Daha da sertleşecek, başka çaresi kalmadı

Kimsenin hiçbir şüphesi olmasın:

Halkın bitmez tükenmez ‘iç düşman’ safsatalarıyla mutlak itaat ve korku içinde yaşatıldığı eski vesayet düzeni, tadilat-tamirat ve restorasyon sürecinden sonra artık yeniden yürürlüğe girmiştir.

Partisinden sivil siyaset adına ne varsa söküp atan Yüce Lider, onu körü körüne itaatle, şahsına efsunlaşmış halde izleyen kitlesiyle beraber ‘devlet-i ali’ye teslim etmiş, yıllardır Batı’dan kopuk has bir Türk-İslam Sentezi hayali kuranların arayıp da bulamadığı kalibre ve kullanışlılıkla, devletle çıkarlar üzerine kurulu bir iş birliği geliştirmeyi başarmıştır.

Her ne kadar baskın dinî-mezhebî kimlik unsuruyla genetiği hayli değiştirilmiş görünse de devlet yine aynı devlet, ve yurttaşla ilişki kodları bundan böyle de tek yönlü hükmetme ve koyun gibi gütme üzerinden sürecek.

Geriye sadece, otoriterliğin tahkim edilmesi yönündeki genetik değişikliğin son safhası olan Orta Asya Tipi Başkanlık Rejimi‘ne geçiş kaldı.

Bunun için Parti, Hükümet ve Meclis’le, bürokrasi ve yargının ‘yön’ ile uyumunun sağlanması yanında, toplumun yeterli çoğunluğunun kıvama getirilmesi gerekiyor.

Cumhurbaşkanı bunun için il il gezmekte, ve gürül gürül bir sesli sinema oynar gibi, halka vur-kırcı bir milliyetçilik aşılamakta, şehadeti yere göğe sığdıramamakta, başka partilere giden oyları şeytan ilan etmekte de hiçbir beis görmemekte.

Tabii, halkı kıvama getirmenin, ama öyle ama böyle ikna etmenin bir yolu da sertleştikçe sertleşmek.

İçeride hesap vermeden kaçmanın, dış dünyada ise artık kimsenin görüşmek dahi istemediği bir ‘yalnız lider’ olmanın karşılığı, bir şekilde dengelenmek, perdelenmek zorunda.

Şunun altını çizmelisiniz: Sertleştikçe sertleşecek, başka çaresi yok. Dışarıdaki birkaç gelişme, tek kişilik bu bisiklet koşusunda tıknefes bırakacak gibi görünüyor.

Burada katakulliyle üstü örtülen 17 Aralık davası, Zarrab adı altında ABD’de açıldı ve içine eklenen en az 91 isimle, aile fotoğrafından sarkan silüetlerle, gayet ciddi günleri haber veriyor.

Bu arada, tam manasıyla uşaklaşmış bir medya, Rakka’ya bakıp sadece Amerikalı askerlerin üzerinde YPG arması görerek halkını gaza getiredursun, ABD-Kürt iş birliği ile Türkiye artık bölgede tamamen etki ve oyun dışı kalmış durumda.

Öbür yandan, Türkiye-AB ilişkileri Ankara’dan çekilen rest üstüne rest ile, ayrıca 2 Haziran’da Alman Meclisi’nde yapılacak ‘Ermeni Soykırımı’ oylamasıyla, Avrupa’da her yere yayılan AKP alerjisi ile, bir duvara toslamak üzere tam gaz gidiyor.

Esasen iflas etmiş bir dizi politika, ancak sertleşmeyle, göz boyama ile örtülebilir.

O da bunu yapıyor.

Kıvama getirilme sırası dün Kırşehir’deydi.

Haberi de bizzat kendisinden aldık, ‘legal görünümlü illegal örgütler’ başlığı altında.

Önceki günkü 5 saat süren MGK toplantısına lafı getiren Yüce Lider, “Fethullahçı Terör Örgütü için tavsiye kararı aldık ve hükümete gönderdik. PYD neyse, YPG neyse, PKK neyse bunlar da aynı kategoriden yargılanma sürecine girecekler. Şimdi hükümetten bakanlar kurulu kararını bekliyoruz, bunların terör örgütü olarak tescilini gerçekleştireceğiz.” Belli ki, iyice şahsileştirdiği bu kavganın içine devleti, iki ‘iç düşman’a tam düşman olan ‘yeni dostları’ da katmış, ve dedim ya, sertleşecek.

erdoganin-sigara-ofkesi-12794-669x321

Herhalde en başta, özgür medyanın kalan küçük kesimi de hoyratça budanıp kapatılacak. Dava üstüne dava, tevkifat üstüne tevkifat gelecek.

Bunu ‘ustasının hükümeti’ hangi yasal kılıfa uyduracak, buna dahi gerek duyulacak mı, göreceğiz.

Sertleşecek, gaddarlaşacak.

Biliniz, zira başka çaresi yoktur.

Bu zulme ortak olanlar, eziyetlere sessiz kalanlar utanacaklar mı şüphelidir.

Öyledir ama…

Seçilmişlerin Meclis’ten atılacağı, gazeteciliğin yasaklanacağı, sivil halkın lanetliler güruhuna döneceği, adaletin sıfırlanacağı bu vesayet ülkesi, bu efsunlu toplum, bilin ki, uzun süre kolay kolay iflah olmayacaktır.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *