'Adalet'e bakan siyasetçiye hukuk dersleri

Hukuk düzeninin paspasa, yargının harabeye dönüştüğü ülkenin Adalet Bakanı işi gücü bırakmış, yüksek yargı başkanlarının Cumhurbaşkanı’nın gezilerinde senli benli görüntüler sunmasına, siyasi kampanyalarına katılıp konuşmalarına alkışlarla destek vermesine demokrasi adına isyan edenlere laf yetiştirmekle meşgul.

Bunu yaparken de epeydir hayranlıkla(!) izleyip durduğumuz hukuk ‘dehasını’ da şakır şakır konuşturuyor.

bekir-bozdağ

Mesela şöyle buyuruyor Bekir Bey:

”Hiçbir hukuk devletinde, Cumhurbaşkanı ile Danıştay veya Yargıtay başkanları bir araya geldi diye, yargı bağımsızlığını kaybetti, denilemez.”

Demek ki, hadise bundan ibaretmiş.

Dağılabiliriz.

Ama dağılan filan yok.

Niye acaba?

Hukukun guguka dönüşmesindeki baş teknisyen rolü artık iyice tescillenmiş olan Bekir Bey, AKP hükümetinde (henüz) olmayan Propaganda Bakanlığı görevini fiilen böyle mugalatalarla yaptığı sürece daha kalabalık bir kitleyi karşısında bulacak.

Propaganda Bakanı olarak toplumu şahıs tekelinde bir polis devleti için kıvama getirmekten başka bir görevi yok.

İşin adalet bakanlığı kısmı ise sadece bir parodiden ibaret.

Bekir Bey’in AYM eski başkanı Haşim Kılıç’ın demokrasi adabının çiğnenmesine itirazından paniklediği anlaşılıyor.

hasimm

Ne dedi Haşim Kılıç?

Şunu:

”Amerika’da da yüksek yargının başkan ve üyelerinin başkan ile aynı yerde bulunduğu etkinlikler söz konusu olabiliyor. Ancak başkan salona girdiğinde yargıçlar asla ayağa kalkmazlar, konuşmasının sonunda da asla alkışlamazlar.” ‘

‘Tabii ki yüksek yargı organları başkanları da zaman zaman bazı açılışlara davet edilir. Bunlar temel atmalar, açılışlar gibi ülke için gerçekten önemli etkinliklerdir. Ama benim hatırladığım dönemde Cumhurbaşkanı ile yargı organları başkanlarının bu tür görüntüleri hiç olmadı.”

”Sayın Cumhurbaşkanı sanki başbakanmış gibi muhalefet partilerini eleştiriyor. Cumhurbaşkanı’nın böyle vaziyet aldığı durumlarda yargı organlarının başkanlarının bu tür seyahatlere gitmeleri fevkalade yanlıştır.”

Kuvvetler ayrılığının yerle bir edilip, devlet içi ilişkilerin cılkının çıkarılmasına isyan ediyor Kılıç.

Bekir Bey’in yapmaya çalıştığı, gerçekleri balçıkla sıvama gayreti.

Kuvvetler ayrılığı adabı, yargının onuru, siyaset ahlakı vs. umurunda değil.

Yargının topyekûn, kendisi gibi Yüce Lider’e el pençe divan biat etmesini istiyor.

Bir de ezber patlatmış:

”Yargının bağımsızlığı/tarafsızlığı, yargı görevi yapanların kiminle bir arada olduğuyla değil, verdikleri adil kararlarla tesis/inşa edilir.”

İnsan neresinden tutacağını şaşırıyor.

Adil karar mı bıraktınız bu ülkede Bekir Bey?

Yargıtay’ın oy birliğiyle onadığı Balyoz’un 180 derece dönüşle düşürülmesi mi, yazboza döndürülen Ergenekon mu, faili meçhullerin beraatlerle kapatılması mı, haber yapan gazetecilere beş yıl hapis mi, gazetecinin 14 ay iddianamesiz tutuklu kalması veya annelik haklarının elinden alınması mı, medya gruplarının gaspı mı, 17-25 Aralık dosyalarının örtbas edilmesi mi adil karar?

En son şu Ceyda Karan-Hikmet Çetinkaya mahkûmiyet kararının evlere şenlik gerekçesine bakın.

Söyleyin açıkça:

Türkiye’ye medeni hukuk yerine şeriat hukukunu mu yakıştırıyorsunuz?

AİHM, Alevi haklarının ülkede ihlal edildiğini karara bağladı. Niye sesiniz çıkmıyor?

ABD’de mahkeme Zarrab’ın Türk cezaevinden rüşvetle çıktığını yazıyor. Nedir bu işin aslı?

Konuşsanıza.

Yüce Lider geçen gün ‘bunlar ateist, bunlar zerdüşt!’ diye gürlüyordu.

Kendisini TCK Madde 216’nın varlığı konusunda ne zaman uyaracaksınız?

Ne diyor Madde 216:

‘Halkın sosyal sınıf, ırk, din, mezhep veya bölge bakımından farklı özelliklere sahip bir kesimini, diğer bir kesimi aleyhine kin ve düşmanlığa alenen tahrik eden kimse, bu nedenle kamu güvenliği açısından açık ve yakın bir tehlikenin ortaya çıkması halinde, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.’

‘Halkın bir kesiminin benimsediği dinî değerleri alenen aşağılayan kişi, fiilin kamu barışını bozmaya elverişli olması hâlinde, altı aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.’

Yüce Lider önceki gün Diyarbakır’da ‘Eyy yargı! Üzerine düşen görevi yapacaksın!’ diye heyheyleniyordu.

Cesaretinizi toplayıp kendisine TCK Madde 277 ve 288’i hatırlatacak mısınız?

Ne diyor Madde 277:

‘Görülmekte olan bir davada veya yapılmakta olan bir soruşturmada, gerçeğin ortaya çıkmasını engellemek veya bir haksızlık oluşturmak amacıyla, davanın taraflarından birinin, şüpheli veya sanığın, katılanın veya mağdurun lehine veya aleyhine sonuç doğuracak bir karar vermesi veya bir işlem tesis etmesi ya da beyanda bulunması için, yargı görevi yapanı, bilirkişiyi veya tanığı hukuka aykırı olarak etkilemeye teşebbüs eden kişi, iki yıldan dört yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.’

Ne diyor Madde 288:

‘Görülmekte olan bir davada veya yapılmakta olan bir soruşturmada, hukuka aykırı bir karar vermesi veya bir işlem tesis etmesi ya da gerçeğe aykırı beyanda bulunması için, yargı görevi yapanı, bilirkişiyi veya tanığı hukuka aykırı olarak etkilemek amacıyla alenen sözlü veya yazılı beyanda bulunan kişi, elli günden az olmamak üzere adli para cezası ile cezalandırılır.’

Adalet mefhumunun anlamını, bağımsız yargının tarifini, hukukun değerini, ahlakın kutsallığını bilen bir bakan olsaydınız, umutlanırdık.

Halinizi acı acı gülerek izliyoruz sadece.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *