'Başbakan nefret söylemini bizzat körüklüyor'

Bugünkü Zaman gazetesindeki ‘Başbakan’ın üslubu, kutuplaşmaya götürüyor’ başlıklı röportajda şu görüşlerim yer almakta:

Ülkemizde nefret söylemi hep vardı. Çünkü dünya ve dış çevre algılaması hep ‘bizden’ veya ‘bize karşı’ üzerine kurulu. Bizde farklılıklara hep saygısızlık ve anlayışsızlık da egemen olmuştur. Bunun ana üreticisi var: siyasiler ve medya.

Medyanın hali ürkütücü. Çünkü son dönemde özellikle marjinalde yer alan bir şeriatçı eğilimli gazete, Kürt-Ermeni-Batılı-liberal vs her türlü farklı olana karşı tam manasıyla nefret söylemi üretim merkezi haline geldi. Başbakan da adeta bunu cesaretlendirircesine söz konusu gazetenin temsilcilerini hep yanında uçağında sağa sola gezdirdi. Esas sorun da belki burada.

Ülkenin güçlü ve rakipsiz görünen yöneticileri, bu gücün verdiği, gitgide kabaran bir cüretkarlıkla, kendilerine destek vermeyen kesimleri aşağılamayı, küçültmeyi, onurlarını kırmayı, negatiflik üzerinden yaftalamayı alışkanlık haline getirdiler.

Bunun başını maalesef Başbakan çekiyor. Dedikoduya bayılıyor ve kulaktan dolma, sağdan soldan duyma, aslı astarı belirsiz söylentiler üzerinden bu kesimleri saf kalabalıklar karşısında deyim yerindeyse çekiştiriyor, kötülüyor.

Bunu 2011 seçim kampanyasında ‘öteki’ ilan ettiği Kürtlere karşı yapmış, onları ‘zerdüştlük’le, ‘ateşe tapmakla’ suçlamıştı.

Şimdi Hizmet hareketi mensuplarını aynı şekilde Haşhaşin yaftalamasıyla düşmanlaştırmak peşinde.

Hatırlayın, Gezi olayları sırasında protestocu gençlere de habire ‘çapulcular’ demişti.

Ayrıca, son TÜSİAD örneği de gösterdi ki nefret repertuvarında baş köşeyi ihanet ve vatan hainliği tutuyor.

Esas ürkütücü olan durum bu. Kimseden buna ses çıkmaması da hazin; sivil toplumun hala zayıflığını gösteriyor.

Ülke yönetimi sorumluluğunu taşıyan kişi, sorumlu davranmalıdır. Ne olursa olsun yurttaşların, insanların inançları veya inançsızlıkları ile alay edemez, onları aşağılayamazsınız. Bu en azından ayıptır.

Bir yönetici, eleştirilere kızabilir, ama halkın bazı kesimlerine hakaret yağdırma hakkına sahip değildir. Üslubuna dikkat etmek zorundadır.

17 Aralık sonrası maalesef nefret söylemi yanlış dil yolunda ısrar yüzünden normalleştirilmeye başladı. Ben çok endişeliyim, çünkü bunun sonu iflah olmaz kutuplaşmalara gidiyor.

 

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *