CHP'nin 'Yenikapı Ruhu' dediğinin çölde serap görmekten farkı nedir?

‘Yenikapı ruhu’ serap misali ufukta görünür gibi olup yaklaşınca kayboldu, kamaşma da sona erdi, gözlerin boyanması da.

‘Yenikapı ruhu’nun, Cumhuriyet tarihinin en hukuk-dışı insan kaynağı kıyımı ve talanvari mal müsaderesinin açılış töreni olduğunun jetonu düşmeye başlayınca…

…iş şimdi çaresiz bir ‘ruh çağırma’ seansına dönüştü.

gursel

Anamuhalefet feryat figan şimdi.

CHP Istanbul Milletvekili Gürsel Tekin diyor ki:

 “Eyvallah. Siz bir ruh uydurdunuz, ona da eyvallah. ‘Yenikapı ruhu’ bu toplumun ruhunu elinden almaksa, biz bunda yokuz. Yenikapı ruhunu oluşturmak istiyorsanız, evrensel hukuka geçeceksiniz. Yenikapı ruhuna sadık kalmak istiyorsanız, Cumhuriyetin değerlerine sadık kalacaksınız. Size her türlü desteği vereceğiz.”

Kısa süre önce de CHP lideri Kılıçdaroğlu şöyle söylemişti:

 ”Hükümete çağrı yapıyorum terörü bitirmek için muhalefetten ne istiyorsanız vermeye hazırız. Bugüne kadar herşeyi verdik ama biz hükümetten bir şey bekliyoruz; Ne istediyseniz biz size verdik sizde lütfen terörü bitirin. Yasa dediniz, yasa her türlü imkanı sağladık dolayısıyla terörle mücadele konusunda elimiz zayıf, elimiz güçsüz gibi bir sorun olmamalı, eliniz güçlü dolayısıyla bu mücadeleyi yapın ve Türkiye’yi bu beladan kurtarın. Biz elimizden her türlü katkıyı yapmayı sürdüreceğiz.”

Sanmayın ki bu sözler Saray’da dikkate alınıyor.

Ama anamuhalefet sorunların üzerine gitmeden, dobra dobra konuşmadan, etrafta utangaç ayak oyunlarıyla top gezdirerek, ‘münferit hataları düzeltme’ gayretiyle iş yapar görünmenin seçmenin teveccühünü kendisine – olur ya – yönelteceği gibi bir anlayışta ısrarlı.

 Ama Tekin bir gerçeği yakalamış, ki o dikkate değer.

 Muazzam kadro tasfiyelerinin kapsamına dikkat çekerek şunu vurguluyor:

 “150 bin kişinin 100 bin tanesi silah kullanabilecek türdedir. Yeni bir sosyal yara yaratırız; sizin aklınızla, sizin öfkenizle bu sorunu çözmek çok zorlaşabilir. Gelin, eğer Yenikapı ruhu diyorsanız, adına milli mutabakat hükumeti mi dersiniz, ortak akıl hükümeti mi dersiniz, ne derseniz deyin, bunu halledelim.”

Açıklamanın ilk bölümü haklı, zira bu tasfiye, kıyım, talan, adını nasıl koyarsanız koyun, kaba hesaplara göre 2 milyon civarında yurttaşı etkiliyor. Buna, Temmuz 2015’te Güneydoğu’da başlatılan operasyonların mağdurları dahil değil.

Elbette ki, büyük bir sosyal huzursuzluk ve patlama riski büyük, ama herkes ‘değmesin bana’ diye bu tehlikenin arz-ı endam edişini seyrediyor şimdilik.

Peki, açıklamasının ikinci bölümü?

Yani ‘ortak akıl hükümeti’ önerisi?

Sizce bu tür teklifler Saray’da zerre kadar ciddiye alınıyor mu?

Bu yönde ufak da herhangi bir işaret var mı?

Söz konusu değil.

‘Var’ diyen beni düzeltsin.

‘Yenikapı ruhuna’ ruhunu teslim eden CHP’ye bakınca, nedense pek çoğumuzun aklı, esasen asıl ruh teslimatının, AKP’nin 7 Haziran 2015 yarı-bozgununu akla fikre zarar maharetiyle 1 Kasım başarısına çeviren aynı CHP’ye gidiyor.

İş bitti artık.

Kullanım süreniz, sadece o göstermelik, ne idüğü belirsiz sözde Anayasa Komisyonu’ndan başkanlık sistemine geçişi sağlayacak, sağlamazsa da CHP’yi daha bir ‘boks torbası’na dönüştirecek bir zaman dilimiyle sınırlı.

O kadar.

‘Ortak akıl hükümeti’ ancak şöyle olabilir:

AKP’nin bulaştığı tüm kirli, hak ihlali üretip duran işlerine CHP’yi de ortak edecek bir iktidar işbirliği.

Ama onun adına ‘ortak akıl hükümeti’ demezler.

Deseler deseler, ‘ortak akılsızlık hükümeti’ derler.

Hukuk adına, kanun adına, anayasa adına birşeyin kalmadığı bir ülkede hangi ‘ortak akıl hükümeti’nden bahsediyorsunuz.

 Sorunlar her geçen gün tepeleme yığılıyor.

demirtas%cc%a7

Son günlerde, hakkında kapatma davası açılacağı konuşulan HDP, CHP’nin aksine, daha net bir dille anlatıyor meramını.

Partinin Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş diyor ki:

”Biz… 15 Temmuz darbe girişimi sonrası yaşanan darbe içindeki darbe ve darbeye karşı Erdoğan darbesinin Türkiye’nin geleceği ile ilgili çok büyük bir tehlike oluşturacağı kanaatindeyiz. Biz darbe gecesi nasıl askeri darbeye karşı olduysak, Erdoğan şahsında geliştirilmek istenen ve hiçbir şekilde tek bir muhalif sese tahammül gösterilmeyen ve tümüne karşı savaş açan bu siyasi anlayışa karşı da direniş içerisinde olacağız.”

DBP Başkanı Sabahat Tuncel, Gürsel Tekin’in kaldığı yerden bodoslama devam ediyor:

“Bu ülkede 6 milyon insan açlık sınırında, 4 milyon insan işsiz.’

“AKP’nin yaptığı etnik temizliktir. Aldığımız bilgi 40 bin memurun da görevden alınacağı yönündedir. Bir bütün olarak Kürtleri suçlu gören zihniyetin yaklaşımıdır bu. Ortada soruşturma yok, mahkeme kararı, delil yok. Sadece bu insanların örgütlü ve Kürt olmasından kaynaklıdır…”

”Tüm bunlardan çıkışın yolu var. Kolombiya Başkanı ‘Barış herkesin zaferidir. Yapılacak tek şey barış için adım atmaktır. Savaşın maliyeti çok daha büyüktür barıştan’ diyor. AKP’nin bu konuda bir gidişatı yok. Ana muhalefet ise AKP’nin kuyruğuna takılmış durumda. Cumhurbaşkanı, AKP, MHP ve CHP’yi esir almış.”

Yenikapı ruhu mu demiştiniz?

Atı alan çoktan Üsküdar’ı geçti mi, geçmedi mi?

HDP’yi bilemem de, acaba CHP, KHK’leri götürdüğü Anayasa Mahkemesi’nin bu post-15 Temmuz hengamesinde hala bağımsızlığını koruyabileceğini, Saray’a meydan okuyabileceğini, hadi ondan da geçtim, OHAL’in kalkacağını filan mı sanıyor?

Gerçekten inanıyor mu buna CHP’liler?

Yoksa ‘gibi’ mi yapıyorlar?

Bilemiyoruz.

tarik

‘Münferit yanlışlar’ üzerinden ‘iktidara müşteki olmayı’ alternatif siyaset yapmak sayan CHP’lilere söylenecekler, ülkemizin gerçek siyaset bilgelerinden biri olan Tarık Ziya Ekinci’nin T24’teki son yazısında derli toplu, tane tane anlatılmış.

Bir kısmını paylaşayım da belki anamuhalefet ve seçmenlerine yardımcı olur:

Sayın Erdoğan’ın iki yıl boyunca savunduğu ve ülke gündeminin en üst sırasında yer alan başkanlık sorunu olağanüstü hâl (OHAL) ilanının ve Kanun Hükmünde Kararnamelerin (KHK) devreye girdiği tarihten itibaren çözüm yoluna girmiş bulunuyor. Artık kimse başkanlık sisteminden söz etmiyor. Konu kapanmış başkanlık tartışması son bulmuştur. Daha önce fikri altyapısı hazırlanan ve OHAL ilanı ile birlikte Sayın Erdoğan’ın tek adam yönetimine dayalı başkanlık sistemi fiilen kurulmuş oldu.

 Nitekim Sayın Erdoğan başkan rejimi kurulmuş gibi davranmakta gerekli gördüğünde başbakanı değiştirmekte ve hükümet üyelerini atamaktadır. Fiili olarak yürütmenin başıdır. KHK’lerle yargıçları atayabildiği ve görevden alabildiği için yargının başıdır. Çoğunluk grubunun başkanı olarak Yasamaya da egemendir. Meclis’e karşı sorumluluğu yoktur. OHAL’in sağladığı olanaklarla istediği zaman ve istediği amaç için KHK çıkarabilmektedir.

Bu uygulamalar, Sayın Erdoğan’ın kuvvetler birliğini oluşturduğu ve tek başına egemen olduğu Türkiye tipi otoriter başkanlık sistemini fiili olarak kurup işlettiğini gösteren açık kanıtlardır.

 ‘Sayın Erdoğan’ın ve AKP’nin yakın hedefi anayasayı mecliste tek başına değiştirecek güçlü bir çoğunluğu elde etmektir. Bu amaca ulaşmak için seçime kadar OHAL’in sağladığı tüm olanakları sonuna kadar kullanacakları kuşkusuzdur. Seçimlerin OHAL koşullarında yapılması da iktidarın çıkarınadır. Terör tehdidinin abartılması çabaları da bu amaca dönüktür. Yaptığımız bu değerlendirmeden çıkacak sonuç şudur: OHAL seçimlere kadar devam edecek.

 Sayın Erdoğan bugün OHAL’den de yararlanarak tek adam yönetimini fiili olarak sürdürmekte. Ancak muhalefetin eleştirel açıklamalarından da rahatsızdır. Biran evvel seçimlere gitmek ve halkoyuna gerek kalmadan anayasayı değiştirmek suretiyle tek adam rejimini hukuksal bir zemine oturtmak istiyor. Beklenmedik bir aksilik çıkmazsa Türkiye’nin erken bir seçime gitmesi kaçınılmazdır. OHAL’i bir yıldan daha fazla sürdürmenin toplumda rahatsızlık yaratacağı düşünülürse erken seçim gerekebilir. Bu nedenle 2017 Ekiminde erken bir seçime gidileceğini ileri sürmek kehanet değildir.

‘Ortak akıl hükümeti’ imiş.

Soralım CHP’ye:

Bir Demokrasi Cephesi kurup, Kılıçdaroğlu’nun bir ara söylediği gibi ‘sokağa inmek’ şart hale gelmişken HDP’ye daha ne kadar uzak durmayı, TBMM’nin sizden sonraki o üçüncü büyük partisine vurulan ve vurulacak anti-demokratik darbeleri daha ne kadar süre desteklemeyi, Yenikapı ruhunun kuyruğunda daha ne kadar yürümeyi düşünüyorsunuz?

Cevabı merakla bekliyoruz.

gsd_logo_turkce_200px

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *