”2013’te AB’ye attığı imzayı inkar edip şimdi de seçmeni kandırıyor”

rtedd

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bugünkü konuşmasından:

“AB’nin tavrını görüyorsunuz. Terörle mücadelede tavrımızı yumuşatmalıymışız. Ne zamandır Türkiye’yi idare etmeye başladınız. Kim size bu yetkiyi verdi? Bunlar nasıl demokrat? Eğer AB Türkiye yerine terör örgütünü muhattap alacak kadar küçülmeye razıysa bizim açımızdan hiçbir sorun yok. Biz iki tane gülücüğünüze bu vatanın değerlerini değişmeyiz. Bize milletimizin gülücüğü yeter. Biz 35 yıldır terörle mücadele eden bir ülke olarak bu meselenin üzerinden geliriz ama Avrupa ülkeleri bu işin altından kalkamaz.”

Cumhuriyet’ten Ayşe Yıldırım bugünkü yazısında bazı hatırlatmalarda bulunmuş:


 

Her zamanki haliyle esip gürlüyor Avrupa’ya:

“72 tane madde öne sürdüler. Bu rivayet yeni çıktı, yoktu bunlar, nereden çıktı bunlar?”

72 madde dediği AB’nin vize serbestisi için Türkiye’nin yerine getirmesini istediği değişiklikler. Bunlardan 5’inin yerine getirilmediğini söylüyor AB. Ama onun derdi ‘terör’ tanımı.

“Biz burada terörle mücadele edeceğiz, beyler parlamento önünde çadır kurup baş teröristin posterini asacak, sonra kalkıp değiştir yasanı diyecek. Sen Türkiye’nin ne zamandır böyle talimatlar aldığını gördün” diyor.

Onun sözlerini referans kabul eden gazeteler atıyorlar manşeti: AB’nin HDP’yi kurtarma formülü…

Efendim, “Meclis’te fezlekeleri bulunan HDP’lilerin neredeyse tamamı AB’nin vize serbestisi karşılığında değiştirilmesini istediği Terörle Mücadele Yasası’nın 1. ve 7. maddesi kapsamında suçlanıyor”muş!

Yani, terör tanımını geniş bulan, somutlaştırılarak AB’ye uyumlu hale getirilmesini isteyen birlik, aslında HDP’yi kurtarmayı planlamış.

Cumhurbaşkanı’nı dinleyip bu gazeteleri okuyan halkın da bunlara inanmasını bekliyorlar. Resmen Türkiye yurttaşlarının akıllarına hakaret ettiklerini bile bile…

Hadi dönelim 16 Aralık 2013 tarihine.

Henüz Cumhurbaşkanı seçilmemiş olan Recep Tayyip Erdoğan başbakan.

Ankara Palas’ta bir anlaşmanın imza töreni düzenleniyor:

“Vize muafiyeti ve geri kabul anlaşması.”

Erdoğan’ın bugün yok dediği, bazı gazetelerin de üzerine atladığı ‘terör tanımı’ 72 madde arasında 65. sırada karşımızda.

Yani bugün ‘talimat’ almamış 3 yıl önce kendi elleriyle imzalamış Erdoğan…

Yani AB, HDP’lileri kurtarmak için istememiş terör tanımının değiştirilmesini…

Hatırlayınız. Çözüm sürecinin yaşandığı günlerdi. Türkiye’de bahar havası esiyordu.

Görünürde de olsa AKP ve Erdoğan Kürt siyasetçilerle sorun yaşamıyor, Kürt siyasetçilere yönelik cadı avı yapılmıyordu.

Anlaşmanın 3. bloku kamu düzeni ve güvenliği altında organize suçlarla mücadele, terör ve yolsuzlukla mücadele adı altında hazırlanmıştı…

Dördüncü bloku ise temel haklar konusundaydı. Bugün 65. madde olarak geçen terör tanımının son derece geniş olduğunu ve yeniden gözden geçirilmesini istiyordu AB. Erdoğan’ın başbakanlığındaki AKP hükümeti de büyük bir sevinçle imzalıyor, Türkiye toplumuna da gururla anlatıyordu ‘vize serbestisi’ anlaşmasını.

Yine hatırlayınız, aynı şeyi ‘şeffaflık’ yasasında da yapmıştı Erdoğan. Görevinden ayrılmak zorunda bırakılan Başbakan Davutoğlu, şeffaflık yasasından söz ettiğinde Erdoğan ne demişti: “İl yöneticisi olacak bir kişiyi bile bulamazsın.”

Öyle olur muydu gerçekten diye sormaya bile gerek yok, sanırım bugün konuşulan, yazılan yolsuzluk dosyalarının nasıl kapatıldığını düşününce. Nitekim mesajı alan Davutoğlu da bir daha söz etmedi şeffaflık yasasından.

Bir anlaşma yani yazılı bir protokol olunca ‘yalan’ diye bağırarak yok edemezsiniz gerçekleri.

Anlaşma ortada duruyor.

Buyrun bir de Avrupa Komisyonu’nun Ankara Palas toplantısından sonra Ekim 2014’te yayımladığı ilk rapora göz atın isterseniz.

Davutoğlu’nu başbakan olmaya çalıştığı için gönderen, partili cumhurbaşkanlığı için MHP ile ortaklık yapmaya hazırlanan, Kürt siyasetini Meclis dışına itmeye çalışan, ‘yol arkadaşlarını’ kendi ikbali için birer birer yolda bırakan, gözümüzün içine baka baka gerçekleri çarpıtan bir anlayış sadece Türkiye’ye kaybettirir.

Üç yıl önce AB ile Erdoğan’ın imzaladığı anlaşma ortada duruyor.

“Yoktu bunlar nereden çıktı” diye sormak olsa olsa AB’yi değil Türkiye’deki seçmen kitlesini kandırmaya dönük bir ‘dayılanma’dır ancak.

Bir de tersten soralım:

Tamam bizi kandırdın da AB’yi nasıl ikna edeceksin?

“AB vizesiz geçişi onaylamazsa mültecileri Avrupa’ya göndeririz” diyen baş danışmanın Burhan Kuzu yöntemiyle mi?

Bu da Mustafa Edib Yılmaz’ın yazısından, o da aynı tarihe dikkat çekmiş:

Türkiye vatandaşlarına Schengen bölgesine seyahatlerinde vize şartının kaldırılması için başlatılan ‘Vize Serbestleşmesi Diyalogu’ öyle dün falan değil 16 Aralık 2013’te başlatıldı. O gün Ankara’da tarafl ar arasında imzalanan Geri Kabul Anlaşması ile vizelerin kaldırılması için de Mutabakat Metni bizzat o dönem başbakan olan Tayyip Erdoğan’ın katıldığı bir ortak merasimle imza altına alındı. Erdoğan’ın cumhurbaşkanı sıfatıyla şimdi çıkıp “Nereden çıktı bunlar?” dediği 72 kriterin tamamı bu mutabakat metninde anılan 19 sayfalık ‘Vize Serbestleşmesi Yol Haritası’ adlı dokümanda bir bir yazılı. Madem kriterler kötüydü, niye 17 Aralık 2013 tarihli iktidar gazetelerinde bir bayram havasıdır gidiyor? Erdoğan’ın “16 Aralık bir milat” sözleri Sabah, Akşam, Star, Yeni Şafak vs… hepsinin birinci sayfalarında. Çok basit bir soru: Neden?

Durun daha bitmedi diyeceklerim.

Türkiye’nin bu kriterlere uygunluk düzeyinin denetlenmesi işinin verildiği AB Komisyonu, yaptığı incelemeler sonucunda ilk ‘ilerleme raporu’nu 20 Ekim 2014’te yayınladı. Bu tarihte de Erdoğan cumhurbaşkanıydı. Tek kelime etmedi kriterler hakkında. 4 Mart 2016’da ikinci ve nihayet vizelern haziran sonunda kaldırılması yönünde tavsiye kararının alındığı 4 Mayıs 2016’ta da üçüncü ilerleme raporu yayınlandı.

Kısacası tüm bu 2,5 yıllık süreç Erdoğan’ın katılımı ve gözleri önünde yürütüldü. Aksini idda eden doğruyu söylemiyor. Bu kadar basit!

Posted in: AB

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *