BUGÜN'e yazdım: Şimdi en büyük dert, hakem heyeti

İnsan neresinden başlayacağını şaşırıyor.

Nereden başlarsanız başlayın, elinizde kalıyor.

O hale geldik ne yazık ki.

Birkaç gün evvel şu sözlere maruz kaldı ülke yargısı:

‘Anayasa Mahkemesi’nin de başkan ve üyelerini dinlediler. Herhalde birileri ne demek istediğimi anlayacaktır.’

Bu sözler herhangi bir yurttaşa ait değil veya medyadan iyi bildiğimiz, ‘salla gitsin’ci tayfadan da gelmiyor.

Konuşan, bu ülkenin başbakanı. İcranın bir numaralı sorumlu yetkilisi. Yürütmenin şefi olarak, yasamanın tepesine ihbar mı, tehdit mi her neyse, bir şeyleri ‘ortadan’ söylüyor.

Tuhaf bir dönem

Dayanak, bilgi, belge, kanıt, hiçbir şey yok. Anlattıklarına eğer inanacak olursak -ki epeydir tüm kilit noktaları ele geçmiş bir devlet tablosu çiziyor ısrarla- o zaman vay Türkiye’nin haline.

Eğer bu kuşatma hali doğruysa, Türkiye’de acz içinde faaliyet gösteren, daha doğrusu‘yönetemeyen’ bir hükümet var. Bunca sene, bunca toplum desteğine rağmen.

Bu tablo ortadayken, ana muhalefet lideri de soruyu sormaktan aciz: ‘Yönetemiyorsanız, ki dediğinize göre kılcal damarlarınıza kadar girilmiş, siz neden oradasınız, istifa edin o zaman.’

Tuhaf bir dönemdeyiz. Siyaset bitmek bilmeyen bir halüsinasyon seansı gibi, bir yığın insan adeta sayıklama halinde.

Ben böyle bir garabeti bunca yıllık gazeteciliğimde görmedim.

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç’ın konuşmasının ardından ‘Biz buna müstahak değiliz’ diyor. İçişleri Bakanı ‘Haşim Kılıç kendini bitirdi’ diyor. Başbakan ‘Bu konuşmanın altından ömrü boyunca kurtulamayacak’ diyerek yangını körüklüyor.

Kimse kusura bakmasın, bunlar hayra alamet ısrarlar değil.

2011 yılına kadar bu ülke adına başarı öyküsü yazmış, artıları eksileri karşısında ağır basmış bir hükümetin gele gele bu hale geldiğini görmek üzücü.

Herkes ektiğini biçer

Ne ekersen onu biçersin derler.

Siz üç senedir önünüze gelene, sizle hemfikir olmayan, iktidarınıza demokrasi, hak ve özgürlük adına paydaş olma talebini seslendiren herkesi aşağılama, olur olmaz damgalama, ayrıştırma bombardımanına tutacaksınız; Zerdüşt’tü, çapulcuydu, vatan hainiydi, haşhaşiydi, casustu diye her kutsal inancın şiddetle karşı çıktığı bir itip kakma hakkını kendinizde göreceksiniz, sonra da herkes bütün bunları yutacak, koro halinde ‘haklısınız efendimiz’ diyecek.

Bir liberal yargıç, bu öfke söylemi dalgasına karşı sert değil ama net bir ses tonuyla, hukuk savunması adına karşı çıktı diye yerden yere vuruluyor.

Toplumu bu hale getiren, insanları geren, bağıra çağıra bıktıran diğerlerine karşı en ufak bir itiraz yok. Ayıptır.

Altını çizeyim:

 

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *