Aytaç Yalman, Ahmet Hakan'a neden 'sen önce beni oku ki tane tane anlayasın' dedi?

Murathan Mungan‘ın sözünü farklı bir şekilde söyleyebiliriz:

‘Bu ülkede bazı gazetecilere her şeyi öğretebilir ama gazeteciliği öğretemezsiniz. Her şey olabilirler ama gazeteci olamazlar…’

Plağın iğnesi şimdi Ahmet Altan‘ın üzerinde takıldı.

Buram buram nefret ve intikam kokan köşeler ismi üzerinde ‘zırt zırt’ diye hoplayıp duruyor.

Ergenekon ve Balyoz davalarının kapalı kapılar ardında sinsice el sıkışmalarla çürütülmesi için varılan uzlaşma üzerine ‘eski güzel günlere kapılar açılıyor’ diye sevinen çürükçü kesimle gazeteciliği öğrenmemekte direnen safdiller, yeni ittifakın mızıkaları eşliğinde her türlü belanın tek sorumlusunu keşif ve ilan ettiler:

Ahmet Altan.

Her şeyin suçlusu o.

Bir gazeteciye en büyük kötülüğü kendisini her nasılsa gazeteci sayanlar yapıyor. Tek bir merkezden talimat almışçasına, sanki geçenlerde o makus ortak başlıkla köşelerini yayınlayanlara taş çıkarmak istercesine, kerameti kendinden menkul bir haklılık edasıyla, sahtelik kokan ‘adalet’ çığlıklarıyla vuruyorlar.

İngilizce’de sık kullanılan bir deyiş vardır.

‘Don’t shoot the messenger’ derler.

Bizdeki ‘Elçiye zeval olmaz’ deyişine tekabül eder.

Mesaj taşıyan kişiye -ulağa- kötülük etmenin yanlışlığını anlatır.

Bizdeki kimi ‘gazeteci’ler ise bu deyişi tersinden okuyup halka da öyle okutmakla meşguller.

Bunu da büyük iş sayıyorlar.

Kendi çalıştıkları gazetelerle, kanallarda kendi meşrebindekilerin senelerdir yediği haltlara en ufak ses çıkaramayanlar; patronla yüzgöz olmayı ve ruhunu sansürcülere kiralamayı ‘gazetecilik’ sayanlar, şimdi ‘tane tane anlatmakla’, ‘ahlak dersi vermekle’ meşgul.

Diğerleri de Ergenekon ve Balyoz’un ‘özü’nün bu ülkede kamu vicdanı önünde asla buharlaşmayacağını bile bile, ‘hepsi sahte’ yalanının kuyruğuna takılmış, zalim muktedirlerin ‘hesap vermeme’, ‘cezai muafiyet’ halinin devamına; aslının ne olduğu ortaya çıkarılamayan suçların üzerine tepsilerle bardak bardak soğuk su hizmetinde kusur etmiyor.

Onlara göre her şey hayaldi, yalandı, uydurmaydı.

Utanmıyorlar.

Gazeteci, bilinmesi gereken bir haberin halka mal olmasında sadece bir aracı, bir ‘ulak’tır. Eline geçen haber malzemesini, elindeki imkanları ne ise ona göre inceler, akıl ve vicdanına danışır, yeterli kanaati oluşursa yayınlar.

Elbette bu arada bazı hatalar yapabilir. Ama sorumluluğu bu hataların kendisi kadardır; o sınırlar içinde hesap verebilir.

Bizdekilere göre ise a’dan z’ye suçlu belli.

Bir yayından ötürü harekete geçen emniyete, yargıya, onları ‘bu davanın savcısıyım’ diye etki altında tutan siyasi otoriteye ses etmeye cesaret eden yok.

Siz önce o davalarda bunca insanı emir-komuta zinciri dinlemeden dosyalara keyfe keder dolduran savcılardan hesap sorun.

Tutukluluk sürelerini uzattıkça uzatıp hak ihlali üreten yargıçlara ‘pişman mısınız’ diye seslenin.

Öte yandan…

‘Biz Balyoz sahte diye yırtınıyoruz, acaba Yargıtay’daki beş yargıç ne demeye oybirliğiyle o cezaları onadı, acaba onlara gizlice ilaç mı içirildi’ diye iki-üç dakika bir merak edin.

Ezbere intikam mızıkası çalacağınıza, alın dönemin Kara Kuvvetleri Komutanı Aytaç Yalman’ın ‘Zor Yılların Sessiz Tanığı’ kitabını okuyun:

‘Kıvrıkoğlu, Çetin Doğan hakkında aldığı bilgilerden sonra onu Kara Kuvvetleri Komutanı yapmaktan vazgeçmiş. Doğan atanamayınca ihtiraslarının esiri olup emre itaatsizlik yaparak, arkadaşlarının hayatını karartmıştır. Balyoz davasının aslı budur.
Doğan, niçin Genelkurmay 2. Başkanı ya da MGK Genel Sekreteri olamadı? Bunun cevabını dönemin komutanları net ve açık verebilir.’

O cevabı merak edin ve arayın.

Zamanında, ülke kaderiyle kumar oynama amaçlı bir görev suistimali hakkındaki verileri tüm mesleki cesaretiyle toplumla paylaştığı için bugün aynaya bakabilen bir meslektaşınızı hedef tahtasına koymaktan vazgeçin.

Ortada suç varsa, kim suça ortaksa, onları araştırın.

Gazeteci olun.

Bakın, geçenlerde biri daha tutuklandı.

Siz başkalarını da içeri attırmaya çalışıyorsunuz.

Utanın.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *