Davutoğlu ve ilkokul önlüğü, Baransu, meclis yemini, 'Yetmez Ama Evet'…

Türkiye’de günlerden herhangi bir gün.

‘Mevsim normalleri’ yerli yerinde.

Konya’da 23 Nisan günü asılı bir pankartta Ahmet Davutoğlu‘nu önlüklü ilkokul öğrencisi pozuyla hicveden CHP’nin Gençlik Kolu Başkanı hakkında ‘hakaret’ten iki yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açılmış.

Silivri Cezaevi’nde 115 gündür tutuklu bulunan gazeteci Mehmet Baransu’nun eşi Nesibe Baransu, eşiyle haftalık kapalı görüşmede toplam bir saat olan hakkının 30’uncu dakikasına geldiğinde içeri giren gardiyanlar ‘bitirin’ demişler.

Nesibe hanım ‘daha 30 dakika görüştük’ demiş ama ‘müdür beyin talimatı böyle’ diyerek ‘bitirmişler.’

‘Normal.’

Baksanıza bir zamanlar başka meslektaşlarına benzeri yapıldığı zaman ortalığı (haklı olarak) birbirine katanlardan, aynen başka isimlere şimdi yapılan zulme karşı tek bir tık yok.

Tık yoksa ‘normal!’

 

Yemin bu, oku oku bitmez

 

Daha neler var neler, ‘normal’ olarak…

550 milletvekilinin bir metni saatlerce, ilkokul andı misali okuyarak ülkeye vakit kaybettiren, dikkatleri dağıtan, saçma sapan, iyice köhnemiş bir ‘ritüele’ sarılması da ‘normal’ mesela.

Kimse şunu sorgulamıyor oysa:

Mazbatasını alıp kayıt yaptırmaya giden her milletvekili, üzerinde yemin metni olan bir kağıdı da imzalar, onaylar, iş biter.

Dünyanın iyi-kötü işleyen hiçbir demokrasisinde böyle bir ‘sesli okuma’ adetine yer yok artık.

Ama burada ‘normal.’

TBMM başkan adaylarını parti liderlerinin belirlemesi de ‘normal’den sayılıyor bu ülkede.

Tarhan Erdem dünkü yazısında ‘bu ‘normal’e isyan halindeydi:

”Anayasa ve İçtüzük’te ‘Siyasî parti gruplarının Başkanlık için aday’ gösteremeyecekleri ve Başkan seçiminin ‘gizli oyla’ yapılacağı yazılıdır. Başkan seçiminde parti gruplarının aday gösterememeleri ve oylamanın gizli yapılması demokrasiye uygundur, meclis sisteminin güçlenmesine yardımcıdır; kaldı ki doğru olmasa da Anayasal kuraldır, uyulmalıdır… Haberciler de parti liderlerinin aday belirleme çalışmalarını doğal görerek izliyorlar, haber yazıyorlar.

Okuduklarım arasında bu durumu eleştiren, kınayan bir yazı yoktu!”

Eh, normal tabii.

Çünkü güzel ülkemizde ‘orkestra şefi’/’başmühendis’in de yüce katkıları sayesinde ‘de facto’ (fiili) olan ‘normal’ sayılıyor, ‘de jure’ (yasal) olan da ‘garabet’ parantezi içine girmiş durumda.

 

Kitlesel ahmaklık insanı aptaldan beter edince

 

Her şeyin bir şark agorası panosu önünde bulamaca döndüğü bu ülkede ‘normal’e davet, deveye hendek atlatmaya eşittir.

Ümit Kıvanç, birkaç gün önceki köşesinde, ‘Bugün ‘evde zor tutulan yüzde 50 kitleci’lere; ordusever tahsilli faşistlere; palalı mücahitlere; havuzculara; ‘sağduyulu devlet adamı’ Bahçeli’ye; ne yapacağını, niye yapacağını, niye yapmayacağını kestiremediğimiz CHP’ye kötü haberlerim var’ diyerek her kesime ‘normaller’i anlatmaya çalıştığı için sosyal medyada öyle bir ulusalcı-İslamcı saldırısına maruz kaldı ki, kendisini ‘Neden yetmez ama evet dedim’ izahatı yapan müteakip bir başka köşe yazısı yazmış olarak buldu!

Öyle bunaltılmıştı ki, yazının sonunda ‘ben aptalım’ diye incecik bir alayla kestirip atıyordu.

Her şeyin suçunu, mesela, ‘yetmez ama evetçiler’, ‘dindarlar’, ‘komünistler’, ‘cemaat’ vs. gibi ‘hayal edilen düşman’da bulma düşkünü sürü ahmaklığı tam budur işte; insanı aptaldan beter eder sonunda.

Ama biz akla, ‘normal’e davet etmeye devam edeceğiz.

88 yaşına giren Çetin Altan‘ın dün yazdığı gibi, ‘Hayallerinizden, ümitlerinizden, mücadelenizden vazgeçmeyin.’

Her şey bizden sonraki kuşaklara, kişilere göre değil, ilkeye, kurala göre işleyen bir demokratik düzen bırakmak için.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *