Böyle devam edin ki ülkenin dikişleri patır patır atsın

Başbakanımız ‘Eureka!’ bazında çareyi bulmuş ve açıklamış.

”Türkiye genelinde güvenlik değerlendirmelerini il bazında her ilimizde ele alarak, hassasiyet gösteren güvenlik ihtiyaçlarımızı karşılmaya yönelik çalışmalar yapıyoruz.”

”Yeni güvenlik anlayışını yaygınlaştırıyoruz.”

”Güvenlik birimlerimize net olarak şu talimatı verdim; hiçbir şekilde mazeretle gelinmemeli. Ne ihtiyaç varsa, ne teçhizat takviyesi yapılması gerekiyorsa bunu en süratle yapacağız ve personel takviyesi gerekiyorsa personel takviyesi yapacağız.”

Ve bu açıklamadan iki gün sonra medyaya düşen bir haber başlığı:

‘Emniyet Genel Müdürlüğü (EGM) 4 bin yeni erkek özel harekat polisi alınacağını duyurdu.

Şöyle:

Yeni Şafak’ın haberine göre EGM, ön başvuruları Polis Akademisi Başkanlığı’nın internet sitesi üzerinden alacak.

Başvuru yapacak adaylardan, en az dört yıllık lisans seviyesindeki bir yükseköğretim programından veya buna denk bir kurumdan mezun olması bekleniyor. Adaylar ayrıca 31 Aralık 2016 tarihi itibariyle 30 yaşından da gün almamış olacak.

2014 veya 2015 yıllarında yapılan Kamu Personeli Seçme Sınavı’nda P3 puan türünden en az 50,00 taban puan almış olması da gereken öğrencilerin, yemek, barınma ve sağlık giderleri de EGM tarafından karşılanacak. Eğitim sonunda başarılı olanlar, özel harekat branşlı polis memuru olarak göreve başlayacak.”

ozelharekat.jpg

Bu kadar.

Böyledir bu zihniyet.

Bir kere devletleşmeyegörsün, sebep-sonuç ilişkisini tersinden okumayı ‘yönetmek’ sanır.

‘Acaba gelinen durum, bizim yanlışlarımızdan, hatada ısrarımızdan, ülkeyi ensesinden tutup içine sürüklendiğimiz kesif kutuplaşmadan olmasın? Sebepleri nasıl ortadan kaldırsak?’ diye asla ve asla düşünmez.

İnkar, Ankaralılaşmış siyaset erbabının kalesidir.

Daha doğrusu, derme çatma sığınağı.

Size oy veren sadık Sünni kitle dışında kalan kesimlerin hiçbir beklentisine 13 yıl boyunca ciddiyetle cevap vermeyeceksiniz, stratejik açıdan gereğinin tam tersini yapıp ‘çözüm süreci partimizi yer bitirir’ paniğiyle barış masasını devirecek ve bir de utanmadan bunun suçunu başkalarına yıkmaya çalışacaksınız, Suriye’de yayılan yangına hangi akla hizmetse köpük değil benzin sıkacaksınız, ‘işler iyi gitmiyor’ düşüncesini kağıda duvara sokağa yayan vatandaşı susturmak için ancak Kuzey Kore’ye, Orta Asya cumhuriyetlerine özgü olan yöntemlere başvurup Türkiye’de öfkeyi daha da kabartacaksınız, ve karşınıza çıkan duvar gerçekten de duvar olduğu için elde balyoz girişeceksiniz.

***

Fiziken ve ruhen tarumar olmuş Güneydoğu ilçelerini bırakalım bir yana.

Artvin’de, yani ülkenin bir başka köşesinde yerel halk günlerdir ayakta.

Adı yolsuzluk dosyalarına da karışmış, patronu milletin ‘bir yerlerine koymaya’ kararlı olan bir şirketin, ilin medar-ı iftiharı endemik ormanı yok etmesini istemiyorlar.

Bunun için de anayasanın kendilerine tanıdığı itiraz ve gösteri hakkını kullanıyorlar.

Önce ‘ne var canım 3.500 ağaççık işte’ yalanı atıldı.

Ama resmi tutanaklardan anlaşıldı ki tam 50.300 – yazıyla: elli bin üç yüz – ağaç yok edilecek.

Demokrasiden nasibinizi almadığınız, AKP marka ‘tramvay yolculuğu’ modeliyle iyice açığa çıktığı için, elbette ki bu tür hayati kararlarda yerel halkın katılımının sağlanacağı demokratik bir çözümün şart olduğunu da bilmezsiniz.

Bilseniz de umurunuzda değil.

Bildiğiniz tek şey var:

Kim ses çıkarırsa tepesine binmek.

Ankara kafası sebep-sonuç ilişkisini hep tersine okuttuğu için Artvin’e giriş çıkışları yasaklıyor, halkı gazlıyor, borazancıbaşı medyanızın kiralık editörlerine aynen Gezi’deki gibi yalanlar yazdırıp Türkiye ahalisini ikna edeceğinizi sanıyorsunuz.

Yeni güvenlik anlayışı yaygınlaşacakmış.

Faşizmin yaygınlaştırdığı tek şeydir korku.

Ama uzun süreli olmaz bizim gibi karmaşık dokulu, demokrasi adına direnişin, haysiyet mücadelesinin ayakta kaldığı toplumlarda.

Farketmiyor.

Utanmadan sıkılmadan, tam bir uyurgezer gibi ‘dönmezem yolumdan’ türküsünü söyleye söyleye, Anadolu’nun, Trakya’nın ruhunu, doğal dokusunu, umutlarını, kirli para uğruna, ayarı iyice kaçmış bir iktidarın devamı uğruna harap etmekte kararlısınız.

Edin bakalım.

Geçenlerde bir Ege ilçesinde bir köylü yakaladı yolda.

‘Abi, bizim köyde AKP’ye oy veren tek bizim ailedir’ dedi. ‘Eskiden umudum vardı, iyi olacak inşallah diyordum. Ama şimdi kimsenin yüzüne bakamaz hale geldim. Ellerim kırılsaydı da oy vermeseydim diyorum artık.’

Gidişattan hiç memnun değildi. TV’lerdeki meslektaşların imreneceği isabette sorular soruyordu gelecekle ilgili.

Siz her meseleye güvenlik tedbiri getirerek böyle devam edin.

Vatandaşı dövdükçe, sosyal dikişleri patır patır attırmaktan başka hiçbir ‘başarı’ elde edemeyeceksiniz.

Yazıklar olsun.

cerat

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *