Dokunulmazlık, ara seçim ve 'hanedan rejimi'

oyy

Cumhurbaşkanı Yardımcısı, pardon Başbakan olarak kim atanmış, aslına bakarsanız hiç önemli değil.

Ömer Çelik’in atanacak başbakanı açıkladığı basın toplantısında hiçbir gazeteci Davutoğlu’nun azledilmesi, hemen ardından ‘üst akıl’ tarafından AKP’ye müdahalelerle sürecin rehin alınmasının anayasal açıdan izahatını istemeye cesaret edemedi, tartışmayı olması gerektiği kulvara çekemedi ya, arkasından sözde TV yorumcuları herşey normalmiş gibi eveledi geveledi ya, başbakan şu olmuş veya bu olmuşun tek anlamı bellidir:

‘Normalleşme’ topyekun ‘anormalleşme’ye dönüştü ve herşey üst perdeden, açıkça, tüm milletin zekasıyla alay ede ede oynanıyor.

Ama mesele, olup bitenlere kuşbakışı bakmadan anlaşılacak gibi değil.

Büyük resmi, siyasetteki üst akıl koreografisini göremezseniz, gündelik oldu bittilerin, basit ‘bul karayı al parayı’ oyunlarının esiri olarak sürüklenip gidersiniz.

Aynen CHP ve MHP’nin bugünki hali gibi.

Dolayısıyla, bugünkü ‘atama’yı bir uçtan 22 Mayıs AKP kongresi, diğer uçtan (arap saçına dönen) MHP kongresi, bir diğer uçtan HDP milletvekillerinin Meclis’ten ‘ıskat edilmesi’ üzerinden bağlayıp, Başkanlık Rejimi’ne geçiş inşaatını anlamak gerekir.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Temmuz 2015’ten bu yana açtığı ‘Kürt Cephesi’ savaşı ile ve bunun MHP tabanında yarattığı açık, CHP tabanında yaratttığı örtülü destek sayesinde zeminin olgunlaştığı görüşünde.

Gaza basmasının sebebi de bu:

Medya susturulur, yargı eğip bükülür, tevkifatlar sürerken, Meclis içindeki siyaseti iyice darmadağın ederek tam yetkili- mutlak dokunulmaz Başkanlık emeline ulaşmak.

Cumhurbaşkanı, kendi açısından muazzam bir tarihi fırsat yakalamış durumda.

Kuşbakışı demişken, ülkedeki gidişatı iyi izleyenlerden biri olan, Atlantik Konseyi uzmanı Aaron Stein’in Amerika’nın Sesi radyosuna Erdoğan’ın siyasi koreografisiyle ilgili yorumunu da aktarayım:

“Elinde oynayabileceği çok sayıda kart var. Ak Parti ya toptan yeni bir belgeyle ya da küçük bir değişiklik önergesiyle Erdoğan’ın tekrar parti üyesi olmasını sağlayacak anayasal düzenlemeyi Haziran ayında masaya getireceğini açıklamıştı. Bunun ardından bence yaz aylarında bir kampanya dönemi olacak ve yaz bittikten sonra da anketlere bakarak ya erken seçim yoluyla Meclis’te anayasa değişikliği için gereken çoğunluğu elde etmeye çalışacak ya da MHP’deki iç karışıklıktan istifade ederek onların içerisinden destek çekme arayışına girecek.”

Doğru ama eksik.

Cuma günkü kritik dokunulmazlık oylamasının ikinci turunu beklerken, geçenlerde sosyal medyada karşıma çıkan bir hukukçu sorusunu da buraya alayım:

‘Milletvekilinin dokunulmazlığını kaldırmak için 276 oy yeterli. AKP milletvekili sayısı 317. İstediği herkesi yargıya postalar. Neden Anayasa değişikliği istiyor?’

Basit. İki sebepten basit.

Bir, Anayasa’nın 83. maddesini geçici de olsa kaldırarak, muhalefetin üzerinde basıncı artırmak ve iradesini kırmak.

İki, özellikle HDP, gerekirse de kısmen CHP üzerine ‘terör’ bahanesi ile çullanacak hamlede MHP’nin ittifak niyetini sınamak.

Tabii, bu iki şıkkı yanyana getirince, ve buna Binali Yıldırım’ın Başkanlık Rejimi konusunda sıkıntı çıkarmayıcı rolünü de ekleyince, manzara gayet net anlaşılıyor:

Cuma günkü ikinci tur, Başkanlık için referandumun kostümlü provasıdır, başka bir şey değil.

Arada geçilecek bazı merhaleler var.

Bir yanda MHP kurultayı dikatle gözetilecek. Çomaklama sürecek.

Aynı anda medyanın geri kalan kısmının üzerine daha fazla çökülecek.

Peki, referandum olacak mı?

HDP’de 50 milletvekilinin 405, CHP’de 51 milletvekilinin 192 dosyası var.

Bunlar, bir-iki HDP vak’ası hariç, tamamen ifade özgürlüğü sınırı içindeki söylemleri kriminalize eden dosyalar.

Peki, ne olacak?

Referandum yolu açık tutulacak ve bu olasılık muhalefetin tepesinde kılıç gibi sallanıp duracak.

Bu arada, MHP kurultayı sürecinin gelişmesine göre tavır netleşecek.

Bahçeli galip çıkarsa, bakanlık vb vaatlerle AKP-MHP cephesi güçlü bir ihtimal olarak ortaya çıkacak ve belki de referanduma gerek kalmadan, bir pazarlığın somut ürünü olarak, HDP’lilerin Meclis dışına tasfiye harekatı Meclis içi oylamayla başlayacak.

Buna CHP o aşamada bir ses çıkarırsa, zaten vakit geçmiş olacak.

Burada soru, kaç HDP’linin böyle bir senaryoda, Meclis’ten atılacağı.

Sayı 28’i aşarsa, veya HDP toplu tepki ile sine-i millete dönerse, ara seçim ihtimali beliriyor.

Bir gazetede aktrılan analiz dikkate değer:

”Anayasa’nın 83. Maddesi, ‘TBMM üyesi hakkında, seçiminden önce veya sonra verilmiş bir ceza hükmünün yerine getirilmesi, üyelik sıfatının sona ermesine bırakılır” diyor. Bu maddeden ötürü, dokunulmazlığı kaldırılacak bir milletvekili hakkında ceza verilse dahi cezanın uygulanamayacağı, dönem sonuna bırakılacağı, dokunulmazlığı düşen milletvekilinin, milletvekilliğinin düşmeyeceği belirtiliyor.”

”Fakat karşıt görüş de hazır, Anayasanın 84. Maddesi’nde, “Milletvekilliğinin kesin hüküm giyme veya kısıtlanma halinde düşmesi, bu husustaki kesin mahkeme kararının Genel Kurula bildirilmesiyle olur” ifadesi geçiyor.”

”Bundan hareketle, milletvekillerinin milletvekilliklerinin düşebileceği, 28 milletvekilinin milletvekilliğinin düşmesi ile ara seçimin Türkiye’nin gündemine gelebileceği dillendiriliyor.”

Ara seçim, Erdoğan’ın Meclis’te AKP’li sayısını artırması için makul. CHA gibi kilit gözlemcilerin seçim-sayım sürecini izleme imkanı kalmadığı bir dönemde, HDP’nin yerine AKP’nin Kürt ağırlıklı illerden Ankara’ya gelmesi gayet muhtemel.

O zaman, Başkanlık referandumu için kapılar açılmış oluyor.

Bahçeli, bir sonraki genel seçime kadar MHP’nin Meclis’te kalmasını tercih edeceğinden, ara seçime hiç itiraz etmeyebilir.

Bu, hızlı senaryo.

Meclis aritmetiği içindeki hamleler dışında, şayet referandum yoluyla dokunulmazlık kaldırmaya gidilecekse, burada da Erdoğan lehine işleyen, referandum kampanyasında Başkanlık Rejimi propagandası ve ‘liderlik yükseltme’ ile, bir yandan Türk-Kürt ayrışmasını körüklerken, öbür yandan AKP-MHP ve hatta kısmen CHP tabanından sağlanan destekle zeminin son taşlarının döşenmesi argümanıdır.

Erdoğan, net anlaşılıyor ki, zamana göre ustaca bir oyun kuruyor.

Özellikle CHP’nin her gün tazelenen zaaflarından, bir gözünün sürekli devlette, öbürünün de Kürt fobisi ezberleriyle efsunlanmış seçmeninin üzerinde olmasından yararlanıp adım adım ilerliyor.

Muhalefet takıntılarını aşıp demokrasi asgari müştereğinde birleşemezse, ama ara seçim olmuş ama erken seçim olmuş, emeline pek yakında ulaşacak.

Sonrası ise meçhul.

Kapkaranlık.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *