AB İlerleme Raporu’nda iki temel mesaj: Özgür basın, bağımsız yargı

Avrupa Birliği (AB) Komisyonu 14 Ekim’de açıklayacağı Türkiye İlerleme Raporu’nda basın ve ifade hürriyeti ile yargı bağımsızlığı ihlallerine geniş yer ayıracak.


Zaman’dan Selçuk Gültaşlı’ya konuşan AB kaynakları, son bir yılda en büyük gerilemenin yaşandığı bu iki konudaki eleştirilerin son derece sert olacağını, geçen yıla oranla dozun artacağını belirtiyor.

Avrupa Birliği (AB) Komisyonu, Türkiye İlerleme Raporu’nda basın hürriyeti ve yargı bağımsızlığını mercek altına alacak. Yolsuzlukla mücadele, kamu idaresi ve Kürt meselesinin de geniş yer alacağı belirtiliyor.

AB kaynakları, Hürriyet’e saldırılar, İpek Medya Grubu’na baskın, Can Dündar’a soruşturmalar ve tutuklu gazeteci Hidayet Karaca’nın durumu gibi konulara hususi atıflar yapılmadan, ilkeler çerçevesinde göndermelerde bulunulacağını ifade ediyor. Basın hürriyetiyle ilgili hassasiyetin keskinleşmesinde, Hürriyet’e yapılan iki saldırının ve bu provokasyonda AKP’li vekilin öncülük etmesinin, AKP’nin de yaşananları hoş görmesinin etkili olduğu kaydediliyor. İktidarın bütün eleştirel basını susturmak istediğinin Hürriyet saldırısı ile Brüksel’de daha da iyi anlaşıldığı yorumları yapılıyor.

AB’nin yargı bağımsızlığına ilişkin tavrının sertleşmesinde ise yargının AKP’nin kontrolüne girdiği endişesi, HSYK’nın araçsallaştırılması, çok sayıda gazeteciye güvenilmez delillerle davalar açılmasının etkili olduğu dile getiriliyor.

Son bir yıl içerisinde en büyük gerilemenin basın ve ifade hürriyeti ile yargı bağımsızlığında olduğu tespiti yapan 28 üyeli Birlik, raporda bu iki konudaki ihlallere geniş yer ayıracak. Zaman’a konuşan AB kaynakları bu konulardaki eleştirilerin son derece sert olacağının, geçen yıla oranla dozun artacağının ancak raporun radikal bir yorum ya da teklif getirmeyeceğinin altını çiziyor.

AB’li diplomatlar; Hürriyet Gazetesi’ne yapılan saldırılar, İpek Medya Grubu’na baskın, Cumhuriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Can Dündar’a açılan soruşturmalar ve hâlâ tutuklu olan Samanyolu Yayın Grubu Başkanı Hidayet Karaca’nın durumu gibi konuların yakından takip edildiğini vurguluyor.

Hürriyet’e saldırıları ile AKP’nin özgür basınla mücadelesinde sadece Hizmet Hareketi ilhamlı kuruluşlar ile iktifa etmeyeceği, bütün eleştirel basını susturmak istediğinin Brüksel’de daha da iyi anlaşıldığı yorumları yapılıyor. A

namuhalefet CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu da geçen hafta Brüksel’de yaptığı temaslarda Hürriyet’e yapılan saldırıyı gündeme getirmiş, Hizmet’e yakın basın yayın organlarına da büyük baskı olduğunu muhataplarına aktarmıştı.

Bu yılki metindeki önemli yeniliklerden biri aday ülkeler arasında mukayese yapılacak olması. Hangi aday ülkenin hangi kriteri ne kadar yerine getirdiğine dair tespitlerin yer alacağı rapor ayrıca somut tavsiyelerde de bulunacak.

Öte yandan, AB’ye en kıdemli aday ülke olduğunu bildiren Türkiye, ilerleme raporlarının Türkiye’de çekiciliğini kaybettiğini, daha az okunduğunu ileterek, raporun daha okunabilir olması ve somut tavsiyeler getirmesi gerektiği mesajını iletti. Bu yılki metodoloji değişikliğinde Türkiye’nin taleplerinin etkili olduğu belirtiliyor.


Türkiye sansür ve yasaklarla anılıyor

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Başkan Yardımcısı Işıl Karakaş da AB İlerleme Raporu’nda yer alacağı bildirilen temel tespitlere paralel görüşleriyle gündeme geldi dün.

Hürriyet’in manşetten verdiği röportajında Karakaş, “Tabii ki bir zamanlar Türkiye’nin işkence yapan ülke imajı vardı, neyse ki sevinerek söyleyelim o imaj artık yok. Ama onun yerine ne geldi? İnternetin yasaklandığı, ifade özgürlüğünün hiçbir şekilde korunmadığı, sürekli hakaret yüzünden davaların açıldığı bir ülke imajı.” dedi. İpek Yezdani’ye konuşan Türk yargıç, “Türkiye’nin özellikle basın özgürlüğünün önemli ölçüde korunmadığı, yıprandığı bir ülke olarak” göründüğünü belirtti.

Cumhurbaşkanına hakaret gerekçesiyle açılan davaları da eleştirerek “Bu Avrupa’da başka bir yerde yok.” vurgusu yaptı. Kişilerin saygınlıklarına bir müdahale olduğunu düşündüklerinde sadece tazminat davası açabileceklerini belirten Karakaş, “Hakaret etmek ceza kanununda düzenlenen bir suç değil.” dedi.

Şu ana kadar icra edilmeyen 11 bin AİHM kararının olduğunu ifade eden Karakaş, bu alanda sicili en kabarık ülkeler arasında da Türkiye’nin de bulunduğunu söyledi.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *