Aksoy: ‘İhaleler direkt Başbakan tarafından dağıtılıyordu’

Yolsuzluk soruşturmalarının yürütüldüğü dönem İstanbul Mali Şube Müdür Yardımcısı olan Kazım Aksoy, 25 Aralık dosyasıyla ilgili, “Bu dosya, devlet imkânlarının nüfuz kullanmak suretiyle yakın çevreye nasıl peşkeş çekildiğini ortaya koyuyor” diyor. Aksoy, ihalelerin direkt olarak dönemin başbakanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından dağıtıldığını, kimin ne kadar aldığını yine kendisinin bildiğini söylüyor.

25 Aralık sorgularıyla ilgili Taraf’tan Aysun Yazıcı’nın haberi:

Aksoy, takipsizlik verilen ve polislere yönelik soruşturmaya dayanak olan 25 Aralık soruşturmasıyla ilgili, “Bu dosya, devlet imkânlarının nüfuz kullanmak suretiyle yakın çevreye nasıl peşkeş çekildiğini ortaya konulması adına çok önemli bir dosyadır” dedi.

 

Sabah-ATV’nin satışı, Etiler Polis Okulu arazisiyle ilgili fezlekelerde geçen “daha üst düzey” ifadeleriyle ilgili Aksoy, “Daha üst düzey şeklinde belirtilen ibare genel olarak Sayın Recep Tayyip Erdoğan’dır. Çünkü ihaleler direkt olarak Başbakan tarafından dağıtılmakta, kimin ne kadar aldığı yine kendileri tarafından belirlenmekteydi. Bunlar da mahkeme kararıyla dinlenmesi ve fiziki takibi yapılan şahısların görüşmeleri ve takiplerinden anlaşılmaktadır” dedi.

Kazım Aksoy, dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan ve bakanların dinlendiği iddialarıyla ilgili olar şöyle dedi:

“Anayasamızın 83. Maddesi yasama dokunulmazlığı olan kişilerin yakalama, gözaltına alma ifadesinin alınması, durdurma ve yargılama yapılamaz ve tutuklanamaz denilmektedir. Dinlemeyle alakalı herhangi bir hüküm bulunmamaktadır. Kaldı ki, dokunulmazlığı olan hiç kimse dinlenilmemiş, fiziki takipleri yapılmamıştır. Bu kapsamda Başbakan, bakanlar Milletvekilleri, Başbakanın çocukları, damadı dinlenilmemiştir ve fiziki takipleri yapılmamıştır.

Eğer CMK 135 ve 140 kararı olan şahıslar takip edilirken dokunulmazlığı olan şahıslar suça iştirak etmişlerse savcının talimatıyla tapeleri yapılmıştır. Ve soruşturma savcısına da bu konu hakkında bilgi verilmiştir… Bu suçun ortaya çıkartılması kapsamında usule uygun teknik takip yapılırken devlet sırrı özelliği taşıyan bilgilere ulaşılmışsa bu bilgilerin göz ardı edilemeyeceği, hâkim ve mahkeme tarafından değerlendirilmesi gerektiği bir gerçektir. Kaldı ki burada herhangi bir devlet sırrı dahi yoktur. Takip edilen şahısların suçla ilgili görüşmelerinden ibarettir.”

Aksoy’un ifadesinde gizli tanık beyanları da geniş yer tuttu. Fezlekelerde Başbakan hakkında “örgüt lideri”, “dönemin başbakanı” ifadeleriyle ilgili Aksoy, “Tarafımdan imzalanarak Cumhuriyet savcılığına gönderilen fezlekelerde ‘Dönemin Başbakanı’, ‘Örgüt lideri’ ve benzeri ifadeler yer almamıştır. Geri kalan hususları benim bilmem mümkün değildir.

 

(Haber Türk’ün sahibi ve Park Holding Yönetim Kurulu Başkanı, AY) Turgay Ciner ile ilgili tapeler ve sesler dosyada mevcuttur. Soruda geçen diğer hususları benim bilmem mümkün değildir. Gizli tanığın savcılığa teslim etmiş olduğu flash bellekte, anlatıldığına göre dışarı çıkarılmaması gereken bilgi ve belgelerin olduğu anlaşılmaktadır. Bana isnat edilen gizliliği ihlal suçunu kimin yapmış olabileceğini itiraf etmiş bulunmaktadır” diye ifade verdi.

 

Dönemin Başbakanı Erdoğan’ın yasaklı olmasına rağmen gizli yöntemlerle ülkeye sokulan Yasin El Kadı’nın Haliç Kongre Merkezi’ndeki görüntülerinin alınmasıyla ilgili Aksoy önemli bir bilgi verdi.

 

Aksoy,  yasama dokunulmazlığı olan kişilerin görüntülerinin alınmasıyla ilgili bu soruya, “KOM yönetmeliğinde maskeleme diye bir husus vardır. ‘Maskeleme talep edildiğinde ilgili KOM birimi yerine getirmekle yükümlüdür’ denilmektedir. Haliç Kongre Merkezi’nin kamera görüntüleri Mali Şube’nin talep etmesi halinde deşifre olacağından, konu soruşturma savcısına iletildiğinde soruşturma savcısı , ‘Güvenlik kamera görüntüleri talebi için mahkeme kararına gerek yoktur, umuma açık yerdir, siz de maskeleme yönteminiz var, bu çerçevede görüntü alıp dosyaya koyabilirsiniz’ demiştir. Bunun üzerine CMK 135 ve 140 kapsamında takip edilen Yasin El Kadı’nın güvenlik kamera görüntüleri temin edilerek dosyaya konulmuştur. Maskeleme konusu disiplin soruşturmasına konu edilmiş, ancak bu konuyla ilgili tarafıma İçişleri Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulu’nca herhangi bir ceza verilmemiştir.  Burada takip edilen şahıs Yasin El Kadı’dır” şeklinde ifade verdi.  

İfadesine Yasin El Kadı’nın yasaklı olduğu dönem ülkeye yasa dışı yollardan giriş yaptırılmasını, Bosphurus30 isimli şirkete ortak olması gibi konuları ekleyen Aksoy ifadesine şöyle devam etti:

“Urla’da 1. derece SİT alanı ilen 3. Derece SİT alanına dönüştürülmek suretiyle rüşvet karşılığında raporlar düzeltilerek villa yaptırıldığı tespitleri yapılmıştır. Buna benzer dosyada çok sayıda eylem vardır. Rüşvet, sahtecilik, ihaleye fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan mal varlığını aklama ile ilgili deliller dosyada mevcut ile takipsizlik verilmesini anlamlandıramadım. 2012/656 (25 Aralık) soruşturma sayılı dosyanın mevcut bu dosyaya dahil edilmesini talep ediyorum. Bu dosya, devlet imkanlarının nüfuz kullanmak suretiyle yakın çevreye nasıl peşkeş çekildiğini ortaya konulması adına çok önemli bir dosyadır.”

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *