Duvar örenler, köprü kuranlar

Türkiye’nin insanı bezdiren siyasi meseleleriyle haşır neşirken kendimi birden Bali’de buldum.

Endonezya’nın güler yüzlü, sakin, yavaş, bollukla baş başa, tatlı esintileriyle sert ruhları yumuşatan adasında.

Birleşmiş Milletler Medeniyetler İttifakı’nın 6. Küresel Forumu için burada en az 50 ülkeden, farklı mesleklerden bir araya geldik.

Fanatizmin pençesinde giderek adeta ‘deliren’ dünyada, iktidarda kalmak için akla gelen her türlü kutuplaşmayı köpürten liderlerin elinde rehin kalmış sivil toplumların barış içinde bir arada yaşama yollarının neler olabileceğini konuştuk.

Ne yalan söyleyeyim, bir zamanlar Erdoğan ve (İspanya eski başbakanı) Zapatero tarafından davul zurnayla ilan edilmiş olan Medeniyetler İttifakı’nın fenerini bu kez hayli sönmüş buldum.

İrtifa kaybı var. Sivil toplumun ihtiyacı da, gündeme dayalı talebi de, varlığı ds  ortada, ama ne İspanya ne de Türkiye bu değerli girişimin öncüleri olarak ‘görünür’ vaziyette. Bir nevi sahipsizlik havası var. Adının yayınlanmasını istemeyen bir BM yetkilisine göre ‘ekonomik ve iç politik nedenlerle İspanyollar alakasını kaybetti, ve daha acısı, Erdoğan belli ki, bu projeyi artık kendisi için yararlı ve kullanışlı bulmuyor.’

Gene de çok anlamlı yanları olan bir faaliyet bu. Mesela, BMW’nin sponsorluğunda üçüncüsü gerçekleşen ‘Kültürler Arası Yaratıcılık Projeleri Ödülü’ kendisini ‘insanllık iflah olmayacak galiba’ diye dünyanın gidişatı konusunda karamsarlığa kaptıranlara umut aşılıyor. 

İyimserlik ve coşkuya ödül töreninde tanıklık ettim, ‘iyi ki bunu gördüm’ dedim. BM Genel Sekreteri Ban Ki Moon’un da katıldığı, ve IŞİD odaklı bir konuşma yaptığı tören, gezegenimizin her bir köşesinde karşılıklı husumet, nefret ve dışlanma tehlikesiyle karşı karşıya kalmış sosyal topluluklar arasında duvar yerine köprüler kurmayı öngören yenilikçi projelerin sahiplerini öne çıkarmayı ve benzerlerini teşvik etmeyi amaçlıyordu.

Kalabalık törende ne Türkiye’den ne de İspanya’dan resmi temsilin görünürlüğü vardı ama özellikle bizde üst düzey kutuplaştırma, dışlama ve ötekileştirme ayyuka çıktığı için bunun üzerinde fazla durmaya gerek yok.

Yazık, deyip geçeyim, gezegenimizin sıradan insanlarının olumlu girişimlerini anlatayım.

600 başvuru içinden 11 proje finale kalmış. Her biri farklı, pek akla gelmeyen ama uzun vadeli, ve gerçekçi projeler.

Mesela İtalya’dan gencecik Marta Meloni, 2012’de ‘Comics For Equality’ (Eşitlik için Mizah’) projesini yaşatıyor. Konusu AB’ye göç ve ırkçılık. 21 ülkeden 56 sanatçı sitesine sürekli karikatürler gönderiyor. Amaç, önyargıları kırmak.

 Mesela, Avustralya’dan Priscilla Brice: All Together Now (Haydi Hep Beraber) başlıklı bir cep telefonu uygulamasında, herkese bu ırkçılık konusunda başlarına gelenleri paylaşma imkanı açmış ve empati yaratmada başarı sağlamış. Aynı konuda, İsveç’in küçük kasabası Simrishamn’da farklı kültürleri yaklaştıran ‘Birden Fazla Hikaye’adlı bir kart oyunu icat eden Seth Selleck, bunu birçok ülkeye yaymış. ABD Tennessee eyaletinden David Lubell de “ABD’ye Hoşgeldiniz” projesiyle göçmenleri yetkililerle diyalogda buluşturmayı başarmış. Aynen Ruanda’da göçmen Kongoluları topluma dans ve görsel gösterilerle kazandırmaya çalışan genç idealist Pacifique Ndayishimiye gibi.

Beyrutlu Johnny Girges başka bir alem. Karman çorman yapılı, ‘yaralı’ Lübnan’da her etnik ve dini parçadan küskün gençleri Arcenciel adlı sirkm projesinde 12 yıldır bir arada tutuyor ve onları farklılıklara saygıda buluşturuyor. Bu sirk son 12 yılda Arapm ülkelerinde 1500’den fazla gösteri yapmış. (‘Oyun gibi  başlayan bir şey ne kadar ciddiymiş anladık’ dedi törende.)

Peki kim kazandı?

Savic

Velma Sariç.

Bosna’da savaş başladığında 13 yaşında olan bu kadın, üç yıl mültecilik çekmiş. ‘Bunu başkaları yaşamasın’ demiş; ‘İhtilaf Sonrası Araştırma Merkezi’ni kurmuş. Ödülü getiren projenin adı, ‘Olağan Kahramanlar.’ Saviç, o kara günlerde Sırp, Hırvat, Boşnak demeden, korkmadan insanları soykırımdan, şiddetten kurtaran sıradan kahramanları tek tek bulmuş, hikayelerini anlatmış. Sergilerle, sokak afişleriyle ve multi-medya şovlarıyla, gençlere ‘barış nasıl inşa edilir’ konulu rehberliği üstlenmiş.

Bali’de umutlandım. Ne mutlu bu insanlara. Dünyamız sınır tanımayan bu öncüler sayesinde ayakta kalıyor.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *