Davutoğlu AKP’de tek başına kaldı, ‘Uhud Savaşı’ başladı

MİT Müsteşarılığı görevinden, siyaset kararı alarak istifa eden Hakan Fidan’ın AKP’de yarattığı sarsıntısı sürüyor ve “neden” sorusuna yanıt aranıyor.

Cumhuriyet’in AKP kulislerine dayandırarak verdiği habere göre, Fidan’ın istifası Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun seçim sonrası siyasi geleceğiyle doğrudan bağlantılı.

Haberin ayrntıları şöyle

Davutoğlu’nun parti içinde ekipsizliğine ve yalnızlığına dikkat çekilerek, “Davutoğlu’nun seçim öncesi yapabileceği en etkili hamle Abdullah Gül’e adaylık teklif ederek partiye çağırmaktı. Ancak Gül bunu kabul etmeyeceği için Fidan hamlesini yaptı. Seçim sonrasına pozisyon aldı” yorumu yapılıyor.

Fidan’ın istifası konusunda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın olumsuz çıkışı, AKP kulislerinde yeni senaryoların ortaya atılmasına neden oldu. Muhalefette daha güçlü olmasına karşın AKP içinde de, “Erdoğan’la Davutoğlu arasında danışıklı dövüş oynanıyor” diyenler hâlâ var. Ancak ortada gerçek bir kriz bulunduğunu kabul ederek, senaryoları da bunun üzerine kuranların sayısında gözle görülür bir artış bulunuyor. Senaryoların ortak noktasını Davutoğlu’nun parti ve hükümet içindeki yalnızlığı ve siyasi geleceğinde kendisinin de söz sahibi olabileceği hamleleri oluşturuyor.


Parti kulislerinde Fidan krizinin nedenleri ve seçime ve sonrasına yansımaları konusunda şu noktaların altı çiziliyor:

Partide tek başına: Davutoğlu, seçim sürecine ekipsiz ve yalnız yakalandı. Parti içinde Erdoğancı ezici bir çoğunluk bulunuyor. Geçen süre içinde Erdoğan tarafından sayıları azaltılmasına karşın belli bir oranda Gülcüler de var. Bülent Arınç’ı destekleyenler hatta Numan Kurtulmuşçular dahi bir grup oluşturabiliyor. Ancak Davutoğlu tek başına. Bu tablo, Bakanlar Kurulu’nda da aynı şekilde. Şimdi seçime gidilirken tüm isimler ve gruplar pozisyon alma peşinde. Davutoğlu’nun Fidan hamlesi de bu yalnızlıktan kurtulmak için seçim sonrasına yönelik bir hamledir.

Gül’ü çağırabilirdi: Davutoğlu, 3 dönem kuralına takıldıkları için yeniden aday olamayacak “kıdemli” AKP’lilerle, “yeniyetme” diye tanımlanan AKP’nin genç ekibinin arasında kaldı. Davutoğlu örneğin, Yalçın Akdoğan, Efkan Ala, Numan Kurtulmuş, Süleyman Soylu ile bir ekip oluşturamaz. Çünkü bu isimler, hem kendi siyasi geleceklerinin peşinde hem de Erdoğan’a göre konum arıyor. Davutoğlu’nun aslında bir süre önceye kadar Gül’ü adaylık teklif ederek partiye çağırması beklenirdi. Bu yapabileceği en güçlü hamle olurdu. Ancak Gül, seçim öncesi partiye gelmeyeceğinden, hamlesini Fidan’la yaptı.

Yeni denklemde Gül: Davutoğlu, Fidan hamlesiyle bir anda yeni dönem siyasette gücünü artırmış oldu. Burada kritik nokta seçim sonrası başkanlık sistemine geçilip geçilmeyeceği. Başkanlık sistemine geçilmezse Davutoğlu, Fidan’ı da yanına almanın avantajıyla siyasi varlığını korur ve güçlendirebilir. Erdoğan’ın başkan olamaması durumunda parti ve hükümetin daha da bağımsız bir konumda durma imkânı artacaktır. Üstelik o noktada denklemin bir yerlerinde Gül’ün konumuna ilişkin formül arayışları da gündeme gelebilir.

Erdoğan’ın doktoru ve danışmanları: Ancak (Fidan krizi) asla aday listelerinin oluşumunda Erdoğan’ın devre dışı kalmasına ya da seçim öncesi Davutoğlu ile yol ayrımına neden olmaz. Çünkü halen partide adaylığa hazırlananların çok büyük çoğunluğu Saray’ın nabzını yokluyor. Aday adaylarının en çok vize istedikleri adresler hâlâ Erdoğan’ın doktoru ve danışmanları. AKP listelerini çok büyük oranda Erdoğan’ın şekillendireceği bir gerçek.


Bir başka Cumhuriyet kaynaklı bir haber analize göre de, AKP zirvesinde ‘Uhud Savaşı’nın başladığından söz ediliyor.

Ayrıntılar şöyle:

MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ın görevinden istifa ederek siyasete adım atması bir süredir alttan alta süren Erdoğan-Davutoğlu kavgasını su yüzüne çıkardı. Erdoğan’ın “Hakan Fidan’ın adaylığına olumlu bakmadım” sözlerine Davutoğlu “Bu konudaki görüşlerim değişmedi” diye yanıt verdi. Şimdi Ankara’da Davutoğlu’nun “bu savaşı nereye kadar tırmandıracağı” ve yanındaki “güç dengeleri” konuşuluyor. AKP kanadında ise savaş denildiğinde akla Uhud Savaşı ve orada “ganimet için mevziyi terk ederek yenilmeye sebep olan okçular” geliyor.

Tarih 24 Haziran 2014. Yani 10 Ağustos’ta yapılacak seçimlere yaklaşık 40 gün var. Dönemin Başbakanı Tayyip Erdoğan, AKP teşkilatını uyarıyor. Bu uyarı ertesi gün iktidara yakın Yeni Şafak gazetesinin manşetinde de yer alıyor: Uhud uyarısı.

Gazetenin manşetinden aktaralım. Erdoğan teşkilata o tarihte şunları söyledi: Uhud’daki gibi ganimet paylaşımı peşinde olmayalım. Hedefimizde cumhurbaşkanlığı seçimi var. 2015’i şimdiden konuşmak yanlış olur. Biz büyük davanın neferleriyiz, leke sürdürmeyeceğiz. Erdoğan o günlerde kendisinden sonra AKP’yi yönetecek kadroların oluşması aşamasında ortaya çıkan “çekişmelerin” önünü kesmek için bunları söylemişti. Çekişmeleri önlemede başarılı da oldu. İstediği ismi partinin başına getirdi, kabinenin oluşumunda etkili oldu. Aradan 7 ay geçti. Türkiye’nin önünde bu kez 4 ay sonra yapılacak genel seçimler var. Ancak son zamanlarda AKP kulislerinde ve iktidara yakın kalemlerde yeniden “Uhud” göndermelerinin yoğun olduğu bir süreç yaşanıyor.

Yeni Şafak Ankara Temsilcisi Abdülkadir Selvi geçen hafta “Erdoğan ile Davutoğlu uyumlu olduğu sürece anayasayı da değiştiririz, başkanlık sistemini de getiririz. Yeter ki Uhud’daki okçular gibi ganimet peşine düşüp yerlerimizi terk etmeyelim” diye yazdı.

Dün Akşam gazetesinden Turgay Güler de “Henüz Savaş Bitmedi” başlıklı yazısında Uhud savaşı göndermesi yaparak “komutan tamam demeden savaşı kazandık diyemezsin” vurgusu yaptı.

Savaş ve ganimet için “mevzisini” terk etmek. AKP içinde şu aralar en çok bu konuşuluyor. Bu konuşmanın tekrar gündeme gelmesinde de MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ın “Erdoğan’a rağmen” “mevziyi” terk etmesinin payı büyük. Tabii burada şu sorular gündeme geliyor: Neyin savaşı, mevzi ne, ganimet nedir? Önce savaştan başlayalım. Savaşı sadece Fidan üzerinden okumak için saf olmak gerekir. Erdoğan’ın “sır küpüm” olarak nitelendirdiği Fidan’ın ayrılışının ardından Latin Amerika yolunda yaptığı şu açıklama, aslında net bir tabloyu ortaya koyuyor: Milletvekilliği ötesinde planlar yapmış, hatta kendisine bazı vaatler verilmiş olabilir.

Erdoğan görevinden ayrılarak siyasete adım atan Fidan’a sitemlerini açıkça dile getirirken verilen “vaat”ten bahsederek Başbakan Ahmet Davutoğlu’na “şimdilik” üstü kapalı bir göndermede bulunuyor. Aslında Davutoğlu, Erdoğan’a bir gol atıyor.

Eğer bu bir maç yorumu yazısı olsaydı durum Erdoğan: 3 – Davutoğlu: 1 diye yazılabilirdi. Çünkü Erdoğan, Davutoğlu’na daha önce; 4 bakanın Yüce Divan’a gitmesini onaylamayarak, şeffaflık paketini erteleterek ve Cumhurbaşkanlığı “Sarayı”nda Bakanlar Kurulu toplantısı yaparak goller atmıştı.

Erdoğan başkanlık için seçim çalışmaları süresince AKP’ye bu konuda çalışma “ödevi” verdi ama… Davutoğlu bu konuda isteksizliğini belli etmesine rağmen henüz “net karşı çıkmadı”. Burada Bülent Arınç’ın şubat başındaki bakanlar kurulu toplantısından sonra yaptığı açıklamadaki “hükümetin böyle bir çalışması yok, geçen hafta da görüşmedik, önümüzdeki haftanın gündeminde de yok” dediğini hatırlayalım.

Aslında Fidan’ın istifası alttan alta süren “savaşın” ortaya dökülen hali. Evveliyatı var. Ve bitecek gibi gözükmüyor. Ahmet Davutoğlu’nun Fidan’ın adaylığıyla ilgili Hürriyet’ten Deniz Zeyrek’e söylediği “görüşüm değişmedi” cümlesi geri adım atılmayacağının göstergesi.

Şimdi Ankara’da şu soru soruluyor: Bu iş nereye gider?

Rivayet çok… Erdoğan’ın “demir yumruğunu” vuracağını söyleyenler… Ki bunlar azınlıkta.

Bir de Davutoğlu yanında güçlü bir ekip oluşuyor görmüyor musunuz diyenler… Bunlar şöyle konuşuyor: AK Parti “başarıları” sayılırken çözüm süreci ve ekonomi ilk iki sırada gelir. Çözümde Hakan Fidan, ekonomide Ali Babacan ile son dönemde Erdem Başçı. Bu isimler şimdi Davutoğlu’nun yanında. Erdoğan’ın çözümde de ekonomide başta faiz olmak üzere yaptığı çıkışlarda da sadece kendi bildiğini okuması ilişkilere zarar verdi.

Gerçekten de Erdoğan’ın yanlış zamanda ve ısrarla kullandığı “faiz indir” baskısının yıllık tahvilleri 1 puan artırması, doları 2.50’ye fırlatması ekonomi yönetiminde moral bozukluğu yarattı. Hürriyet’in haberinden öğrendiğimize göre Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı lojmanını “çocukların okuluna yakın olsun” diye boşalttı. Piyasalar buna değil de 24 Şubat’ta yapılacak Merkez Bankası toplantısına endekslendi. O gün kritik. Başçı arkasına Davutoğlu ve Babacan’ın desteğini almış durumda “piyasa şartları neyi gerektirirse yapma” niyetinde.Olmazsa, hedefe konulursa “gereğini yapmaktan da” çekinmeyecek kararlılıkta.

Son bir not. Tüm bu gelişmeleri uzaktan izleyen ve konuşmak için zamanını bekleyen bir isim var: Abdullah Gül. Seçime kadar AKP içinde işler daha da karışabilir. Savaş, okçu, ganimet üçgeninde denklem değişebilir.

Haberin ayrıntılarının devamı için tıklayın.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *