Baldıran zehirini ülkeye içirmek budur işte

Tarih 26 Şubat 2013. Adına ‘çözüm’ denen ‘süreç’ ilan edileli 4-5 hafta olmuş.

Dönemin Başbakanı Erdoğan, Meclis’ten Türkiye’ye sesleniyor:

”Savaş kolay, barış ise zordur. Biz zora talibiz!”

”(Mesele) Baldıran zehri içmekse, biz o baldıran zehrini de içeriz yeter ki bu ülkeye huzur gelsin, refah gelsin!”

Savaştan, terörden, giden canlardan, mala zarardan her ‘tarafa’ bir bezginliğin yayıldığı o günlerdeolumlu konjonktür, başta Kürtler, herkesi umutlandırmıştı.

Projenin sahteliği çok geçmeden sırıtmaya başladı: Ortada ne bir yol haritası vardı, ne uzlaşma mekanizmaları, ne asgari bir anlayış birliği ilan eden beyanlar, ne de anlamlı bir takvim.

Her şey göz boyamadan, palavradan, kandırmacadan ibaretti.

Çok geçmeden (bu köşede defalarca altı çizildiği üzere) ‘süreç’in, despotik iktidara giden yolun parke taşlarından ibaret olduğunu, kırılgan bir ateşkesin ötesine asla ve asla geçemeyeceğini, ‘devlet hafızası’ yeterince kuvvetli herkes anladı.

Bile bile lades denildi.

Ama, ‘oyun’un mahiyeti, kapsamı ve hedefini anlamayanların sayısı bugün çok daha fazla. Bunu, şimdi geçilenyeni safhada verilen tepkilerin yüzeyselliğinden daha net görüyoruz.

‘Süreç’ yazboz tahtası haline gelince…

Nedir oyundaki ‘yeni safha’?

Son yılları muazzam tahripkâr kararlarla heba edip toplumun genetiğini iyice bozduktan sonra köşeye sıkışan tekelci zihniyetin, bedelini ‘benden sonra tufan’ diye tüm ülkeye çıkarma teşebbüsü.

(Dünkü Observer gazetesindeki, petrol kaçakçılığında IŞİD-AKP işbirliğini işaret eden önemli haberin 11 Richter ölçeğindeki siyasi depreme eşit içeriğini de resme mutlaka yerleştirin.)

Polisleri şehit edenkaranlık terör unsurlarının ortaya çıkarılması yerine, Kandil’i bombalamayı da kapsayan bir savaşın IŞİD’le savaşın içine ‘yedirilerek’bulamaç haline getirilmesi, İttihatçılar’ın meclisi haberdar etmeden 1914’te Osmanlı’yı Birinci Cihan Savaşı’na sokma ’emrivakisi’ kadar vahimdir; tarihe de böyle geçecektir.

Orantısız bir kararla ‘çözüm’ masasını deviren tekil otoriter irade, Meclis’e meşru temsil yansıtan vatandaş iradesini, bomba ve tevkifatla, açıkça karşısına almıştır.

Seçmen iradesine nasıl savaş açacaksınız?

YSK’nin 7 Haziran seçim sonuçlarına bazı illerde HDP’nin aldığı oy oranları açısından bakmak, Cumhurbaşkanı ve ‘geçici’ Başbakan’ın ülkeyi ucuz seçim hesabı uğruna nasıl derinlemesine bölmekte olduğunu,yaraya nasıl kılıç soktuğunu anlamaya yeter:

Kars (%44), Mardin (%73.26), Şırnak ((%85.36), Hakkâri (%86.4), Diyarbakır (%79.06), Batman (%72.58), Siirt (%65.81), Van (%74.82), Muş (%71.32), Bitlis (%60.36), Ağrı (%78.22), Tunceli (%60.91).

12 ilde HDP’yi birinci çıkarmış, ‘demokrasi içinde çözüm’ diye bağıran birsandık iradesini, yıkım vadeden bu ‘savaş’ın içinde nereye koymayı düşünüyorsunuz?

Bir zamanlar devleti yok oluşa sürükleyen elim İttihatçı zihniyet, maalesef Ankara’da hortlamıştır, kirli erken seçim hesapları üzerinden,baldıran zehrini ülkeye içirmeye hazırlanmaktadır.

CHP ve HDP’nin yapması gereken

Erdoğan’ın danışmanlığını da yapan AKP eski milletvekiliReha Çamuroğlu‘nun dünkü tespiti önemlidir:

”Öyle görünüyor ki, Türkiye’de devletin bir kısmının da içinde olduğu bir kesim, iç savaşı muhtemel bir siyasi seçenek olarak görüyor. Türkiye’nin iç savaşın içine girmesini isteyen, iç savaşı politik bir hamle olarak tercih eden Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları var. Bunların kimler olduğunu bulmak çok da zor olmaz. Zannediyorum ki artık bunu gerçekleştirmek istiyorlar.”

CHP lideri Kılıçdaroğlu, ”Kaçak Saray’da oturan kişi, Türkiye’nin geleceği ile ilgili kumar oynuyor” diyordu dün.

Madem ‘oyun’u görüyorsunuz, bozmayı düşünüyor musunuz?

Mesela CHP ve HDP bugünden itibaren TBMM’ye girip 24 saat oturma eylemi başlatabilir.

Demokratik haklarıdır.

Çözüm yeri Meclis’tir.

Açık bir Meclis, kapalı değil.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *