Anayasa Mahkemesi 'guguksal ara dönem'e 'one minüt' dedi

Yargıyı hükümete bağlayan ve HSYK’nın yapısını değiştiren kanun, Anayasa Mahkemesi’nden döndü. AYM, Adalet Bakanı’nın hakim ve savcılar üzerinde vesayet kurmasını sağlayan hükümleri iptal etti. Hukukçular, kararın geriye yürümediğini ancak tasfiye edilen personelin Kurul’a dönebileceğini belirtiyor.

Meslekdaşlarımız Üsame Ünal ile İzzettin Çetin’in haberi:

Anayasa Mahkemesi (AYM), yargı bağımsızlığı adına önemli bir karara imza attı. CHP’nin iptal ve yürütmenin durdurulması talepleriyle yaptığı başvuruyu değerlendiren AYM, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun (HSYK) yapısını değiştiren kanunun 14 maddesini Anayasa’ya aykırı buldu.

Kanunu kısmen iptal ederken, Adalet Akademisi ile ilgili talepleri reddetti. İptal edilen hükümleri, Adalet Bakanı’nın yargı üzerinde vesayet kurmasını sağlayan maddeler oluşturdu. HSYK’da görev yapan tetkik hakimi, müfettiş ve idarî personelin görevlerine son veren geçici 4. madde de kaldırıldı. Kanunun yürürlüğe girmesiyle HSYK’nın 22 üyesi haricindeki personeli ve idarî yapısı tasfiye edilmişti.

Hukukçulara göre, AYM’nin kararı geriye yürümüyor ancak görevine son verilen personelin Kurul’a dönmesinin önü açılabilir. Haksızlığa uğrayan personelin ilk etapta HSYK’ya başvurabileceği ifade ediliyor.

Anayasa Mahkemesi, CHP’nin HSYK yasasıyla ilgili başvurusunu karara bağladı. AYM Genel Kurulu, Adalet Bakanı’na sınırsız yetkiler veren ve Anayasa’ya aykırılığı tespit edilen hükümleri iptal etti. Mahkeme bazı iptal kararları için 3 ay sonra yürürlüğe girme şartı getirirken, 3 madde hakkındaki kararların da hemen yürürlüğe girmesine hükmetti. Yüksek mahkemenin kararına göre, Teftiş Kurulu başkan ve yardımcılarının seçilmesini HSYK Genel Kurulu’nun görevleri arasından çıkaran hüküm iptal edildi. Böylece, Bakan’a verilen yetki Genel Kurul’a iade edildi. Mahkemenin Teftiş Kurulu ile ilgili bu değerlendirmesi gerekçeli kararın yayımlanmasıyla yürürlüğe girecek. HSYK genel sekreter yardımcılarının kanunda yazılı koşullarda bakan tarafından atanmasını düzenleyen hüküm ise yürürlükte kaldı.

Teftiş Kurulu başkanını HSYK başkanı olan adalet bakanına sorumlu hale getiren madde de iptal edildi. Teftiş Kurulu’nun görevlerini düzenleyen HSYK Kanunu 14. maddede yer alan ‘Kanun, tüzük ve yönetmeliklerde gösterilen veya başkan tarafından verilen benzeri görevleri yapmak’ hükmündeki ‘başkan’ ibaresi Anayasa’ya aykırı bulundu. Bakanın Teftiş Kurulu’na görev verme yetkisi kaldırıldı. Daha önce bu yetki HSYK Genel Kurulu’na aitti. Teftiş Kurulu başkanının sorumluluğu ve Teftiş Kurulu’na görev verme yetkisiyle ilgili doğan boşluğun giderilmesi için hükmün iptalinin 3 ay sonra yürürlüğe girmesi kararlaştırıldı. Kurul müfettişlerinin seçilme şartlarına ilişkin madde de kararın yayımlanmasıyla yürürlüğe girecek şekilde iptal edildi. Müfettişlerin atanmasında 1. Daire’nin her bir boş kadro için iki katı aday göstermesini öngören hükmün yürürlüğü de kaldırıldı. Müfettişlerin, şartları taşıyarak başvuranlar arasından seçilmesi usulüne geri dönüldü.

AYM, adalet bakanına üyelerin hangi dairede asıl ve tamamlayıcı üye olarak görev yapacağını belirleme yetkisi veren hükmü iptal etti. Hükmün yürürlüğünü de durdurdu. Böylece mahkeme, adalet bakanının HSYK üyelerinin hangi dairede görev yapacağını belirlemesinin açıkça Anayasa’ya aykırı olduğuna ve uygulanmasıyla telafisi güç veya imkânsız zararların meydana geleceğini belirtmiş oldu.

Daire başkanlarının seçim usulüyle ilgili getirilen, ‘Daire başkanları, her dairenin kendi üyeleri içinden üye tam sayısının salt çoğunluğuyla belirlenecek iki aday arasından, Genel Kurulca seçilir. Genel Kurul’un ilk toplantısında toplantı veya karar yeter sayısının sağlanamaması hâlinde üç gün içinde yapılacak ikinci toplantıda, katılanların en çok oyunu alan kişi daire başkanı seçilmiş sayılır’ ibaresi iptal edildi. Mahkeme, bu konuda bir düzenleme yapılması için 3 aylık süre belirledi.

Yargıtay ve Danıştay’dan HSYK’ya gelecek 5 üyenin seçimiyle ilgili getirilen, her üyenin sadece bir aday için oy kullanabileceği kuralı Anayasa’ya aykırı bulunmadı. Ancak adli ve idari yargıdan seçilecek üyeler için her hakim ve savcının seçilecek asil ve yedek üye sayısının toplamı kadar oy kullanma zorunluluğu kaldı. Böylece adli yargıda oy kullanan bir hakim veya savcı 11 kişinin ismini yazmak zorunda olacak. HSYK üyeliğine aday olma kriterleri arasında getirilen 20 yıl şartı da AYK kararıyla kalktı. Üye olmak için 1. sınıfa ayrılmış (en az 12 yıl çalışan) hakim veya savcı olmak yetecek. Yine, Adalet Bakanı’nın, Kurul’u belirli şartlarda olağanüstü toplantıya çağırma yetkisiyle ilgili sıralanan şartlar Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edildi. 3 ay içinde Meclis’te yeni düzenleme yapılmazsa HSYK olağanüstü toplanamayacak.

AYM, seçimle gelen HSYK üyelerinin disiplin suçu oluşturan eylemleri sebebiyle haklarında yürütülecek disiplin soruşturmasını yapma yetkisinin Bakan’a verilmesinin de Anayasa’ya aykırılık oluşturduğuna hükmetti. Üyelerin görevleriyle ilgili suçları ile kişisel suçları hakkındaki soruşturma izni işlemlerini başkanın (bakan) yetkisine veren kanun hükmü de yürürlükten kaldırıldı. Genel sekreter adaylarının seçimini belirleme süreciyle ilgili Genel Kurul’da toplantı yeter sayısının sağlanamaması halinde yeter sayı aranmadan karar alınabilmesinin önünü açan hüküm iptal edilen hükümler arasında yer aldı. Tetkik hakimliğine seçilme  şartları ve usulüne ilişkin düzenleme iptal edilirken hükmün yürürlüğü durduruldu.

CHP, söz konusu kanun Resmî Gazete’de yayımlanır yayımlanmaz yürürlüğün durdurulması için Anayasa Mahkemesi’ne gitmişti. Ancak usul eksikliği sebebiyle başvuru reddedildi. CHP, bu kez iptal ve yürütmenin durdurulması talepleriyle yeniden başvurdu. Bu arada hükümet, HSYK ve Adalet Akademisi’nde istediği değişiklikleri gerçekleştirmişti.

HSYK YASASININ İPTALİNE KİM, NE DEDİ?..

Devamını okumak için tıklayın.

Büşra Erdal’ın Zaman’daki yorumu ise şöyle:

”Anayasa Mahkemesi, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) kanun değişikliğinde kısmi iptal kararı ile ‘hukuk devletinin organı’ vasfını gösterdi. 

Geçen Twitter yasağını kaldırmadaki ‘özgürlükçü’  duruşu bu son kararı demokrasiyle daha da bütünleşti. Yüksek mahkeme, HSYK’yı  adalet bakanlığının bir kolu haline getiren, yargı üzerinde Adalet Bakanının tek başına iradesini yansıtan kanunun ‘sakıncalı’ maddelerini iptal etmekle de kalmadı sadece. AYM bu kararı ile, hukuksuz eylemlerin tartışılma ve karara bağlanma yerinin ‘sandık’ değil demokrasi ve hukuk devletinin unsurları bağımsız mahkemeler olduğunu bir kez daha hatırlattı.

AK Parti hükümeti, 17-25 Aralık yolsuzluk ve rüşvet soruşturmalarından sonra yeni bir ‘devlet’ inşasına başladı. Özgürlükleri kısıtlayan ‘İnternet kanunu’ ve yargıya müdahale içeren HSYK değişikliği düzenlemeleri bu yeni devletin ‘hukuktan uzaklaşma’ eğilimini net bir şekilde gösterdi.

Akabinde şu anda Meclis’te tartışılan MİT yasası da, hukuk kurumlarının işlediği bir demokrasiden ziyade hukukun, yargının işlemediği yeni bir devlet modeline işaret ediyor. İşte AK Parti hükümetinin tek başına eleştirilere kulak kapatarak çıkardığı bu kanunların tek denetim yeri Anayasa Mahkemesi (AYM).

Nitekim, AYM, iptal edilmesi talebiyle önüne gelen en kritik düzenlemelerden HSYK kanunu hakkında kararını açıkladı.

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün ‘12 maddesi Anayasa’ya aykırı’ deyip sonra da  onayladığı HSYK kanununa dair AYM’den olması gereken bir karar çıktı. Adalet bakanının “genel kurul” ve teftiş kurulu üzerinde yetkili kılan maddeler iptal edildi.  HSYK personelinin görevlerine son verme düzenlemesi de iptal edilenler arasında. Bakanı, HSYK içinden uzaklaştıran bu iptaller, hukuk devleti için kuşkusuz önemli bir adım. Ancak bu dönemde bakanın yaptığı bütün işlemler hukuksuz, anayasaya aykırı olsa da kanunen geçerli. Çünkü AYM kararları geriye dönük  işlemlerin iptaline sebep olmuyor. AYM kararı etki etmese de, Adalet Bakanlığı’nın anayasaya aykırılığı mahkeme kararı ile tescil edilmiş kanuna dayanarak yapılan işlemleri kendiliğinden iptal etmesi beklenir. Ama bu normal hukuk devletlerinde karşılaşacağımız türden bir davranış olurdu. Çünkü bu kanun açık anayasa aykırılığına rağmen çıkarılmış bilinçli bir düzenleme. ‘Yargıya ne kadar müdahale edilebilirse kârdır’ mantığıyla çıktı.

HSYK kanun değişikliği, özellikle ‘yolsuzluk ve rüşvet’ soruşturmalarından sonra yapılan bir dizi hukuka müdahalenin en üst noktası oldu. Adli kolluk yönetmeliği değişikliği, hakim-savcıları, polisleri görevden alma, adliyede farklı görevlendirmelere gitme gibi  ‘hukuk devletinde ara dönem’ şeklinde tanımlanabilecek, temel hukuk kriterlerinin devre dışı olduğu bir uygulamalar silsilesi.

Bütün bu gelişmeler dikkate alındığında da, bakanlıktan ‘yapılan işlemleri geri alma, iptal’ gibi bir alicenaplık beklenmez. Ama bu kanuna göre yapılanan yeni HSYK’nın sürdüğü hakim ve savcılar, bu atamalara itirazlarını ileri sürerken kuşkusuz AYM kararına atıf yapacaklardır. Yani karar bu haliyle ileriye dönük olarak etkili olacak.

Öte yandan, bu kararın bir anlamı daha var. Yüksek mahkeme, HSYK iptali ile MİT düzenlemesi için de hükümete mesaj veriyor aslında. Kişi hak ve özgürlükleri açısından açıkça Anayasa’ya aykırı hükümler içeren MİT yasa tasarısının da bu haliyle Meclis’ten geçirilmesi halinde AYM’ce iptal edilmesi şaşırtıcı olmaz.” 

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *