HSYK 2’nci Daire Başkanı Özer de isyan etti: ‘Yargı baskı altında’

HSYK 2’nci Daire Başkanı Nesibe Özer, yargı tarafsızlık ve bağımsızlığının yasal uygulamalarla tehdit edildiğini belirterek bir manifesto yayınladı ve seçimlerde aday olacağını açıkladı.

Arzu Yıldız’ın haberini paylaşıyorum:

Özer, yeniden adaylığının gerekçelerini duyurduğu basın açıklamasında, “erkler arasında kontrol-denge kurallarının bozulduğunu” belirterek “Yargı teşkilatını birinci dereceden ilgilendiren hâkimlik ve cumhuriyet savcılığı mesleğinin olmazsa olmazlarından ‘bağımsızlık’ ve ‘hâkimlik teminatı’, ‘tarafsızlık’ ilkelerine yönelik her türlü uygulamaya karşı durmak, yargının içine sokulduğu kabul edilemez durumunu demokrasi adına haykırmak adına yeniden yola çıkıyorum” dedi.

Özer açıklamasına şöyle devam etti:

 

“Meslektaşlarımın baskı altına alınmasına yönelik düzenlemelere her zaman ‘ses’ çıkararak haykırış olmaya çalıştım. Bugün gelinen süreçte adil, bağımsız ve tarafsız yargı anlayışını zedeleyen, askıya alan veya ortadan kaldıran yasal düzenlemeler yapıldığı görülmektedir. Demokratik hukuk devleti olmanın gereği evrensel hukuk kurallarını öncelemek ve içselleştirmektir.”

 

Özer şahsi Facebook hesabından yaptığı açıklamada da, yargı mensuplarına seçim öncesi vaat edilen zam ile ilgili olarak “Yargı adına zam sözü alanlar, karşılığında yargı adına söz vermiş midir veya neyin sözünü vermiştir? Unutmayalım ki yargı bağımsızlığı öncelikle birilerin vicdanında başlar” ifadesini kullandı.

Açıklamanın tam metni:

“Değerli meslektaşlarım,

Dünya tarihinde devletlerin; varoluşlarıyla birlikte var olan hukuk kuralları bireyi koruyan, insan hakları ilkeleriyle oluşan yargı temel taşlarından biridir. Devleti oluşturan erklerden biridir. Yasama ve yürütmenin yargı ile birlikteliği veya sorunları da devletler tarihi kadar eskidir. Bu nedenlerle ortaya çıkan yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığı kavramları da tanımlanırken yaşadığı toplumun içinde bulunduğu duruma göre değil evrensel olarak kabul gören şekilde tanımlanmalıdır. Zira yargı gücünü bağımsızlıktan ve tarafsızlığından alır. Bu bağlamda ülkemizde de Avrupa Birliği kriteri ve Venedik Komisyonu raporları doğrultusunda 2010 yılında yapılan Anayasal değişikliklerle tam bağımsız ve tarafsız yargı hedeflenmiştir.

HSYK özerk bir kurul haline getirilip ilk derece mahkemelerinden seçimle hakimler ve Cumhuriyet Savcılarının da katılımıyla , çoğulcu ve katılımcı bir kurul olarak amacına ulaşılmaya çalışılmıştır. 2010 yılında yapılan Anayasal değişiklik sonrasında seçimde; tarihe kurucu kurul olarak geçecek HSYK’ya seçildim. 25.10.2010’dan itibaren HSYK Genel Kurul Toplantılarında ve 2. Daire Toplantılarında hukukun üstünlüğü, yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığı ilkelerinden taviz vermeden çalıştım.

Meslektaşlarımın çalışma koşulları iş yoğunluğu, mali ve sosyal hakları gibi konularda kurul çalışmalarına aktif olarak katıldım. Yargı mensupları için bunlardan öncelikli olan konu: ‘Bağımsızlık’ ve ‘Tarafsızlık’tır. Meslektaşlarımın baskı altına alınmasına yönelik düzenlemelere her zaman ‘ses’ çıkararak haykırış olmaya çalıştım. Bugün gelinen süreçte adil, bağımsız ve tarafsız yargı anlayışını zedeleyen, askıya alan veya ortadan kaldıran yasal düzenlemeler yapıldığı görülmektedir. Demokratik hukuk devleti olmanın gereği evrensel hukuk kurallarını öncelemek ve içselleştirmektir.

Erkler arasında kontrol-denge kurlarının bozulduğunu ve yargı teşkilatını birinci dereceden ilgilendiren Hakimlik ve Cumhuriyet Savcılığı mesleğinin olmazsa olmalarından ‘bağımsızlık’ ve ‘hakimlik teminatı’, ‘tarafsızlık’ ilkelerine yönelik her türlü uygulamaya karşı durmak, yargının içine sokulduğu kabul edilemez durumunu demokrasi adına haykırmak adına yeniden yola çıkıyorum.

Evrensel hukuk değerlerinin hakim kılındığı bir yargı kültürünün oluşmasına katkı sağlamak temel amacımdır. Bu bağlamda yargının etkinliğinin, verimliliğinin ve saygınlığının arttırılması mücadelelerine devam edeceğim.

Bu bilinçle yargıdaki sorunlara akılcı ve kalıcı çözümler ortaya koyacak ve en önemlisi de kimden gelirse gelsin her türlü hukuksuzluğa karşı durmak için yeniden HSYK üyeliğine yeniden aday olduğumu ve resmi adaylık başvurumu yaptığımı kamuoyuna ve siz değerli yargı mensuplarına saygı ile duyururum.”

Özer’in Facebook’taki açıklaması

“Sevgili Dostlar ve Değerli meslektaşlarım; Biz hakim ve Cumhuriyet savcılarının mali bakımdan son 6 yıldır bir erime ,reel kayıp yaşadığımız hepinizin malumudur. Son günlerde yoğunlaşan zam konusuna ilişkin olarak 2010- 2014 arasında yaşananları özetlemek istiyorum.Öncelikle 2010 sonu ve 2011 başlarında mali bir düzenleme yapılacağı yürütme tarafından kürsüden Kurula giden temsilciler olarak bizlere birkaç kez sözlü ifade edilmiştir. 2011 sonu ve 2012 yıllarında ise kuruldan bazı başkanlarımızın katıldığı toplantılarda konu yürütmenin ilgililerine iletilmiştir. Bu kapsamda olarak Sayın Hamsici, Sayın Okur ve ben o tarihlerdeki Sayın Cumhurbaşkanımız ile görüşmemizde de konuyu kendilerine ilettik. Yine Sayın Hamsici Yüksek Yargı Organlarının Başkanları ile görüşmesinde konuyu o tarihde ki Sayın Başbakanımıza anlatmıştır. Kurul üyelerimizin bir bölümü çalışma yaparak yeni başlayan meslektaşımızın maaşı ve diğer mesleklere mensup memurların maaşlarını gösterir bordro örneklerini ve yıllar içerisindeki reel kaybımızı gösterir çizelge ile bir dosya hazırlamışlar, Adalet Bakanlığına sunmuşlardır. Adalet org sitesinde yıpranma payı ve mali haklara ilişkin başlatılan imza kampanyası sonucu, bir kısım meslektaşlarımızın da yurdun her yerinden katılımıyla güçlü hale gelen bir heyet Sayın Okur’la birlikte Adalet Bakanımızı ve TBMM Başkanımızı ziyaret ederek hazırlanan dosyaları sunarak görüşmüşlerdir.Bütün bu görüşmelerde bizlere olumlu cevaplar , mali iyileştirmelerin yapılacağı ümidi verilmiştir.Nitekim; bir canlı yayında o tarihlerdeki Sayın Bakanımızın açıklamaları da bu yöndedir.2013 yılı içerisinde Adalet Bakanlığı maaş iyileştirilmesinin farklı bir yolunun performansa göre prim uygulaması şeklinde olabileceğini bildirmiş ve bu yoldaki proje ve çalışmalarını Strateji Daire Başkanlığı ilgileri HSYK genel kurulunda bizlere anlatmış,bilgilendirmişlerdir.Bütün bu süreç sonunda 2014 yılına gelinmiş ve herhangi bir iyileştirme gerçekleştirilmemiştir.Şimdilerde yeniden bir iyileştirmeden bahsedilmektedir,yürütme bu konuyu kimlerle görüşmüştür,tarafımdan bilinmemektedir ancak meslektaşlarımızın yasal temsilcileri olarak halen görevimiz devam ettiğine göre konu hakkında genel kurul bilgilendirilebilir diye düşünüyorum. Biz hakim ve Cumhuriyet savcıları her türlü iyileştirmeyi hakkediyoruz.Asıl sorun bizim mali ve sosyal haklarımızın yürütmeye bağlı oluşudur. Biz hakim ve Cumhuriyet savcıları hakkımız olan zam yapılırsa almamazlık etmeyiz ancak bu miktar karşılığında özgür irademize ipotek konulmasına da izin vermeyiz.YARGI ADINA ZAM SÖZÜ ALANLAR ,KARŞILINDA YARGI ADINA BİR SÖZ VERMİŞ MİDİR VEYA NEYİN SÖZÜNÜ VERMİŞTİR.UNUTMAYALIM Kİ YARGI BAĞIMSIZLIĞI ÖNCELİKLE BİZLERİN VİCDANINDA BAŞLAR……”

 

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *