2015 biterken: İnsanlığın sınırı nedir?

Başka bir hayat adına ölüme meydan okuyuşun ardı arkası kesilmiyor.

Son olarak 22 Aralık’ta, Kuşadası’ndan Sisam/Samos’a doğru yola çıkan bir mülteci teknesi açıkta battı ve en az 11 kişi boğularak öldü. Teknede kaç kişi bulunduğu bilinmiyor ve arama çalışmaları sürüyor.

Bunu herbirinde en az 15-20 kişinin çoluk çocuk öldüğü başkaları izledi yıl sonuna kadar.

Kar-kış-fırtına demeden büyük kaçış, göç, hayat arayışı.

Bu kimbilir kaçıncı insanlık faciası.

2015’in Ege’deki ölüm bilançosu neredeyse 4 bin.

Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği’ne (UNHCR) göre Avrupa’ya geçen mülteci sayısı 1 milyonu geçmiş durumda.

Bunların 850 bine yakını Yunanistan ve Makedonya üzerinden amansız, ölüme meydan okuyan bir göç dalgasıyla AB sınırları içine geçti.

Bu geçişin ana kanalı sayılan İdomeni’deyiz.

IMG_4634.JPG

Yunanistan’ın ikinci büyük kenti Selanik’ten 75 kilometre uzaklıktaki bu sınır kapısı, İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana görülen en büyük ve kesintisiz insan göçünün geçiş hattı.

Kaba hesaplara göre, Suriye krizinin iyice kızıştığı son üç yıl içinde Ortadoğu, Kuzey Afrika ve Asya’dan kopup gelen yaklaşık 300 bin kişinin giriş çıkışına sahne olmuş durumda.

Bunun en önemli nedeni, Yunanistan’la Balkanları bağlayan ana demiryolu hattı.Sınırın öbür yanında (bilet alarak) trene atlayıp Sırbistan ve ötesine geçmek mülteciler için dağ tepe yürüyerek geçmekten çok daha kolay.

Burada başta UNHCR, Kızılhaç, Çocukları Koruma Örgütü (Save the Children) olmak üzere toplam yedi uluslarası yardım kuruluşu 24 saat faaliyet gösteriyor.Toplam 100-150 görevli, çoğunluğu Yunan, Fransız, İngiliz ve Alman, toplanma kampına yığılan çoluk çocuk mülteci kafilelerine yardımcı olmaya çalışıyorlar.

Vardığımızda, kamp çok dolu değildi.Yunan hükümeti, sebebi henüz bilinmeyen bir kararla – muhtemelen sertleşen hava koşulları nedeniyle – kamptakilerin önemli kısmını Atina yakınında bir başka kapma taşımış.

IMG_4639 (1).JPG

Ama, akın devam ediyor.Bizim orada bulunduğumuz üç-dört saat içinde belirli aralıklarla otobüsler mülteci kafilelerini boşalttı, ve bunlar bekletilmeden Makedonya sınır geçişine sevkedildiler.

İdomeno sıfır noktası bir düzlük.Bir ay öncesine kadar burada bir kapalı sınır hattı yokmuş. Yaz boyunca büyük akın esnasında çekilen fotoğraflardan hatırladığımız manzaralar, işte bu açık alandan geçişleri gösteriyordu.

Ama, Orta ve Doğu Avrupa’nın mülteci ve yabancı fobisi iyice su yüzüne çıkmış olan yöneticilerinden Macaristan Başbakanı Victor Orban, ‘benden size katkıdır’ diye Makedonya hükümetine bütün sınırı kapatacak kadar dikenli teli hibe etmiş, kapattırmış.

Kapatma esnasında kampta bulunan Suriyeli, Iraklı, Afgan, Somalili, İranlı ve Faslı mülteciler, tel çekimine karşı sıkı ama sonuçsuz bir mücadele vermişler. Sınır kapanınca burada 3 bin kadar mülteci ‘ne ileri ne geri’ noktasında sıkışıp kalmış. Ardından, yeni bir kararla, ‘sadece Suriyeli, Afgan ve Iraklılar buradan geçebilir, gerisine izin yok’ kararı çıkmış.

Bunun üzerine gerginlik hızla tırmanmış, özellikle Faslılar, bu üç gruptan insanların geçişini engellemeye çalışmışlar, kavga gürültü çıkmış, eline sopa geçiren birbirine girmiş. O gün bugündür bu kural değişmemiş, ve muhtemelen, biraz da bu gerilimi yok etmek ve durumu kontrol altına almak amacıyla kamp boşaltılmış.

‘Bu kampın her gün binlerce insan hikayesi vardı’ diye anlatıyor Yunan gazeteci Ilios.Burada aylarını geçirmiş, her gün buradaki trajediyi kare kare fotoğraflamış. ‘Benim ailem Küçük Asya’dan, Balıkesir tarafından çok ağır baskı koşullarından kaçıp Yunanistan’a gelmek zorunda kalmış, ben de şahsen bu insanların hikayesini insanlığa anlatmayı bir borç ve görev biliyorum’ diyor.

Ilios bana uzun uzun bu hikayenin özünde gördüğü ‘modern köle ticareti’ni, menfaatçilerin ve mafyanın bu ailelerin elinde ne para varsa çekip almak için neler yaptığını anlatıyor.

Türkiye’deki insan kaçakçısı çetelere para yedirip adalara kapağı (ölmeden ve zayiat vermeden) atanlar, ya Atina’nın Pire limanına ya da Selanik limanına geliyorlar.Buradan sonrası başka macera.Bir kısmı yardım örgütleri ve Yunan sivil toplum kuruluşlarına ulaşıyor ve yasal geçiş belgeleri alabiliyorlar.Bunların işi nispeten kolay.

Diğerleri – ki çoğunluk böyle – mafyanın eline düşüyor. Bunlara kişi başına en az 1.000 Euro karşılığında mülteci geçiş belgesi sözü veriliyor, ama hemen hemen hepsi sahte belgelerle kandırılıyorlar.

Sonra İdomeno sınır kapısına gitmeye geliyor sıra.

Ilios anlatıyor:

‘Şu gördüğünüz otobüs şoförleri, bu insanlardan iki üç misli daha fazla para istiyor. Veriyorlar. Taksi tutanlar da var. Bir Yunan müşteri bu yolu diyelim 50 euroya geliyorsa, bunlardan en az 100 euro isteniyor. Yol ortasında, daha sınıra varmadan bunları küçük bebeklerle ıssız ovada öylece bırakıyorlar. Neler gördüm neler…’

Otobüsler gelip boşaltma yapıyor.Varları yoklarıyla insanlar, bebekleri kucağında, sıraya diziliyorlar.Yunan polisi sert değil.Sadece geçişin hızlı ve problemsiz olması derdinde.İlerde, demiryolunun hemen yanıbaşında kurulu derme çatma geçiş kulübesine doğru yönlendiriyorlar.

Yanıma gencecik bir UNHCR görevlisi geliyor.Eskiden suçlu çocuklarla ilgili Yunan polis biriminde çalışıyormuş, görevi onları yeniden topluma kazandırmakmış.Adı Panayota. Beş-altı aydır burada çalıştığını anlatıyor.’Bugünkü durum bir şey değil, sen yaz aylarındaki izdihamı görecektin’ diyor.

Beni alıp kafilelerin yığıldığı sınır kapısına götürüyor.Mültecilerin durumu iyi; sersefil değiller.Ama yorgun ve endişeliler.Gürültü patırtı, ‘önce ben sonra sen’ itiş kakışı yok.Sınır geçişine yaklaşırken yandaki çadırlarda görevli gençler onlara yiyecek, battaniye, yün başlık, eldiven vs dağıtıyor.

Sıfır noktasındayım. Önümde daracık bir yaya geçiş hattı var, iki yanda dikenli teller ovada sağa sola uzanıyor.Makedon sınır muhafızları her mültecinin belgelerine dikkatle bakıyor, bazılarını bırakıyor, bazılarının geçişine izin vermiyor.Bir genç çift geçiyor, ama kızı durduruyorlar, anlayamıyoruz, bir tartışma oluyor, kız bir şeyler söylüyor, genç adamın onu almasına izin vermiyorlar, kızı oturtuyorlar, ağlıyor.

IMG_4638.JPG

Panayota birilerine soruyor.’Oğlan Afganmış, kız İranlı’ diyor. ‘Herhalde birine izin var, öbürünü bırakırlar mı bilemem.’

Biraz sonra, sessiz ve yorgun bir aile, anne, baba ve küçük bir oğlan, kafileden ayrılıyor, geri dönüyor. Adam gene de umutlu, bizim yanımızda dikilip ‘belki izin verirler’ umuduyla bekliyor.

Ilios, ‘işte olay bu’ diyor. ‘Ellerindeki belge sahte, Makedon polis anladı ve geri gönderdi.’

‘Nasıl anlıyorlar?’

‘Çünkü bir numara sistemi var. Her birine Atina’da bir geçiş numarası veriyorlar ve bu tüm ülkelerin sınır kapılarına bildiriliyor. Sistem böyle. u numaralar yoksa şansın da yok. Ha, bir de bu numaraları satan bazı mülteci simsarları var, ama bunlarla yapılan sahte belgeleri de kolayca anlıyorlar.’

‘Peki, ne oluyor bu geçemeyenlere, mesela bu aile ne olacak şimdi?’

‘Geri dönecekler. Ama otobüs şoförleri şimdi bunlardan bir de geri dönüş parası alacak.’

‘Ya veremezlerse?’

‘O zaman bu kampta kalırlar, ama nereye kadar? Gene Selanik’e dönmek zorundalar.’

Döndürülenlerin sayısı hayli yüksek.

Onlar otobüs şoförleriyle yeniden pazarlık yaparken, ben kurulu büyük prefabrike evleri geziyorum. Çoğu boş. Birinin perdesini aralayınca, birden bir bebek sesi duyuluyor.Soğuk nedeniyle büyük yapının içine üç-beş aile çadırlar kurmuş.

Bebek ağlıyor. Devamlı ağlıyor.

Çadırların içinde bir yerde.

Birkaç UNHCR görevlisi, çadırın önünde saçı sakalı birbiribe karışmış bir adamla konuşuyor.Belki de kente dönmeye ikna etmeye çalışıyorlar. Rahatsız etmemek için sormuyorum.

Boğazıma bir yumru oturuyor.

Çıkıyorum.

Az ilerde, dikenli tellerle ayrılmış çayırda, bir köpek bir sağa bir sola koşturuyor.

‘Ötede kocaman bir bina var, gördün mü?’ diye sesleniyor arkamdan Ilios.

Yanıma geliyor.

Evet, Makedonya tarafında, belki üç-dört kilometre uzakta, ağaçlıklar içinde AVM kılıklı bir görkemli yapı var.

‘Kumarhane orası’ diyor Ilios.

‘Her gece sazlı sözlü, gümbür gümbür,  bol müşterili. Düşün, bir yanda bu zavallı insanlar, orada bambaşka bir dünya.’

Düşünüyorum.

Cevabını bulmak zor geliyor.

IMG_4628.JPG

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *