Değerli meslekdaşımız kendisini işte böyle ihbar ediyor!

Türkiye’nin en önde gelen yurtdışı muhabirlerinden biri olan, Zaman ve Today’s Zaman Brüksel temsilcisi Selçuk Gültaşlı, bugünkü yazısında kendisini ihbar ediyor. Ederken de, gazetecilere yönelik muahaberat tarzı baskıları anlatıyor.

Yazısı şöyle:

Geçenlerde Brüksel’de bir kuruluşta konuşma yaptım. Birkaç gün sonra programı tertip edenlerden biri, toplantıdan önce arandığını, “Başbakan’ı duymuyor musunuz? Paralel yapıyı davet etmeye nasıl cüret edersiniz?” diyen birinin kendisini  tehdit ettiğini söyledi.

Tehditleri Brüksel’de ciddiye alan yok ancak bu telefonları edenler her kimse, AK Parti’ye büyük zarar veriyor. Bu laflar Brüksel’de kulaktan kulağa yayılıyor. Yazarların ve akademisyenlerin 17 Aralık’tan bu yana Hizmet Hareketi’ni hedef alan yazılar kaleme almaları için tehdit edildiklerini duyuyorduk ancak ben yakıştıramadığım için uzun süre bu iddialara inanmamayı tercih ettim. Sonrasında Ekrem Dumanlı tutuklanacak kişilerle ilgili bir listenin ‘nevzuhur’ bazı yazarlarca elden ele dolaştırıldığını yazdı. Mürekkebi kurumadan Radikal’den bir köşe yazarı ‘paralelleri’ yazması için zaman zaman tehdit boyutunda baskı altında kaldığını gündeme taşıdı.

Mesajın alınmadığını düşünmüş olacaklar ki bu tehditler birkaç gün önce iktidar yanlısı bir gazetenin bir köşesinde isimlerle birlikte tebellür etti. Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı Başkan Yardımcısı Cemal Uşşak, akademisyenler İhsan Yılmaz ve Savaş Genç gibi isimlerin zikredildiği makaleye kendi ismim var mı diye heyecanla bir göz attım. Bulamayınca üzüldüm.

İddiaya göre bu kişiler yargı ve polis cuntasının talimatı ile hareket ediyorlarmış. Ve kısa süre içerisinde bedel ödeyeceklermiş. Cemal Uşşak, İhsan Yılmaz ve Savaş Genç’le birçok kereler ‘cuntanın merkezi’ Kuzguncuk’taki Vakıf binasında danışma toplantılarında bir araya geldim. Bu vesile ile kendimi ihbar ediyorum!

Kendileri ile çok mühim meseleler görüştük. Bu meseleler arasında hükümetin de şu an çözmek için bütün enerjisini sarf ettiğini iddia ettiği Kürt sorunu, dini azınlıklar, AB sürecinin canlandırılması, 2015 yaklaşırken Ermeni sorunu gibi konular bulunuyordu. Malumunuz vakfın Abant Platformu var, büyük konferanslar yapıyorlar ve bu çerçevede her kesimden aydınla sürekli irtibat halindeler.

İşin isimlere dökülmesinin amacı korkutma, yıldırma, mümkünse safları bozma. Ne Cemal Uşşak, ne İhsan Yılmaz ne de Savaş Genç kuru gürültüye pabuç bırakacak sıklette insanlar değil. Bu ‘şeref’ listesine beni de alırsanız memnuniyetle koşa koşa  gelirim. Peki bu kişi, Hizmet’e operasyon hakkında, henüz yapılmadan, ve üstelik hedefteki isimleri sayabilecek ölçüde nasıl bilgi sahibi oluyor? Bunun için mutlaka savcılığa suç duyurusu yapılmalı.

Başdanışman sıfatlı bir köşe yazarı da Hizmet Camiası’nı ‘salağa yatmakla’ itham ediyor.

Yolsuzluk operasyonu başlayınca bir anda, daha evvel hiç bahsetmediğin  ‘paralel devleti’ keşfedecek, 17 Aralık yolsuzluk operasyonunu da ‘darbe’ diye millete yutturmaya çalışacaksın. Operasyonu durdurmak için bugüne kadar kendine mukaddes bildiğin ya da mukaddes olduğunu iddia ettiğin her ilkeyi, değeri ayaklar altına alacaksın.

Anayasaya aykırı bir şekilde, adli kolluğu fiilen yürütmeye bağlayıp, 7 bin polisi ışınlayacak, yolsuzluk savcılarının hem dosyalarına hem de makamlarına el koyacaksın. 3 yıl önce değiştirdiğin HSYK’yı “Pardon yanlış yaptım, paralele alan açtım” deyip tekrar yine Anayasa’ya aykırı şekilde ve mahkemeden geri döneceğini bile bile değiştirmeye kalkacaksın.

Mikrofonu yakaladığında “Darbecilerle mücadele ettik, askeri vesayete son verdik” diye bas bas bağıracaksın ama 17 Aralık’tan sonra yolsuzlukları örtmek için Ergenekon’la kol kola gireceksin, “orduya kumpas kuruldu” diyeceksin. Bank Asya’yı batırmak için plan üstüne plan yapacaksın ama ekonominin 17 Aralık yüzünden kötüye gittiğini iddia edeceksin. Yangın iyice büyüyünce korkup, “Hayır sebep 17 Aralık değildir, dünyadaki ekonomik gidişattır.” diyeceksin.

Darbeci generallerin, Hikmet Çetinkaya’ların ağzına almadıkları en müptezel ifadelerle muhterem Hocaefendi’ye hakaret üstüne hakaret edeceksin, sonra da misli görülmemiş bir hakaret kampanyasına maruz kaldığına inanmamızı isteyeceksin. Bütün bu yaptıklarına ‘İstiklal Mücadelesi’ diyeceksin sonra da Camia’yı ‘salağa yatmakla’ itham edeceksin.

Bülent Arınç arada durup durup “çok safmışız” diye hayıflanıyor. Burada saf olan bir kesim varsa o da Hizmet Camiası. Anayasayı değiştirip asker ve yargı vesayetine son vereceği vaadine kanıp dünyanın dört bir yanından binbir zahmetle memleketine gelip oy kullanan Hizmet gönüllüleri. 1982 Anayasası’nı değiştirip temel hak ve hürriyetleri esas alan yepyeni bir anayasa sözü verdiği için son seçimlerde iktidarı destekleyen Hizmet’e gönül vermiş nice saf kalpli insan.

Ergenekon’u, Balyoz’u, her türlü askeri vesayeti bitireceğim, milli iradeyi sahibine vereceğim dediği için partinin arkasında duran Hizmet gönüllüleri.  Arınç kusura bakmasın, saf birisi varsa o da Camia!

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *