yönetiminin hukuksuz talimatlarına tepki göstererek 1982’de görevinden istifa eden Hâkim Mehmet Tural, şimdiki hukuksuzlukların, Yassıada yargılamaları dahil, hiçbir dönemde görülmediğini söyledi.

Polislere yönelik sahur operasyonunu yapan savcının, gazeteci-yazar Fatih Altaylı’ya söylediği “12 Eylül’de olduğu gibi 500 bin kişi alırız.” sözleri hukukçuları ayağa kaldırdı. 12 Eylül’de darbecilerin talimatlarına tepki göstererek hakimlikten istifa eden Mehmet Tural, bu dönemde yaşanan hukuksuzlukların Yassıada yargılamaları dahil hiçbir dönemde görülmediğini belirtti. “Eğer savcı böyle bir ifadede bulunmuşsa, bu adam hukukçu değil, militandır.” diyen Tural, Türkiye’nin uluslararası hukukta angaje olduğu kurallara dikkat çekti. Hukukun dışına çıkılarak yapılan şeylerin Türkiye’yi dünya devletlerinden tecrit edeceğini,  AİHM’de mahkumiyetlere yol açacağını vurguladı. “12 Eylül’de Hem Kürt Hem Alevi Hem Solcu bir Hakim Olmak” isimli kitabı da bulunan Tural, Anayasa Mahkemesi’nin basiretli tutumuyla ciddi boyutta geri dönüşlerin olacağını kaydetti. Söz konusu savcının bir an önce soruşturmadan alınması gerektiğini vurgularken, devlet görevlilerinin de kanunsuz emirleri uygulamamasını istedi. Tural’ın değerlendirmeleri özetle şöyle:

“Hukuk kalbura döndü. Cemaat’e yönelik bu sözü söyleyen savcı, yarın siyasi iktidarın işaret ettiği her toplumsal yapıya hukuksuz operasyon düzenleyebilir. Başbakan ‘paralel yapı’ adında hayali düşman yarattı. Ne olduğunu kendisi de kamuoyu da bilmiyor. 12 Eylül’de binlerce devlet görevlisi Kürt, Alevi, solcu, komünist gibi yaftalamalarla görevlerinden alındı. Bugün de binlerce kişi paralel yaftasıyla görevden alınıyor. Otoriter yönetimlerin yapacağı tek bir şey var. Kendisi gibi düşünmeyen veya talimatlarını uygulamayan insanları dışlayıp kafasına göre insanları getirmektir.

Ben sağcı değilim, Cemaat’e yakın bir insan hiç değilim. Ama eğri oturup doğru konuşmamız lazım. Paralel yapı var idiyse bunu oluşturan sizsiniz. ‘Ne istediniz de vermedik’ diyen siz değil misiniz? Şimdi demek ki sen bu insanları kullandın. İstediklerini elde ettin. Şimdi tasfiye edip kendi adamlarını getiriyorsun. Bu adam bütün yapılarıyla tamamen faşist yönetime doğru kayıyor. Bunun önünü kesebilecek tek mekanizma yargıdır. Yargıyı büyük ölçüde ele geçirdiler. Ben AKP’de aklı başında insanların yaşananlara isyan ettiğini düşünüyorum. 12 Eylül’ü yaşamış bir yargıç olarak o dönemde bile böyle zulüm, hukuksuzluk görmedim. Sıkıyönetim komutanlıkları dahil yargı uygulamaları içinde bu kadar etkin bir siyasi irade görmedim. Bu kadar ayağa düşmüş, talimatlarla yürüyen bir yargı görmedim. Siyasi baskının açık olduğu bir yargılamada yüzde 100 haklı bir karar verilmiş de olsa kamuoyunun vicdanında tutmaz. Başbakan günler öncesinden çıkıyor, “Bu da girecek” diyor. Perde arkasında kim bilir ne talimatlar veriliyor. Adalet Bakanı, bu işin hakim savcı ayağı da var ama prosedürü farklı, diyor. Türkiye Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ni imzalamış bir ülkedir. Bunların bedelini çok acı ödeyecektir. Yolsuzluk ve rüşvet operasyonlarının yapıldığı 17 Aralık fezlekesini okudum. Bir gün hukuk geldiğinde dosyadaki şüpheliler ve dosyayı kapatanlar yargılanacak. Dosyada suçları gösteren tamamen yasal dinlemeler ve korkunç detaylar var. Bu fezlekeler yalansa niye o bakanları görevden aldın? O fezlekeyi göz ardı edebilecek, o delilleri görüp de beraat verebilecek bir babayiğit tanımıyorum.”

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *