Ali İsmail Korkmaz davası: 'Başım başım diye ağlayıp koşarak uzaklaştı'

Bugünkü Radikal’den notlar:

Duruşmaya katılmak için anne Emel Korkmaz, baba Şahap Korkmaz ve bazı yakınları Hatay’dan Kayseri’ye geldi.

Ali İsmail’in fotoğrafını göğsünde taşıyan anne Emel Korkmaz, duruşma salonuna girerken “Ali İsmail’in hesabını sormaya geldim. Ali İsmail ile birlikte geldim. Acaba evlatları annelerinin elini öpebildi mi? Çocukları, ‘Babam nerede?’ diye sorduğunda ne cevap verdi? ‘Biz 19 yaşında gencecik çocuğa kıydık, hapisteyiz’ mi dediler, yoksa ne dediler merak ediyorum. Katillerle yüzleşmeye Ali İsmail ile birlikte geldim. Acaba evlatları annelerinin elini öpebildi mi?” dedi.

Berkin Elvan’ın babası Sami Elvan, Ethem Sarısülük’ün ağabeyi Mustafa Sarısülük, Mehmet Ayvalıtaş’ın babası Ali Ayvalıtaş da destek için adliyeye geldi

Duruşmada olan Ali İsmail Korkmaz’ın ağabeyi Gürkan Korkmaz, Twitter’dan bir fotoğraf paylaştı ve şöyle yazdı: Tutuksuz sanık 3 polis de salona geldi. Polis arkadaşlarının yanına sığındılar. Annem ve babamla aynı karedeler!

Duruşmada salona önce önce tutuksuz sonra tutuklu sanıklar getirildi. Sanıklarla Korkmaz ailesi arasına jandarma dizildi. Müdahil avukatlar, “Duruşmada olaya ilişkin önemli gördüğümüz görüntüler göstereceğiz. Salonda sinevizyon sistemi kurulmadığından zorlanacağız” dedi.

Berkin Elvan’ın babası Sami Elvan da, “Benim oğlum da polisler tarafından öldürüldü” diyerek davaya katılma talebinde bulundu. Elvan’ın yanı sıra Hatay’da yaşamını yitiren Ahmet Atakan’ın ağabeyi Zafer Atakan ile Balıkesir ve Mersin barolarından müdahil olma talebi geldi. Sanık avukatları ise bu taleplerin reddedilmesini istedi.

Ağabey Gürkan Korkmaz ise kucağında oğlu Ali Yusuf’la birlikte söz aldı. Oğlunun 7 aylık olduğunu, olaydan mağdur olduğunu, amcasıyla adaş olduğunu, onun bayrağını Ali Yusuf’un aldığını belirterek bebek adına davaya katılma talebinde bulundu.

Mahkeme davaya katılma taleplerini reddetti.

Duruşmada daha sonra Ali İsmail Korkmaz dövülürken olay yerine çok yakın olan tanık Semih Berkan Yapıcı salona alındı. Kimlik tespiti yapıldı. Yemin ettikten sonra anlatmaya başladı.

 “2 Haziran akşamı arkadaşımız Şeyma ile buluştuk. Espark önündeki gösterilere bakmaya gittik. Epeyce orda durduk. 11.30’da Espark’tan ayrıldık. Ertesi günü pazartesi ve mesai günü olduğu için ayrıldık. Yunus Emre Caddesine çıkan yollardan gittik. Arkadaşım Şeyma’yı evine bıraktım. Orda oturuyordu. Onu bıraktıktan sonra Yunus Emre Caddesi’ne bakan eski Şekerbank’ın orda protestocuların polisle çatışma halinde olduğunu gördüm. Yaklaştım. Bir süre sonra çevik kuvvet TOMA ile barikatı yıktı. Ben de kaçtım. Grupla birlikte ayrıldım. Onlarla birlikte ara sokaklarda dolaşmaya başladık.

AK Parti binasını geçtikten sonra Yunus Emre Caddesini kesen caddede beklemeye başladım. Eve gitmek için kendime güvenli yol aradım. Kapalı pazar hizasına yöneldim. Bir sokakta iki alkollü kişinin yalpalayarak yürüdüğünü gördüm. Arkalarından yürümeye koyuldum. Kapalı pazarı geçtikten sonra sola döndüm fırının bulunduğu kısma vardım. Önümde yaşlı bir çift de vardı. Polis ve fırın esnafının orda olduğunu gördüm. Biber gazı atılmıştı yüzüm yanmaya başladı.

Yaşlı çiftle birlikte fırına girdim. Fırının içinde 2 polis vardı. Biri bıyıklıydı, diğerini pek hatırlamıyorum. Gazın etkisi geçmiştir diye düşündüm ve dışarı çıktım. Gazın etkisi tam geçmemişti. Kısa ara sokağa yönelmeye başladım telefonla internete girmeye çalışıyordum. O sırada göstericinin yakalandığını düşündüm çünkü yapmayın etmeyin diye bağırtı duydum. Çok geçmeden iki polisin bir göstericiyi iki kolundan tutup kapalı pazar kısmına doğru götürdüğünü gördüm. Yakaladıkları kişinin yüzünde maske vardı, bacak kısımlarına vurduklarını gördüm. Kapalı pazar kısmına götürüp darp etmeye başladılar.

Elinde odunla Serkan Kavak da vardı. Polisle birlikte Serkan Kavak da vurmaya başladı. Polis bıraktıktan sonra Serkan vurmaya devam etti. Darp edilen kişi fırsatını bulup fırının oraya kaçtı. Serkan Kavak, polis ve ben de fırına yöneldim. Gaz saldırısı yeniden başladığı için evime gidemedim orda bir süre mahsur kaldım. Sokağa giren sarışın uzun boylu bir çocuk vardı. Bu çocuk Serkan Kavak tarafından darp edildi. ‘Su almaya geldim. Vurmayın’ diye bağırdığını duydum. Eve gitmek için hareket ettim. Orda bulunan birine ‘hangi yolu kullanabilirim’ diye sordum. Sıkıntı yok gidebilirsin dediler.

“Asarcıklı caddesine doğru çıkmaya başladım. Serkan Kavak’ın pasaj girişinde saklandığını gördüm. Ben çıkarken sen geri kaç dediğini duydum. Doğukan Bilir ve Ali İsmail’in sokağa girdiğini gördüm. Ali İsmail sokağa girmeden önce Hüseyin isimli bıyıklı polisle gaz maskeli başka polisin olduğunu gördüm. Sokağın başında ara sıra pusuya yatıyorlardı. Ali İsmail sokağa girdiğinde Hüseyin ve gaz maskeli polisler tarafından yakalanmaya çalıştı ama Doğukan Bilir’i darp ettiler.

Ardından Ali İsmail Korkmaz’ın bana doğru koştuğunu gördüm. Ben ters istikamete koştum. Beni görüp korkmasını istemedim. Polis ve esnafın tut, yakala şunu demelerinden çekindiğim için bir kapının ardına saklandım ve izledim.

Ali İsmail koşarken bizzat fırıncı esnafı tarafından yakalandı. Ali İsmail’in fırıncılar tarafından önü kesildiğinde kepenklere doğru hamle yaptı. Fırıncı tarafından çelme takıldı ve Ali İsmail orada dengesini kaybetti. Dengesini kaybedip düştükten sonra orda bulunan herkes tarafından darp edilmeye başladı. Sokağın diğer tarafından uzun boylu, kır saçlı saçları omuzlarında elinde copla gelen polis gördüm.

O polis ve polis memuru Mevlüt Saldoğan tarafından dövüldüğünü gördüm. Ardından Ali İsmail tekmelerle darp edilmeye başladı. Yüzünü korumaya çalışması fayda etmedi. Kafasını taşa vurdu ve bilincini orda kaybetti. Sığındığım kısımdan Ali İsmail’in yüzünü hafızama kazıdım. Gözleri kapalıydı. Ardından ben kapıdan sığındığım kısımdan çıktım. Ali’nin yavaş yavaş kendine geldiğini gördüm. Kendisine baktım ama bir şey yapamadım. Ardından diğer polis ve esnafın bana baktığını fark ettim. Orda kalakaldım. Kendine geldiğinde Mevlüt Saldoğan tarafından yeniden darp edildiğini gördüm.

Ali İsmail’in orda Mevlüt Saldoğan tarafından kafasına tekmeyle sert darbeler vurduğunu gördüm. Ali İsmail ani bir atakla ordan kaçtı. Sokağın ucuna gittiğinde ise sokağın ucunda pusuya yatan Hüseyin isimli polis ve gaz maskeli diğer polis tarafından tekrar darp edildi, copla bacaklarına vuruldu. Bulunduğum kısımda ‘çevirin bunu, çevirin’ diye bağırdıklarını duydum. Ali İsmail üçüncü kez darp edilişinde sokağın soluna dönüp gözden kayboldu. Ben bir süre daha bekledim, sonra çevik kuvvetin sokağa girip yanılmıyorsam Serkan Kavak’a ‘Başımıza iş açacaksın sakin ol’ dediklerini duydum. Sonra ordan ayrılıp eve döndüm.” 

Tanık konuşurken salonda başta Korkmaz ailesi olmak üzere birçok kişi ağladı. Tanık Yapıcı, anlatımlarından sonra salonda bulunan sanıkları teşhis etmeye başladı.

Yapıcı, polis memuru Mevlüt Saldoğan’ı ve polis memuru Hüseyin Engin”i teşhis etti. Yapıcı, sanık Şaban Gökpınar’ın da sokakta olduğunu söyledi.

Gökpınar’ın polis memuru Hüseyin’le birlikte hareket ettiğini ifade etti. Yapıcı, sanıklar Mevlüt Saldoğan, Hüseyin Engin, Şaban Gökpınar, Yalçın Akdoğan, Ebubekir Harlar ve fırıncıları tek tek seçerek teşhis etti.

Yapıcı’nın Ekşisözlük’teki yazısı okunurken, sanık cephesinden salona doğru sataşma geldi. Bunun üzerine ağabey Gürkan Korkmaz tepki gösterdi. Salonda tepki yükseldi, Korkmaz salondan çıkarıldı.

Daha sonra sanık avukatları tanğa soru sormaya başladı. “Kız arkadaşın kim”, “Daha önce çelişkili ifade verdin”, “Sen eylemci misin” gibi sorular soruldu. Bu sorular da tepki aldı. Şimdi Korkmaz’ın dövülme görüntüleri izletilecek. Ve bu görüntüler üzerinden tam tespit edemediğini söylediği sanığın tespitine çalışılacak.

Ali İsmail Korkmaz’ın dövülme görüntüleri izlenirken anne ve ablası salondan çıktı. Tanık Yapıcı, Ayhan Akdoğan’ı teşhis etti. “İlk basta teşhis edememe sebebi tip değiştirmesidir” dedi.

Duruşmaya verilen arada Ali İsmail’in ailesi ve Gezi eylemlerinde hayatını kaybedenlerin aileleri adliye dışında dava için Kayseri’ye gelenlere seslendi. Kalabalık gruba seslenen Ali İsmail’in ağabeyi Gürkan Korkmaz, “Bizden bir Ali aldılar, binlerce verdiler. Katillerden hesap sorana kadar buradayız” diye konuştu.

Davanın öğleden sonraki oturumu başladı. Sanıklardan Şaban Gökpınar söz alarak tanığa soru sormak istediğini söyledi. Gökpınar, “Gezi eylemlerine katılan bir şahsın tanıklığına ne kadar güvenibilir” deyince salondan tepkiler yükseldi. Bu arada sanık avukatı da tanığa, “Peki sana neden müdahale edilmedi” diye sordu.

Müdahil avukatlarsa “Asıl sanıklara neden Ali İsmail’e müdahale ettiniz diye sorun” sözleriyle tepki gösterdi. Sanık avukatı sorusunu tekrarlayınca, müdahil avuktalar da “Tanığa sen neden sağ kaldın diye sorulmaz” dedi.

Tanık Yapıcı, soru üzerine “Neden hayattayim onu anlatayım. Yaşlı çiftin arkasına takıldığım için akraba sandılar sanırım. Öyle geçebildim” dedi.

İkinci tanık Turhan Güler tanık kürsüsüne alındı. Olay günü Ali İsmail’i hastaneye götüren arkadaşı olan Güler şunları söyledi:

“Fırat Köse, Ali İsmail ve ben üçümüz beraberdik. Bir ara ışıklarda Ali’den ayrıldık. Ali ışıklardan sola kaçtı ben köprüye doğru gittim. Yarım saat sonra karşılaştık. Üzerinde kırmızı montu vardı. Yüzü kanlıydı ve morluklar vardı, “Ne oldu” diye sordum. “Cop yedim, kafama darbe aldım” dedi.Sürekli aynı kelimeleri kullanıyordu. “Hastaneye gidelim” dedi. Yol boyunca “Neredeyiz, nereye gidiyoruz” diye sordu. Yürürken telefonla Fırat, Ahmet ve Okan’ı aradım, onları alıp hastaneye gittik”

Duruşmada tanık Güler’in Ali İsmail Korkmaz’la birlikte hastaneye gittiği görüntüler izletildi. Güler görüntülerdeki kişilerin kendisi ve Ali İsmail olduğunu teyit etti.

Duruşmada daha sonra 3. tanık Fırat Köse kürsüye çağrıldı. Köse, “Ben Ali’nin ev arkadaşıyım, o gün yeni ev tutup kontratı imzaladık. Çarşıya doğru yürüyüp eylemlere baktık.  Orada 30 -40 dakika durabildim. Dersim vardı, erken ayrılıp eve gittim. Saat 01:30- 02:00 arasında Ali aradı. Tuhaf konuştu, tersler gibiydi. Beş – on dakika sonra ise Turhan aradı. Ali İsmail’in darp edildiğini söyledi. Evden çıktık. Gittiğimizde Ali kaldırımda oturuyorlardı. “Ne oldu” dedik. Başta konuşmadı. Turan polislerin ve sivillerin dövdüğünü söyledi. Yola çıkmadan önce Okan’ı aradık. Geldi. Mavi Hastane’ye gittik. Orada tomografi olmadığı için SSK’ya gidin dediler. Okan ambulansla Ali ismail’le gitti biz yürüdük. 40 dakika tomografi bekledik. Doktor hiç bir şeyi olmadığını, 1 – 2 güne kadar iyi olacağını, sınavlara kadar iyileşeceğini söyledi. Sonra gittik, yattık. Ali İsmail bizden önce kalkmış. Okan onla ilgilenmiş. Yeniden hastaneye gittiler. Ama “Karakola gidin” demişler. Birkaç karakol gezmişler. Ve orada artık devlet hastanesine gidince beyin kanamasını öğrendik.”

Dördüncü tanık yine Ali İsmail’in arkadaşlarından Ahmet Uygun ise özetle şunları anlattı: “Olaya şahit olmadım. Biz evdeydik. Turhan aradı. Marketin orada bulduk onları. Ali İsmail kaldırımda oturuyordu. Çok kötü görünüyordu. Ciddi darbeler almıştı. Mavi Hastaneye giderken sorduk. “Çok kötü dayak yedim” dedi. Kimler dedik. “Sivil ve polis” dedi. SSK’ya sevk ettiler. Ali İsmail “Cuma sınavlarım başlıyor, iyileşir miyim” dedi. Doktor “Hiç bir şeyin kalmaz” dedi. Biz “Kontrol altında kalması gerekmez mi” dedik. “Sıkıntı olmaz” dedi. Ali İsmail ailesinin bu olayı bilmesini hiç istemiyordu. “Merdivenden düştüm diyeyim” dedi. Biz “Olmaz” dedik ama öyle demiş olabilir. Çok korkmuştu Ali İsmail.”

Beşinci tanık Okan Korkmaz kürsüye geldi. Ali İsmail’in kuzeni olan Korkmaz, “Mavi Hastane’ye gittik. Röntgen çekildi. Doktor omuzda kırık olduğunu, gerekli ekipman olmadığı için başıyla ilgili bir şey söyleyemeyeceğini belirtti. Ali İsmail iyi görünmüyordu. Başında darp izleri vardı. “Kimler saldırdı” dedik, pek iyi hatırlamadığını söyledi. Konuşmasında güçlük vardı. Dişi kırılmıştı sanırım. Doktor “Ne oldu” dedi, o da “Merdivenden düştüm” dedi. Final haftasıydı, Ali İsmail olayı büyütmek istemedi. Doktor bizi SSK’ya sevk etti

1-2 saat bekledik. Tomografi çekildi. Doktor bir ağrı kesici verdi. “Neler oldu” dedik. “Saldırıya uğradım, polis ve sivil karışıktı” dedi. Ali İsmail’in kalp rahatsızlığından her doktor görüşümüzde söz ettik. Herkese söyledik.”

Duruşmada tanık olarak Fırat Kırbaş: “Serkan Kavak elinde odunla sokağa geldi. “Ben bu sokağın başbakanıyım” dedi. Kardeşlerimle çay ocağındaydım. Daha sonra sokağa 8 – 10 kişilik ellerinde cop, sopa ve telsiz bulunan grup girdi. Esnafı eylemci sanıp dövdüler. Daha sonra fırıncı “Bunlar esnaf bizden” diye durdurdu. 8 – 10 kişilik grup sokağa pusu kurdu. Orada gelip geçeni darp ettiler Bazıları ara sokaklara kaçtı. Eylemcilerden biri 8 – 10 kişi tarafından dövüldü. Sonra çevik kuvvet geldi. Bir de onlar dövdü. Kısa süre sonra birini çevirdiler. Çelme taktılar. Bu kişi kepenge çarpıp düştü. Sendeleyerek düştüğü anı gördüm. Yere düşen kişi can havliyle bir iki küfür etti. Onlar da bunu duyunca tekrar yüklendi. Fırıncı ve sicil polisler de bunlar arasındaydı. Yere düşen kişi “Başım, başım” diye ağlayarak koşarak uzaklaştı.”

Kırbaş ifadesinden sonra anlattığı bu anın Ali İsmail Korkmaz’ın dövüldüğü an olduğunu söyledi.

Emniyet Müdürü Mustafa Aydın, çevre illerden gelenlerle birlikte toplam bin 900 polis, dört TOMA ve bir helikopterin şehirde görev yaptığını açıkladı.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *