'Babacan hariç, düşünerek konuşan bakan kalmadı bu hükümette'

nanın, bu satırları yazarken içim acıyor.

Ali Babacan hariç bu hükümette düşünerek konuşan, rasyonel tek bir kişi dahi kalmamış durumda.

Dünya karmakarışık bir hal alırken, sorunlar sınır tanımadan yayılırken, ortalık buram buram korku ve tehdit kokarken, ülke her geçen gün yanlış siyasi kararlarla daha çok yalnızlaşıp doğudaki zorba yönetim modellerine doğru evrilirken, bu hükümetten yatıştırıcı, mutedil, umut veren, ikna edici hiçbir ses çıkmıyor artık.

En çok da, yıllardır tanıdığım Başbakan Davutoğlu’na şaşırıyorum.

Hakkında ‘Hoca’ başlıklı kitaplar yazılan akademisyen, şimdi yetkili bir siyasetçi olarak ne yazık ki tanınmaz halde.

Akıl neyi gerektiriyorsa tersini yapıyor. Paris’e gittiğinde ‘Galiba şimdi kendi kimliğini hükümet reisi olarak ortaya koyacak ve farklı bir damga basacak’ demeye kalmadı, döner dönmez selefinin fabrika ayarlarına geri döndü.

Brüksel ziyaretinde ve sonrasında ülkedeki medya özgürlükleri ve Hebdo olayıyla ilgili açıklamalarını hayretle izliyorum.

Gazetecilik nedir, demokraside medyanın rolü nasıl tarif edilir, editoryal bağımsızlık ne gibi bir anlam taşır, gazeteciliğe neden Dördüncü Kuvvet denir gibi soruları başkaları bilmeyebilir, ama
Davutoğlu’nun biliyor olması hocalık kariyerinin bir gereğiydi, değil mi?

Öyle olmasa dahi, bir zamanlar o da köşe yazarıydı, 1990’larda medya özgürlüğü nasıl tarumar edilmişti, hatırlaması gerekirdi, değil mi?

Hayır.

Tekirdağ’da çıkıyor, sorumlu bir siyasi olarak halkı yatıştırıcı bir dile kullanması gerekirken, selefi ile adeta öfke söylemi yarıştırır gibi, zaten tehdit altında olan bir gazeteyi -Cumhuriyet olduğu besbelli- düpedüz hedef gösteriyor.

Ve aynı devlet ezberine tekrar başvuruyor:

Her türlü basın özgürlüğü ülkemizde teminat altındadır.’

‘Pardon hocam, anlaşılmadı, bir daha tekrar eder misiniz?’

‘Her türlü basın özgürlüğü ülkemizde teminat altındadır.’

Stenografların soramadıkları sorular

Buna artık ‘şaka gibi’ demek dahi mümkün değil.

Başbakan, iplerin artık kopma noktasına geldiği, en dayanıklı Türkiye dostlarının bile havlu attığı, sabır taşlarının çatır çatır çatladığı Brüksel’den dönüşünde, uçakta etrafına toplanan stenograflara

Avrupa Parlamentosu ile ilgili olarak şunları anlatıyor:

‘Eskiden DHKP-C’lilerin gittiği parlamenterlere şimdi paralelciler gidiyor.’

‘Büyük bir algı operasyonuyla karşı karşıyayız.’

‘Paralelciler, Türkiye Başbakanı Avrupa Birliği ile görüşmeye gittiğinde sorguya çekildiğini zannediyorlar. Bilakis ben Türkiye Başbakanı olarak onların üzerine gidiyorum ve Türkiye’de basın özgürlüğü eleştirileri konusunda ne kadar temelsiz olduklarını söylüyorum.’

‘Hangi gazeteciye nerede baskı yapılmış, örnek verin dedim. Bir isim söyleyemediler. Kimi engellemişiz kimi hapse atmışız isim verin diyoruz veremiyorlar.’

‘7000 gazete var. Bunca TV var, 500’e yakın düzenli köşe yazarı var. En fazla satış yapan beş gazetenin dördü muhalif.’

İyi güzel.

Galiba sorun yok.

O halde, masadaki stenografların soramadığı soruları buradan biz sormuş olalım.

‘Sayın Başbakan, iddialarınız ciddi. Kim bu parlamenterlere giden paralelciler? Elinize ne gibi veriler, kanıtlar var, açıklar mısınız?’

‘Sayın Başbakan, sizce bu Avrupalı parlamenterlerin hepsi salak mı? Bize bunu mu söylemeye çalışıyorsunuz?’

‘Engelleme, hapse atma… Sizce 14 Aralık gazete baskınları nedir? Hakim, Ekrem Dumanlı’ya ne demişti? Hidayet Karaca şu anda nerede? Sedef Kabaş ismi size ne hatırlatıyor? Cumhuriyet matbaasını basmak engelleme değilse nedir?’

‘Bir yıl içinde 25 yayın yasağı özgürlüğün neresindedir? RTÜK’ün son TIR haber yasakları size ne ifade ediyor?’

‘TRT tarafsız mıdır?’

‘Yolsuzluk haberi yapan 70 gazeteci neden yargılanıyor?’

‘Anlaşılan sizce basın özgürlüğü köşe yazarı sayısıyla doğru orantılı. Peki, Alo Fatih size neyi çağrıştırıyor, Sayın Başbakan?’

‘Demirören neden ağladı?’

                                                              ***

‘Pardon, anlaşılmadı, bir daha tekrar eder misiniz?’
 
 

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *